Hayrettin DURMUŞ
Güneş her yeri aydınlatır. Işığını kimseden esirgemez. Parlaklığını görürsün ama tam olarak anlatamazsın. Yağmur her tarlayı cömertçe sular, onun rahmet olduğunu bilirsin ama ırmaklar deryaya karışıp umman olunca onu tarif edemezsin. Mevlana’nın dediği gibi okyanus ne kadar büyük olursa olsun sen mataran kadar su alabilirsin ondan.
Gönül dünyamızın kutlu kahramanı, fikir otağımızın okyanusu olan Aykut Edibali’yi anlatmak da böyle bir çabaya girişmektir. O, bir çocuğun, bir ev hanımının, bir maden işçisinin, bir subayın, öğretmenin, imamın, dava erinin, entelektüelin, köylünün, şehirlinin, devlet adamanın gözünde farklı şekillerde yorumlanacak muhteşem bir hazinedir. Her kitabı size yeni bir ufuk açar, her başyazısı tefekkür okyanusunda sizi bir gezintiye çıkarır, farklı sözlüklere, yeni kitaplara müracaat etmenizi sağlar. Konferansları, konuşmaları, özel sohbetleri ayrı bir tat bırakır dimağınızda. Duruşu güven, bakışı destandır. İdealist insanın çağımızdaki en önemli temsilcilerinden gerçek bir mücadele adamıdır o. Mücadelesi, çilesi pek çok kitaba kaynaklık edecek, birçok filme konu olacak zenginliktedir. Onu yakından tanıyan, tanışan, bir vesileyle birlikte olan herkes bu gerçeği teslim edecektir. Güneşin ışığını, rüzgârın soluğunu, yağmurun rahmetini, yıldırımın mertliğini sinesinde barındıran müstesna bir dava adamıdır o. Böyle bir mütefekkiri anlatmak zannedildiği kadar kolay değildir. Kısacası Aykut Edibali hakkında ne dense az olacak, ye yazılsa eksik kalacaktır.
Cemal Akkuş’un “Bir Neslin ağabeyi Aykut Edibali”[1] kitabı, bir başlangıç olması bakımından önemlidir. Hatta geç kalmış bir çabadır. Belki de hiç kimse onu bütün yönleriyle anlatamayacağını düşündüğünden böylesine zahmetli bir işe teşebbüs etmeye cesaret edememiştir.
Kitap dokuz bölümden oluşmuş. Kitabın sonuna bir de Aykut Edibali Kronolojisi eklenmiş. 1993 yılından 2022 ye kadar olan bölümün güncellenmesinde fayda var.
Cemal Akkuş’u böylesine önemli bir kitaba imza attığı için kutluyor, onun penceresinden resmettiği Aykut Edibali’yi size anlatmak istiyorum.
“Aykut Edibali, derin bir nehrin en gür kaynaklarından biridir.” (s.13)
“Aykut Edibali, gençlerin, inanmış yüreklerin yol göstericisi olarak tarih sahnesine çıktı. Düşünceyi sadece kâğıda dökmekle kalmayıp, bir ‘kadro’ kurdu ve eylem inşa etti.” (s.13)
“Onlar, dönemin modası olan slogan sığlığına düşmemişler, aksine İslam’ın temellerini, tarih şuurunu ve medeniyet tasavvurunu yutarcasına okuyup, ruhlarına gömlek, zihinlerine kaftan yapmışlardır.” S.14)
“Aykut Edibali, gelecek vizyonu ve stratejik dehası ile de, dönemini aşan bir mütefekkirdi… Onun gelecek vizyonu, şaşırtıcı derecede isabetli öngörülerle doluydu.” (s.15)
“Aykut Edibali’nin siyasi hayatı, sadece rakipleriyle değil, aynı zamanda küresel sistemin ve onun işbirlikçilerinin kurduğu tuzaklarla (Kuta-i tarik/Yol kesiciler) mücadele ile geçmiştir.” (s.15)
“Aykut Edibali, Türk siyasetinde stratejik akla, doktriner derinliğe ve teşkilatçılık disiplinine sahip ‘tek’ liderdir… Edibali popülizme asla tevessül etmemiştir.” (s.16)
“Edibali’nin ‘Sosyal Sistemlerin Temelleri’nden ‘Kur’an’ın Aksiyon Öğretisi’ne uzanan külliyatı, sadece geçmişin bir analizi değil, tıkanan Türk siyasetine ve buhran geçiren İslam dünyasına bir çıkış yolu sunan reçeteler bütünüdür.” (s.18)
“O, soğuk kış gecelerinde evinin kaloriferleri yanmazken dahi, teşkilatındaki gençlerin karnını doyurma derdine düşen, arkadaşının selamıyla gözleri dolan, siyasi rakiplerine dahi nezaketini kaybetmeyen bir gönül adamıdır.” (s.20)
“Onun hayatı; sabrın, dirayetin, ilmin, ahlâkın somutlaşmış halidir… Aykut Edibali, bir siyasetçiden öte, bir ekol ve medeniyet tasavvurudur.” (s.21)
“Aykut Edibali’nin fikir dünyasının ve Mücadelesinin filizlendiği zemin; Cumhuriyet tarihinin belki de en sancılı, en üretken ve karmaşık dönmelerinden birisidir.” (s.27)
“Başarılı öğrenciliği ve çalışkanlığıyla dikkat çeken Edibali, lise yıllarında arkadaşları ve öğretmenleri tarafından bilgi birikimi nedeniyle ‘Doçent’ olarak anılmıştır.” (s.32)
“O, etkilenen değil, sentezleyen, şekil veren, kurucu bir zihindir.” (s.35)
“Aykut Edibali’nin hedefi, mevcut derneklerin ötesinde, disiplinli ve doktriner bir kadro hareketi kurmaktır.” (s.36)
“Edibali, 1968-1970 döneminde üniversiteleri saran sağ-sol çatışmalarında ve silahlı eylemlerde, kendi kadrosunu bilinçli bir strateji ile ‘sokak kavgalarından’ ve ‘silahlı çatışmadan’ uzak tutmuştur.” (s.36) “Aykut Edibali bu dönemde gençlere ‘silahlı mücadeleye girmeyin, bu kör bir kardeş kavgasıdır’ diyerek tarihi bir duruş sergilemiştir.” (s.38)
“Aykut Edibali ve birlikte yürüdüğü Afyon Lisesinden yol arkadaşları Yavuz Aslan Argun, Mehmet Çetin, Mehmet Özutku, İhsan Ramiz Bayram, Yıldırım Kemal Akıncı gibi isimleri o dönemde Felsefe öğretmenleri olan Haluk Nurbaki’nin babası Edip Ali Baki, milliyetçi fikirleriyle etkilemiştir.” (s.38)
“Aykut Edibali’nin Türk siyasal düşünce hayatına kazandırdığı en önemli kavram ‘ilmi Sağ’dır. (s.49)
“Aykut Edibali’yi dönemin hem sağ, hem de sol fikir adamlarından ayıran en önemli temel fark, siyaseti bir ‘koltuk kapma’ yarışı değil, bir ‘medeniyet ve kadro inşası’ olarak görmesidir.” (s.50)
“Aykut Edibali’nin düşünce dünyasında din; yalnızca bir vicdan hürriyeti ya da bir takım ritüeller bütünü değildir. Din; insanların ve toplumların gelişmesindeki en büyük etken, hem ruhi tekâmülün hem de maddi kalkınmanın temel saikidir.” (s.74)
“Edibali sadece bir siyasetçi değil, aynı zamanda dürüst, samimi ve cesur nesiller yetiştirmeyi hedefleyen bir öğretmendir.” (s.76)
“Aykut Edibali Türkiye’nin sorunlarını yüzeysel siyasi çekişmeler olarak değil, kökleri tarihin derinliklerine uzanan ontolojik bir savaş olarak görmüştür.” (s.81)
“Aykut Edibali, Ötüken’in disiplini ile Roma’nın cihanşümul vizyonunu ‘İslam İnkılabı’ potasında eriterek ‘Milli Devlet’ ve ‘Muhteşem Türkiye’ hedefini kurgular.” (s.84)
“Aykut Edibali, İslam Rönesansı’nı sadece bireysel bir dindarlık meselesi olarak görmez; bunu toplumsal ve siyasal bir sistem önerisine dönüştürür.” (s.87)
“Edibali’ye göre devlet, ‘kutsal bir put’ değil, millete hizmet eden bir araçtır.” (s.88)
“Edibali, Hanım Elleri gibi şiirlerinde ve Five O’clock Tea hikâyesinde Batı medeniyetini, ruhunu şeytana satan ‘Faust’ ve ‘Mefisto’ metaforlarıyla eleştirir.” (s.88)
“Aykut Edibali’nin yazım hayatı sadece öğrencilik yıllarının birikimiyle sınırlı kalmayan, aksiyonla yoğrulmuş ve ömür boyu kesintisiz süren bir tefekkür yolculuğudur.” (s.94)
“Edibali’nin yazmaktaki amacı ‘insan ve toplum değişir mi?’ sorusuna yöntem bilimsel bir yanıt vermektir.” (s.95)
“Aykut Edibali, Türk düşünce hayatına kazandırdığı özgün tanımlamalar ve metodolojik disiplinle müstesna bir yere sahiptir.” (s.131)
“Aykut Edibali, kaleme aldığı onlarca eser ve binlerce makale ile Türk sağındaki ‘teorisyen boşluğunu’ tek başına doldurmuş bir fikir devidir.” (.132)
“Türk siyasal hayatı, Aykut Edibali’yi sadece bir parti genel başkanı olarak değil, modern Türkiye’nin sağ düşünce atlasını çizen bir stratejist ve fikir adamı olarak hatırlayacaktır.” (s.167)
“Aykut Edibali’ye verilen ‘Türk Dünyasının Aksakallısı” unvanı, diplomatik bir nezaket ifadesinden öte, Türk devlet geleneğindeki ‘Bilge Lider’ (Akil Adam) arayışının da bir tezahürüdür.” (s.201)
“Rauf Denktaş, Edibali’yi ‘siyaset ilmini bilen, günübirlik konuşmayan ve geçmişi değerlendirip geleceği tasarlayan’ bir lider olarak tanımlamış ve ‘Türkiye’nin Kıbrıs Politikası Ne Olmalıdır? Kitabı bize yol gösterdi’ demiştir.” (s.208)
“Meclis kürsüsünü ‘Stratejik Uyarı Merkezi’ gibi kullanmıştır.” (s.216)
“Edibali, bir ‘Yalnız Dev’ portresi çizer. O kendi trajedisini kimseye anlatmadan, başkalarının trajedilerini dinlemek ve çözüm üretmek zorunda bırakılan bir liderdir.” (s.218)
“Çeşitli değinilerinde Taha Akyol, Edibali’nin kişisel ahlâkına özel vurgu yapmıştır. Edibali’yi ‘Siyasi nezaket sahibi, beyefendi ve dürüst’ bir insan olarak tanımlar.” (s.226)
Yazar’ın Aykut Abisi” bölümünde kendisinin de katıldığı 1992 yılındaki Zonguldak maden işçilerine destek için yapılan mitingi öyle güzel, öyle canlı anlatmış ki, gözyaşlarınızı tutamıyorsunuz. .Zaten Aykut Edibali o dönemde bu işin TBMM’de takipçisi olmuş ve soru önergesi vermişti. (TBMM Tutanak dergisinin 26.01.1993 tarih ve 59 uncu Birleşiminde 42. Sırada Kayseri Milletvekili Aykut Edibali’nin Zonguldak Grizu patlamasının nedenlerine ve alınacak önlemlere ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi 6/255 olarak meclis tutanaklarında kayıtlıdır.)
Aslında insanın bizzat içinde olduğu, yaşanmış hikâyelerin dili, üslubu ve heyecanı aracısız olarak okura yansıyor. Cemal Akkuş da bunu yapmış ve başarmış.
Umudumuz ve duamız odur ki Aykut Edibali’nin sesi, eserleri asırlar ötesine ulaşışsın ve her çağda insanların uyanmasına kılavuzluk etsin. Gerçek liderler yokluğunda aranan, yaşamadıkları halde insanlara yön veren, yol gösteren kişiler değil midir?
[1] AKKUŞ,Cemal. (2026) Bir Neslin Ağabeyi Aykut Edibali. Post yayınları,İstanbul
