MÜJDAT KAYAYERLİ
21.Dönem Afyon Milletvekili
Sözde barış ifadeleriyle, Özde barış ifadeleri birbirine karıştırılmamalıdır.
Türkiye’nin anayasa maddelerine ve Türkiye’nin uluslararası antlaşmalarına ülkemizde yaşayan her kurum ve vatandaşımızın, ayrıca tüm azınlıkların riayet etmesi ve kanunlara uygun olarak hareket etmesi Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bekası içinde son derecede önemlidir.
Anadolu’yu TÜRK ANAYURDU bilen tüm dostlara vefa borcu yazımızdır.
Ekümenlik, sadece bir unvanı uygulamak değildir.Ekümenlik aynı zamanda Türkiye’nin egemenlik haklarının aşındırılmasıdır ve Lozan antlaşmasının devre dışı bırakılmasıdır. Ekümenizm Ortadoğu’nunda yeniden şekillendirilmesidir.AB ülkelerinde Türkiye’ye açılacak her davanın ülkemize gelecekte zarar vereceği bir ortamı da hazırlayabilecektir.Bu bakımdan sözde barış ifadeleriyle, Özde barış ifadeleri birbirine karıştırılmamalıdır.
- 325 yılında tüm dünyadan 228 piskoposun katılarak Hristiyanlık dininin temel ilkelerinin tartışılıp karara bağlandığı yer İznik’tir. Hristiyanlığın ilk ekümenik (evrensel) konsilinin toplandığı, 1. ve 7. konsillere ev sahipliği yapmış olan İznik, Kudüs ve Vatikan’dan sonra 3. Kutsal kent olarak adlandırılır
“Ekümenlik devlet” demek yerleşmiş mesken tutulmuş dünya ve yer demektir. Fener Rum Patrikhanesinin ekümenlik iddiası ve Mayıs ayında İznik’te yapılması planlanmış olan Hristiyanlık toplantısı Türkiye Cumhuriyeti devletinin anayasal temellerinden biri olan laiklik ilkesiyle çatışmaktadır. Ayrıca Fener Rum Patrikhanesi Osmanlı devletinden Türkiye Cumhuriyeti devletine devir olan kurumlar arasında yer alırken 1923 Lozan Antlaşması ile sadece İstanbul’daki cemaate dini hizmet vermekle mükellef olduğu unutulmamalıdır.
Patrikhanenin uluslararası temsil gücü iddiasında bulunması demek Türkiye’nin egemenlik haklarını ihlal etmesi anlamına gelir.
Lozan Antlaşmasının 37. ve 45. Maddeleri sadece Türkiye’deki gayri müslim azınlıkların dini haklarını düzenlediğinden bu maddeler Fener Rum Patrikhanesine “ekümenik” bir hak tanımaz. Sadece azınlık olan halkların ibadet özgürlüğünü garanti altına alır.
Ekümeniklik,tüm Hristiyan cemaatleri dikkate alan “evrensel bir otorite” anlamındadır. Böyle bir otoritenin Fener Rum Patrikhanesince kullanılması Türkiye Cumhuriyeti Devletinin iç hukukuna müdahale etmek anlamına gelir ki Türkiye bu faaliyeti hiçbir zaman tanıyamaz! Atatürk patrikhanenin uluslararası faaliyetlerine 1927 yılında karşı çıkmış ve bu alandaki girişimleri engellenmiştir. Atatürk devletin laiklik ilkesiyle tüm dini inançlara eşit mesafede bulunulmasını ayrıca belirli bir dini kurumunda siyasi güç kazanmasını engelleyici bir yapılanmaya fırsat vermiştir
Anayasanın 24. ve 136. Maddeleriyle devletin bir dini kuruma uluslararası temsil yetkisi tanıması mümkün olmadığı gibi İstanbul valiliği de patrikhanenin “ekümenik” sıfatını kullanmasının yasal bir dayanağının olmadığını açıklamış, Yargıtay ve Danıştay kararlarında “ekümenik hakkı” nın Türkiye Cumhuriyetince tanınmadığı vurgulanır. Ayrıca hiçbir Uluslararası Antlaşmada Fener Rum Patrikhanesinin “ekümenik statüsü” ne rastlanmamıştır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararanlarında devletlerin kendi dini yapılarını düzenleme hakkı “Egemen olan devlete” aittir. Bu bakımdan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bu yetkiyi kullanması uluslararası hukuk açısından da meşrulaştırılmıştır.
Sonuç olarak İznik’te yapılması planlanan toplantı Fener Rum Patrikhanesinin Vatikan gibi bir merkez teşekkül ettirme çabası Anayasa ile güvence altına alınan “Egemenlik Hakkıyla” çelişmekte olup Atatürk döneminde de bu tarz toplantılara izin verilmemesi tarihi süreçten alınan bir deneyimdir ve yine izin verilmemelidir. Türkiye Cumhuriyeti devleti bu tür etkinlik ve faaliyetleri denetleyerek hukuki ve diplomatik diplomasıyla sınırlandırarak izin vermelidir. Patrikhanenin metropolit sayısını arttırma gayreti Heybeliada ruhban okuluna uluslararası boyutta öğrenci kayıt edilerek Ortodoks kiliseleriyle temasını sıklaştırması Lozan antlaşmasının çerçevesine de uymamaktadır. Bu bakımdan devlet daha kararlı tutum sergilemeli ve istikrarı korumalıdır. İznik’te siyasi pozisyon sağlamak amacıyla yapılan İznik toplantılarına izin verilmemelidir.
Türkiye’nin anayasa maddelerine ve Türkiye’nin uluslararası antlaşmalarına ülkemizde yaşayan her kurum ve vatandaşımızın,ayrıca tüm azınlıkların riayet etmesi ve kanunlara uygun olarak hareket etmesi Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bekası içinde son derecede önemlidir.