İlim adamı; ömrünün her saniyesini ilme ve ilmin gelişimine adamış büyük bir bilim insanı. Yazdıkları binlerce, hatta on binlerce sayfa tutan ve herkesin istifade ettiği, birilerinin kitaplarının sadece ismini değiştirerek kendi adına yayınlanan bir bilim insanı, bir sosyolog, din bilimci ve tarih eleştirmeni. İlahi kitaplardan Muharref Tevrat ve İncil ile kitabımız Kuranı karşılaştıran, yorumlayan ve günümüz insanına ölmez bir eser olarak sunan âlim
Edibali…
Aykut Edibali, 50 seneye yakın bir zaman benim açımdan saygı duyulması, hürmet edilmesi gereken bir ağabeydi. Ağabeydi, çünkü 50 yıldan daha fazla bir zaman içinde kardeşlerini kavgadan uzakta anaç bir kuş gibi koruyan kollayan ve onları kavgadan uzak fakat fikre ve bilime yakın; aklı önceleyen ve aklı ilmin rehberliğinde önder kılan bir ağabey!
Aykut Edibali, bizim ağabeyimiz, evlatlarının ise babası! Biz, merhum Edibali’yi nedense hiçbir ailenin aile babası gibi düşünemedik. Onu hep bizim ağabeyimiz, elimizi uzattığımızda ulaşabileceğimiz, dertlerimizi anlatabileceğimiz, dertlerimizin ortağı, yol göstericisi, hatta sorunlarımızı çözecek bir aile büyüğümüz olarak gördük, hissettik; onun içinde ona “Ağabey” dedik.
Edibali yorulmaz…
Bizim Aykut Ağabeyimizin üzülmeye, yorulmaya, dinlenmeye hiç hakkı yoktu! O hem çalışmalı, konuşmalı, yazmalı, söylemeli ve sorunların çaresini bulmalıydı. Onun bir lider olduğunu, hem de bilge bir lider olduğunu seneler sonra farkına vardık, kabul ettik. Bunu tescil etmek için “Liderimiz Edibali! ” dediğimizde o bize bir ağabey olduğunu hatırlattı. “Liderimiz de belli, önderimiz de belli!” diyerek efendiler efendisini, insanlığın kutsal sevgi ve büyük paratonerinin adresini gösterdi. “Lider o önder o, rol model o!”
Hiç aklımıza gelmedi, Aykut Ağabey ne yer, ne içer, çoluk çocuğunun geçimini nasıl temin eder, ne ile geçinir? Bazen İstanbul’dan Ankara’ya borç para ile geldiğini duyduğumuz olurdu. Doğruluk derecesi söyleyenlere ait! Elbette teşkilatın yayınlarından meydana gelen gelirlerden bir kısım pay alması gerekirdi, ama bu müesseselerde ne kadar insan çalışıyordu ve bu gelirler kime ne kadar yetiyordu, ancak bilenler bilebilir. Fakat bilinen o ki sıkıntı ve çekilen çile azımsanacak gibi değildi.
Her şeyin Anahtarı O!
Bütün bunlara rağmen Edibali Yeniden Millî Mücadelenin, Bayrağın, Gerçeğin ve peyderpey yayınlanan daha birçok derginin de başyazarı idi. Hayatında, boşluk olamayacak kadar çok çalışmak ve zahmet vardı. Bir lider düşünün ki; psikoloji bilecek, sosyolojinin dibine vuracak, dünyada gelmiş geçmiş bütün sosyal sistemleri incelemiş ve bunlardan bir davanın, bir dava adamının nasıl olmasını gerektiğini ortaya koyacak ve bu dava adamının prototipini değil, imalatını yaparak bütün bir ülkenin sathı mailine yayacak. Bugün hangi parti ve cemaate bakarsanız onun yetiştirdiği insanları göreceksiniz.
Rehberinin İzinde!
Bütün bunları yaparken rehber belli ve kendisine lider kabul ettiği insanlığın doruk insanının izinden ve gösterdiklerinden bir milim ayrılmayacak ve onun getirdiklerini ve öğretilerini 20-21. yüzyıl şartlarına yorumlayacak ve hayata geçirecek. O’nun konuşmalarından sonra dinleyenlerden biri; “Edibali’nin söylediği şeylerin pek çoğu ayet ve hadis, bize ayet ve hadis demeden ayet ve hadislerle yol gösteriyor.” diyecektir.
Söylenenler Hala Taze…
Yazdıkları, 60 yıla yakın bir zaman, daha lise yıllarından başlamak üzere bir avuç kardeşiyle, dostuyla liderlere, devlet adamlarına yol gösterecek; millî davalarla ilgili mitingler yapacak ve kitaplar yayınlayacak! Süreli basın yayın organları ile halkı ve yöneticileri uyaracak yol gösterecek. Ortaya koydukları Kıbrıs’ın hürriyetini, ülkenin birliğe ve millî ittifaka ne kadar ihtiyacının olduğu, milliyetçi cephenin daha 70’li yıllarda kurulmasının yolunun açılması ve bugüne kadar söylediği şeyler 50 yıl sonrasında bile yapının taşları gibi gediğine oturarak değerinden bir şey kaybetmeyecektir. Hâlâ kıymetli ve hâlâ sorunların çözümü için önerilecek en doğru çözümler. Söylenenler hâlâ taze ve tazeliğini 60 senedir korumaya devam ediyor.
Karaca Ahmet Mezarlığı gibi…
Bağrını Karaca Ahmet mezarlığına çeviren emek verdiği ve başka mecralara dalıp giden arkadaşları için “Dervişliğin de bir sınırı var.” diyecek kadar sevdiklerine merhametli bir Ağabey! Olması gereken bir yana, merhamet duyguları tavan yapmış ve sevdiklerine kıymayan, kıyamayan yüreği sevgi dolu bir Ağabey!
İlim adamı; ömrünün her saniyesini ilme ve ilmin gelişimine adamış büyük bir bilim insanı. Yazdıkları binlerce, hatta on binlerce sayfa tutan ve herkesin istifade ettiği, birilerinin kitaplarının sadece ismini değiştirerek kendi adına yayınlanan bir bilim insanı, bir sosyolog, din bilimci ve tarih eleştirmeni. İlahi kitaplardan Muharref Tevrat ve İncil ile kitabımız Kuranı karşılaştıran, yorumlayan ve günümüz insanına ölmez bir eser olarak sunan âlim! Dünyayı, Türkiye kadar iyi tanıyan ve dünya tarihini ve dünyada başarıya ulaşmış/ulaşmamış sistemleri incelemiş ve karşılaştırmış sosyal sistemlerin analizini yapmış günümüz insanına ışık tutan büyük bir dava adamı.
Tıpkı Bizden Biri!
Yıllar önce Kütahya ilimize gelmişti. Gençti, bizler de gençtik elbette! Kütahya’nın Çamlıca denilen bölgesinde ormanın içinde kır sofrasına oturmuştuk; Allah(CC) ne verdiyse yiyeceğiz. Yere yayılan gazetelerin etrafına uzun bir şekilde oturmuştuk. O sırada arkadaşlarımızdan birisi -ismi mahfuz- Aykut Ağabey’in, bilge Lider’in elini öpüverdi. Ortalık birden karıştı ve Edibali merhum da o arkadaşın ileni öpmek için davrandı, ayağa fırladı. Arkadaşımız kaçarak kalabalığın arasına karıştı ve kayboldu yoksa merhum Ağabeyde o kardeşinin elini öpecek!
Son yüz yıldır Türk Milletinin başına gelmiş, fakat kıymeti bilinmemiş bilge lider. Bosna’nın Bilge Lideri Aliya İzzet Begoviç, Kıbrıs’ın büyük dava adamı ve bilge lideri Rauf Denktaş ve onların çağdaşı Bilge Lider Aykut Edibali! Üçünün de kaderi birbirine ne kadar benziyor. Allah (CC) üçüne de rahmet eylesin inşaallah.
Evet, Aykut Edibali; yiğit bir Ağabey, fedakâr bir dava adamı, bilge bir lider ve müşfik bir aile reisi, baba ve insan! Bilim adamı, dava adamı, siyaset bilimci bir lider, yol gösterici ışık, yolu tarif eden rehber, hedefi gösteren bilge bir âlim. Elbet tarih hak ettiğin yere koyacaktır; acı olansa Müslüman Türk Milleti tarafından vaktinde kıymetinin bilinmemiş olmasıdır. Merhum Ağabeyimizin diğer meziyetlerini yazacak ve yakından tanıyan birçok dostumuzda onları yazacaklardır inşaallah.