Yıldırım SELAMOĞLU
Din ile ahlak arasındaki bağı kuramayan bir toplumda “dindarlık” sadece gürültü üretir. Bilgi vardır ama bilinç yoktur. İbadet vardır ama sorumluluk yoktur. Söz çoktur ama duruş yoktur. Bu yüzden namaz kılan ama sözünde durmayan, oruç tutan ama kul hakkını çiğneyen, ayet okuyan ama adaletten kaçan tipler karşımıza çıkar.
Diriltmeyen din ölüdür
İnsanı değiştirmeyen, ahlak üretmeyen, vicdanı ayağa kaldırmayan bir din anlayışı canlı değildir. Adı ne olursa olsun, şekli ne kadar kutsal görünürse görünsün, diriltmeyen din ölüdür. Bugün yaşadığımız en büyük yıkım dışarıdan gelmemektedir. Din, düşmandan görmediği zararı kendi içinden görmektedir. Kitabı bilen ama kendini bilmeyenlerin elinde din, bir ahlak sistemi olmaktan çıkarılıp bir gösteriye dönüştürülmüştür. İnanç, insanı adam etmemekte; aksine insan inancı örselemektedir.
Din ile ahlak arasındaki bağı kuramayan bir toplumda “dindarlık” sadece gürültü üretir. Bilgi vardır ama bilinç yoktur. İbadet vardır ama sorumluluk yoktur. Söz çoktur ama duruş yoktur. Bu yüzden namaz kılan ama sözünde durmayan, oruç tutan ama kul hakkını çiğneyen, ayet okuyan ama adaletten kaçan tipler karşımıza çıkar. Bunlar istisna değil, yanlış bir din eğitiminin doğal sonucudur. Din öğretilmekte fakat bu öğretinin neye dönüştüğü sorgulanmamaktadır. Her öğretinin çıktısı ahlak değilse, orada eğitim iflas etmiştir. İbadeti davranıştan koparan, inancı hayattan ayıran bir anlayış insanı diriltmez; çürütür. Bugün şikâyet edilen çelişkili Müslüman görüntüsü bir ahlak krizinden çok, sistemli bir bilinçsizlik üretiminin sonucudur.
Namaz ibadettir, sözünde durmak ahlaktır. Bu ikisi birleşmiyorsa orada iman değil alışkanlık vardır. Namaz kılıp yalan söyleyen biri ibadetin ruhuna yabancıdır. Dindar görünüp adaletsiz davranan biri dini temsil etmez, onu kirletir. Merhum Aykut Edibali’nin yıllar önce işaret ettiği hedef hâlâ önümüzde durmaktadır: “hazreti insan.” Medeniyet bu insanla kurulur. Ülkü buysa ülkücülük de budur. Aksi hâlde yapılan her siyaset, atılan her slogan, söylenen her hamasi söz boşlukta yankılanır.
Bir milletin rüyası hazreti insan olmadıkça o millet özgür olamaz. Emperyalizm sadece tankla, silahla gelmez; ahlaksızlıkla, şahsiyetsizlikle, omurgasızlıkla gelir. İçten çöken toplumlar, dış müdahaleye zaten hazır hâle gelmiş demektir. Bugün yapılan ise koltukçu siyasetle oyalanmak, çıkarcı politikalarla günü kurtarmaktır. Dönüp dolaşıp aynı noktaya gelinmektedir: Kitap vardır ama hedef yoktur, söz vardır ama insan yoktur. Eğitim sistemi insan yetiştirmemekte, diploma dağıtmaktadır. Siyaset ideal üretmemekte, koltuk devşirmektedir. Din ise ahlak doğurmamakta, vitrine konmaktadır.
Bunu açıkça söylemek gerekir: Diriltmeyen din ölüdür. İnsan yetiştirmeyen eğitim boştur. Ahlak üretmeyen siyaset ihanettir. Bugün ihtiyaç duyulan yeni sloganlar değil, aynaya bakacak cesarettir. İnancı ahlakla yeniden buluşturacak sahici bir yüzleşmedir. Aksi hâlde ne din anlatımız inandırıcı olur ne de bu topraklarda bir medeniyet iddiası ayakta kalabilir.