Evet çok değerli okurlar,Siyonist İsrail ve uşağı ABD’nin İran’a saldırıya devam mı edelim yoksa barışalım mıdiye kararsız kaldıkları bir süreçte ben kararsız kalmadım,okursunuz ve başkalarına da okutursunuz diyerekoturup sizin içinbir şeyler döktürdüm.
Bu Bir Darbe Anayasasıdır, Artık Değişmeli!
Evet, 1982 tarihinde Evren ve arkadaşları tarafından oluşturulan Danışma Meclisi tarafından hazırlanan ve halk tarafından da büyük bir çoğunlukla kabul edilen 1982 Anayasası ile idare ediliyoruz.
Gel gör ki, 1982’den beri yürürlükte olan ve şimdiye kadar hemen her cümlesi birkaç defa değiştirilen kırk yamalı bu yasa, son yıllarda, artıkyetersizliğinden mi veyabirilerinin işine gelmediğinden mi,“bu bir darbe Anayasasıdır” denilerekdeğiştirilmek isteniyor.
Peki, niçin? Niçin olacak,önceki yazımda belirttiğim gibi, devletin aklı (!); “Türkleri, Kürtleri ve Arapları kapsayan, federasyona açık yeni bir anayasa yapalım ve şu ulus devleti de artık tarihin tozlu sayfalarına havale edelim” dediği için.
Bizim bu devlet aklı, öylesine ileri bir akıl ki, sadece ülke sınırlarıyla kalmıyor, dışında da hüküm sürüyor ve ta Suriyelere kadar uzanıyor. Evet, bu bizim devlet aklı orada da hüküm sürüyor.
Eski Şam Büyükelçisi Ömer Önhon; Türkiye’deki PKK ile Suriye’deki YPG’yi ayırmak, Türkiye’deki süreç ile Suriye’deki süreci farklı birer süreçmiş gibi görmek, Türkiye’deki anayasa hazırlıkları ile oradaki anayasa hazırlıklarını birbirinden ayrı zannetmek ve bunların birbiriyle hiçbir ilgisi yokmuş kabul etmek, bana göre gerçekçi bir düşünce değil” diyor ve ekliyor:
Çünkü, şu bir gerçek ki,her iki ülkede olan ve bitenler, bir şekilde birbirini etkileyecek. Yani,bütün bunlar bana göre bir bütünün, yani BOP’un bir parçası…”
Yıllar önce bir NATO toplantısında Osman Özbek Paşa GeneralRoberto Jucci’ye soruyor: Sayın Jucci, Türkiye PKK ile mücadeleye 1984’te başladı. Beş yıl oldu, amaPKK terörünübir türlü sona erdiremedik. Sizin böyle bir sorununuz olsa ne yapardınız?
Jucci: Osman Bey, bizdeki verilere göre PKK, bir ABD projesi. Türkiye, İtalya gibi NATO üyesi olduğuna göre bu sorunu Amerika ile görüşerek çözebilir. Örgütün arkasında ABD olduğu ve bunu yok saydığınız sürece terörü bitiremezsiniz…
Ehh, o zaman soralım: PKK bitirilmek üzere olduğuna göre,biz ABD’yi alt mı ettik? Ya da “illa yeni anayasa” diye girdiğimizbu çıkmaz yola devam mı dedik?
Niyeİlla Kürdistan?
Kürt kardeşlerimiz alınmasınlar ama ABD ve Batının, bu Kürt hayranlığının aslı nedir? Kara kaşları ve kara gözleri mi? Ya da dün olduğu gibi bugün de Kürtleri emperyalist emellerinin manivelası kılma sevdası mı?
Geçenlerde Doğu Fransa’nın en yüksek tirajlı gazetesi Derniers Nouvelles Alsace’ta “Moskova, bir Kürdistan Cumhuriyeti planlıyor!” başlıklı bir yazı çıktı. Ayrıca, gazetede, Kürdistan’ın sınırının yer aldığı bir harita da yayınlandı.
Bu haritada, Türkiye’nin güneyi ve doğusu, Suriye’nin kuzeydoğusu, İran’ın batısı ve güneybatısı ile Irak’ın kuzeyive kuzeydoğusu,“Kürdistan Cumhuriyeti(!)” sınırları içerisinde gösterilmiş. Yazının bir yerinde ise şöyle deniliyor:
Türkiye, Irak ve İran’daki Kürt yöneticileri tarafından hazırlanan projeler, Sovyetler Birliği’nin yardımı ve İsrail’in desteği ile “bağımsız bir devlet”oluşumunu hedef tutuyor.
ABDeski Dışişleri Bakanlarından George Ball, İngiliz BBC televizyonuna verdiği bir demeçte, Amerika ve müttefiklerinin; Ortadoğu’da İran’ın boşalttığı yeri doldurmak ve petrol akışındaki sürekliliği sağlamak için bölgede polislik görevini yüklenmesi gerektiğini söylemiştir.
George Ball, Batı’nın bugüne kadar Ortadoğu’da çok yumuşak ve yavaş bir siyaset izlediğini söylemiş, Batı için can alıcı önem taşıyan Ortadoğu petrollerinin sürekliliği açısından…
Batı ülkelerinin çok daha kesin ve etkili politikalar izlemeleri gerektiğini sözlerine eklemiştir.Yukarıdaki ilk iki paragrafta yer alanifadeler,Bayrak Gazetesi’nin 27.02.1979 tarihli,sonrakiler ise, Bayrak Gazetesi’nin13.03.1979 tarihli baskısından alınmıştır.
Görüldüğü gibi, Rusya, Batı ve Amerika, o günlerden bugüne kadar hep bir “Kürt devleti” peşinde olmuş. Tabii ki, Kürtlerin karagözü ve kara kaşı için değil. O zamanlar sadece petrol için duyulan bu hevese şimdi Fırat’ın ve Dicle’nin devasa suları da dahil edilmiş.
İsrail, Gazze ve Lübnan’da, ABD, İran’da işte bu emel için yakıp yıkma peşinde. Kimsenin kara gözü vekara kaşıve canı umurlarındadeğil, bu böyle biline…