Size Hakkınızı Nasıl Öderim Sayın EDİBALİ

Yeniden Millî Mücadele (YMM) ile 13 yaşında iken 1969 Eylül’ünde Adana’da tanıştım.

Bilge Lider Edibali’yi uzaktan İstanbul’da 1970 Fetih Mitinginde ve 1978’de Ankara’da Arı Sinemasında Millî Kararlılık toplantısında gördüm.

Yakından görüşüm, önce Ordu İl Kurultayında sonra da İstanbul’da oldu.

Final Dergisi’nde çalışmak üzere İstanbul’a 1987’de geldim. O zaman Saygıdeğer Aykut Edibali İzmir’de ikamet ediyordu. Sonra İstanbul’a taşındılar.

***

Bir akşam üzeri Final’e geldi. Çay ikram ettim. Sohbet sırasında İstanbul’daki bazı arkadaşların yaşayışlarından serzendim.

Bana şöyle dedi:

Sen niye arkadaşlara bakıyorsun? Ölçü onlar mı? Onlar doğru yaparlar, yanlış yaparlar! Kur’an okumuyor musun? Kur’an ne diyorsa o! Ömrü yaşama kılavuzu Hz. Kur’an!

Yalan söyleme! Emrolunduğun gibi dosdoğru ol! Haramdan uzak dur! Yetim malı yeme! Kamu malı aşırma! Zina yapma! Zulmetme, zulme rıza gösterme! Zekatını ver! İhtiyacı olana yardım et! İnsanları iyiye, hayra, güzele çağır! Hayırda yarış, öncü ol! Mücadeleden kaçma!..

Sayın Aykut Edibali’nin bu ikazı benim istikametimi düzeltti. Bu ikaz olmasaydı ben yine bir Müslüman olabilirdim; namaz kılan, oruç tutan, ancak her türlü yamukluğu da yapan; kıytırık, omurgasız, kemiksiz bir Müslüman!

***

Bilge Liderimle Kıbrıs’a iki kez gitme şerefini yaşadım. Kıbrıs’ta bir akşam Kıbrıs Mücahidi Denktaş’ı konutundaki ziyaretimizde, sofrada bulunan birisi “Yarın gönderdeki bayrağı kim indirmeli?” gibi yenilgi yelleri estirince dayanamayarak sözünü kestim ve “Daha sabaha çok var. Gün doğmadan neler doğar. Biz ay yıldızlı bayrak daha da yükseklerde dalgalansın diye buraya geldik!” demiştim.

***

Bana ve benim gibi yüzbinlere istikamet veren ve ‘Millet Davası’na yönlendiren Muhterem Aykut Abim, Genel Başkanım, Bilge Liderim, şimdi ben size hakkınızı nasıl ödeyeceğim?

Rahime Teyzemin cenazesi sonrası Sandıklı’da sizi güldürürken sandalyeden düşürdüm. Bir de zaman zaman itiraz ettim; “Bu görüşlerinize katılmıyorum” dedim. Sizi kırdım, üzdüm, hatta kızdırdım!..

Kadir Mevla’ya duam; Cennet’te olasınız, biz de gelelim. Cennet’te Kevser ırmağının kenarında sizinle, dava arkadaşlarımızla, Resul Muhammed Mustafa’yla, İsa, Musa, İbrahim, Nuh ve diğer Resuller, nebiler ve dava insanlarıyla birlikte sohbet edelim ve kahve içelim!

Ey! yerin, göğün ve bütün alemlerin Rabbi olan Allah!

İstemeye yüzüm yok! Ancak biliyor ve inanıyorum ki Sen Rahmansın, Rahimsin, Yargılayıcısın, Bağışlayıcısın ve Affedicisin!

Related posts

BAŞYAZI: Yargı sopasıyla toplumsal muhalefet yok ediliyor #34

Avrupa Birliği Ordu Kurabilecek Mi?

Siyasette Arınma: Kirlenen Siyaset Mi, İnsan Mı?