Nejat CEBECİ
Suriye ve Irak’tan koparılmış parçalarla, Türkiye’den koparılacak parçaların birleştirilerek “Büyük Kürdistan” adı altında “Büyük İsrail” kurma hayali İsrail’in, ABD’nin tasarımıdır
“Terörsüz Türkiye” sloganı arkasında örtülü yürüyen maskelenmiş ihanettir. Türk Milletini vatansız, devletsiz bırakma arzusunu pratiğe dökme çabasıdır.
Türkiye, coğrafi konumu, tarihi ve sosyopolitik dinamikleri nedeniyle uzun yıllardır terörle mücadele eden bir ülke.Ve Türkiye, son zamanlarda “Terörsüz Türkiye” söylemiyle yeni bir siyasi ve toplumsal açılım sürecine sokulmuş durumda.
“Terörsüz Türkiye”,retorik bir slogan olarak pekgüzel görünüyor.Ancakiçeriği belirsizliklerle, çelişkilerle, risklerle dolu ve beraberindehaklı endişeler barındırmakta.Sırlarla dolu busüreç, halkın büyük ekseriyetinde derin bir rahatsızlığa kaygıya ve sorgulamalara sebep olmakta.
Türk Milletinin temel kaygısı, devlet yöneticilerinin PKK terör örgütünün talepleriyle örtüşen adımlar atması, terörle mücadelede kararlılığın zayıfladığı kanaati, vatanın, devletin, milletin varlık ve bekasının tehlike altında olduğu ve üniter yapının sona ermesi tehdididir.
Esas itibarıyla büyük bir güven problemi var. Halk ekseriyeti yöneticilerine güvenmiyor! Sadece iktidara değil; iktidarıyla muhalefetiyle hangi partiden olursa olsun halk, meclisteki temsilcilerine tam olarak güvenemiyor.
Ayrıca tarihsel tecrübeler, terörle mücadelede yürütülen tutarsız politikalar, strateji eksikliği, söylemle gerçeklik arasındaki uçurum,terörün kalıcı olarak çözüleceğine dair güveni sarsmaktadır, endişeleri daha da artırmaktadır.
Sonu Hüzünle Biten Bu Filmi Daha Önce İzlemiştik
Geçmişte de açılım deneyimleri yaşanmıştı.Bunlardan birisi2013-2015 arasında PKK ile silahlı çatışmaları sona erdirmek ve kalıcı bir çözüm bulmak adınabir diyalog ve ateşkes dönemiydi.“Analar ağlamasın” gibi cezbedici, duygu yüklü söylemle kampanyalar yürütülmüştü. Terörist başının muhatap alınması, halkı ikna için akil adamların yollara dökülmesi, Oslo görüşmeleri, Habur da teröristlere karşılama törenleri, çadır mahkemeleri… Sonrasında süreç çöküverdi…
Umulanlar, halka anlatılanlar, olmadı “barış” gelmedi ancak o süreç örgüte yaramıştı. Örgüt,dağılmış olan gücünü tahkim etti,daharahat propaganda olanakları ileyenigençleri kandırdı ve ellerine silah tutuşturdu, kendince meşruiyet iddialarını artırdı, toparlanmak için zaman kazandı ve yeni manevra alanları buldu. Terör örgütünün yeniden derlenip toparlanmasına vesile olundu. Yurtdışına çekildiğini açıklamasına karşın yeniden Türkiye’ye döndü. Bu dönemde, kentlerde hendekler kazarak, barikatlar kurarak ve binaları silahlı direniş noktasına dönüştürerek güç gösterileri yaptı örgüt… O zaman uygulanan ve milletimizin aleyhine sonuçlanan, terör örgütünün ise yeniden palazlanmasına sebep olan yöntemi, şimdi 2025’te de yeniden devreye soktular.İktidar ve destekçileri yine hata üstüne hatalar yapıyorlar. Besbelli ki yolunsonu yinekaranlık, hatta öncekinden daha beter zifiri karanlık! Sonuç yine milletimiz adına hüsran, terör örgütü ve destekçileri adına ise kazanç olacak!
Merhum Akif’in dediği gibi;
“Tarih”i “tekerrür” diye tarif ediyorlar;
Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?
Türkiye’nin Üniter Devlet Yapısına Meydan Okunmaktadır
“Bebek katili” olarak nam salmış,50 bin can kaybı ve büyük sosyoekonomik yıkımdan sorumlu terörist başının ve diğer örgüt elebaşılarının bazı kesimlerce masumlaştırılması, yaptıklarının meşrulaştırılmasıve onların “barış sürecinin yıldızları” gibi sunulması, ulusumuzun haklı öfkesini körüklüyor.
Bebek katilinin ismi bile unutulmuşken, terör örgütü en güçsüz dönemini yaşamaktaykendurup dururken MHP Genel Başkanı,bütün müktesebatınıunutarak,tabir yerindeyse“reddi ideoloji”yaparako bilindikçağrısını yapıverdi. Arkasından iktidarın bilgisi ve ilgisiyle heyetler oluştu,Öcalan canisinden gelen mesajlar ve hepsinin ağızları kulaklarında fotoğraflar Âlây-ı vâlâ ile kamuoyuna servis edildi. Bir süre sonraterör örgütünün silahları bıraktığı ve kendini feshettiği haberleri bütün medyada düğün-bayram havasında deklare edildi.Katil terörist başı ve örgütü artık barışın güvercinleri olarak sunuluyordu.Sanki terörist değil de bir anda melek olmuşlardı.
Emperyalist güçlerinpiyonu terör örgütükendini feshedip, silah bıraktığını açıklarkenaynı zamanda, vatanımızın tapusunun tescillendiği Türkiye Cumhuriyeti’nin temelinin atıldığı Lozan Antlaşması’nıalenen hedef alıyordu. Türkiye Cumhuriyeti devletini “Soykırımcı” olarak nitelendiriyordu.
Örgüt bir mağlubiyetten değil aksine zaferden söz etmekteydi. Terör örgütüyle bağını hiç gizlemeyen DEM eş başkanı keyifle zafer nutukları atıyor, PKKyandaşlarının her biri keyiflendikçe keyifleniyordu. Dünün teröristleri, ellerinde masum insanların, bebelerin ve Mehmetçiklerin kanı kurumamışken kendilerini barış temsilcisi addediyorlardı.Türkiye’nin yönetiminde olanlar ve yandaş medya onları “kahraman barışseverler” gibi lanse ediyordu.
Ortada ne bir pişmanlık bulunuyorne birözürne de terörden vazgeçip hukuk devletine teslimiyeti gösteren küçük bir emare…Fırsatı ganimet bilip talepler sıralıyor örgüt: yeni Anayasa yapılması, Lozan’ıntasfiye edilmesivs…İsteklerini daha cüretkâr ilan ediyor artık.
Terörsüz Türkiye’den söz edebilmek için örgütün koşulsuz silahları bırakması,topyekûnfaaliyetlerini sonlandırması, muhtelif adlardakitüm unsurlarının, (KCK çatı örgütü, Suriye’de YPG, İran’da PJAKve Irak’ta bağlı gruplarla oluşturduğu ağ gibi)tümününfeshigerekmez mi? Örgütün geçmişte isim değiştirme (örneğin silahlı kanadı HPG) veya yeni yapılar oluşturma eğilimi“fesih” iddiasını çürütmüyor mu? Sözde lider kadrosunun dağıtılmasını gerektirmiyor mu? Ayrıcafinansal kaynaklarınınkurutulması,siyasi uzantılarının bütünüyle bitmişolması lazım değil mi? Pişmanlıklarını, özürlerini ilan etmeleri yanında elbette tüm suçlularıncürümlerinin cezasını çekmesi gerekmez mi?Metinde “yeniden yapılanma” veya “yeni aşama” gibi belirsiz ifadeler bulunması, bu örgütün faaliyetlerine devam edeceğine işaret etmiyor mu?.. Dolayısıyla sözde “fesih”gerçekçi değildir sadece taktikseldir.
Bu koşullarda “Terörsüz Türkiye” den söz edebilmek ancak“terör” tanımını değiştirmekle mümkün olabilir!
Türkiye’de on binlerce terör mağduru (şehit yakınları, gaziler, yerinden edilenler) ve bütün millet, sicili kapkara olan PKK’nın gerçek pişmanlık beyanını, adaletin sağlanması ve milli travmaların onarılması için bütün terör suçlularının hak ettikleri cezalara çarptırılmalarını beklemektedir. Bunlar olmazsa, süreç “teröre ödül” uygulayıcılarını da gafil ve hatta hain olarak tarihekaydedecektir.
İçeriği belirsiz bu açılım hapını yutturmaya çalışan, terörün kök nedenleri olan emperyalist güçler, PKK ve siyasi ikballeri içindestek olanlar belki geçici küçük çıkarlar elde edeceklerdir. Ama şapkadan Türkiye’nin lehine bir şey çıkmayacağı, Türkiye’ye çok şey kaybettireceği açıktır.
PKK’nın Lozan ve 1924 Anayasası öncesine dönülmesine ve Kürtlere soykırım yapıldığına dair bildirisinin iktidar cenahınca olumlu karşılanması,gösteriyor ki PKK, yıllarca terörle ulaşmak istediği hedeflere şimdi Meclis kararıyla ulaşacak! Sayın Bahçeli,bir açıklamasında “barışın hâkim olması ve Terörsüz Türkiye hedefimize erişmek için bazı konuların gereksiz yere tartışılmasına mahal yoktur.”diyor.Oysa “tartışılmasına mahal yoktur” dediği şey Türkiye’nin varlık ve bekasıdır.Bu durum karşısında sokağın sesine bakılırsa artık iktidar ve Cumhur ittifakı, inandırıcılığını güvenirliğini tümüyle kaybetmiştir. Toplumsal nefretkapıdadır, milletin sabır taşı çatlamak üzeredir.
Suriye ve Irak’tan koparılmış parçalarla, Türkiye’den koparılacak parçalarınbirleştirilerek“Büyük Kürdistan”adı altında“Büyük İsrail” kurma hayali İsrail’in, ABD’nin tasarımıdır. BOP’un bir diğer adıdır. Dolayısıyla “Terörsüz Türkiye” sloganı arkasında örtülü yürüyen maskelenmişihanettir. Türk Milletini vatansız, devletsiz bırakma arzusunu pratiğe dökme çabasıdır. Ulus Millet ve Ulus Devlet hedef tahtasındadır.
Her Şey Tekrar Seçilmek İçin mi?
Ülke yönetmek tutarlılığı gerektirir. Dünündoğrularıbugünün yanlışları olarak gösteriliyorsa, dün terörist başı dediklerine bugün barışın başı diyorlarsa ortada büyük bir anormallik büyük bir tutrarsızlık var demektir. Acaba diyor insan bütün bunlar, bu zikzaklaryeniden“Başkan” seçilmek için mi? Siyasi ikbal uğruna mı ülkenin varlığıve geleceğiriske atılıyor. Sebep bu veya başkası fark etmez. Türk milleti gaflet, dalalet ve hatta ihanet içinde olanlara meşru yollardan gereken dersi verecektir. Türkiye, tarihine, bütün kazanımlarına sahip çıkacak terörlemücadeleyi usulünce yapacak siyasi kadroları eninde sonunda işbaşına getirecektir.
Barış, tavizle değil, kararlı ve akıllı mücadele ile gerçekleşecektir.