Hüseyin Özkaynakcı
Bir çağrı yükseldi başkentte durdu,
Çağlardan çağlara aktı duruldu…
Bu çağrı sanaydı, içten, eksiksiz,
Aylardan haziran, yıl yetmiş sekiz…
Sahte teraziyle avunma artık,
Cevherler çıkaran elek senindir.
Neden boynun bükük, sevincin buruk,
Devleri alt eden bilek senindir!
“Bu ses Yunus gibi kederle doldu,
Derdini ateşten bir gömlek kıldı.
Senin zaferini bir sancak yaptı.
Aldı umudunu al bayrak yaptı.”
Renkleri siyaha boyarken gece,
Sorarsan çok yaman olur bilmece,
Bir aşk var ki sende, yüceden yüce,
Ve sinmeyi bilmez yürek senindir!
“Gece gündüz demez, mal mülk bilmedi,
Tehlike tehdit var, dönün demedi…
Binlerce yiğidi can kardeş buldu,
Tek inanç, bir gönül, yekvücut kıldı.”
“Bölünmez, yıkılmaz bir birlik kıldı,
Çilen ve gözyaşı, mirasın kaldı…
Tarihin, ocağın kopmaz bağıdır,
İnancın nurudur, aydınlığıdır.”
Çorak topraklarda başak olmazmış,
Susuz ağaçlara meyve dolmazmış,
Bu bahçede açan çiçek solmazmış,
Toprağı işleyen kürek senindir!
“Bizi işit, düşün, kararını ver!
İnan, katıl bize! Gerçekse sözler…
Zaferleri hep hasretle ananlar!
Bozgun deyip ciğerleri yananlar!”
Zamanın hışmına uğrar yarınlar,
Resul’ün çağrısı kubbende çınlar,
Bir güzel sözünden mahrumsa canlar,
İçime su serpen dilek senindir!
“Hür cihan devletim, otağım hani?
Zalimi kahreden yumruğum hani?
Arza düzen veren, adım ve şanım?
Söz dinleten, hep kükreyen fermanım?”
“Yüz güldürür adaleti görenler
Gölgeme koşardı… hani, diyenler!
Mazlumun yanında tek siz vardınız,
Yetimler ağlarsa siz koşardınız.”
Kararınca dağı delen bakışım,
Tertemiz ellerde yükselsin nâşım,
Sahipsiz mezara dikilse taşım,
Yalnız bırakmayan çelenk senindir!
“Zafer toplarının gümbürtüsünü,
Serhat türküsünün vuran kösünü,
Saltanatlar yıkan tekbir sesini,
Duyar mısın, çağın gür nefesini?”
“Şükürler olsun ki yine varsınız,
Şereflerle bize güç verirsiniz,
Yurdumun dört bucağını sardınız,
Ey milletim, bizi siz anlarsınız…”
