Ev 35. Sayı Uçak Mı Bağımlılık Mı?

Uçak Mı Bağımlılık Mı?

Tarafından İbrahim AYAN

        Ülkem savunması için değişik araçlar gerekli. Bunlardan biri de kuşkusuz savaş uçağı. Bu günlerde bakıyorsunuz ABD ve İsrail, İran’ı uçaklarla bombalıyorlar. İran ise füze ve dronlarla cevap veriyor. Bu durum göz önüne alındığında bizim de hava kuvvetlerimiz için gelişmiş uçaklara ihtiyacımız var.

       Dünya genelinde bu tür savaş aygıtlarını yapan ülkeler belli. ABD ve Rusya yanında Avrupa Birliği ülkeleri ile Çin. Mutlaka birinden almak zorundasınız eğer sizin teknolojiniz uçak yapmaya yetmiyorsa

      Gelinen nokta o kadar çetrefil ki uçak motor, gövde ve radardan oluşan bir sistem değildir. Yazılımı, görev bilgisayarı, veri bağlantıları, elektronik harp altyapısı, mühimmat entegrasyonu, bakım sistemi ve sürekli güncellenen dijital mimarisiyle yaşayan bir teknoloji platformudur.

     Yazılımı hazırlayanlar pilot kabinine kendi pilotunu oturturlar! Aynı zamanda uzun yıllar devam edecek; bir eğitim, bakım, lojistik ve yazılım ekosistemine de dâhil olmaktadırlar.

    Bu nedenle savunma uzmanları, F-35’i çoğu zaman “bir uçaktan çok daha fazlası” olarak tanımlamaktadırlar. Burada hemen bir yanlış anlamayı da düzeltmek gerekir. Bu durum yalnızca        F-35’e özgü değildir.

    Bugün gelişmiş hava savunma sistemleri, insansız hava araçları, deniz platformları ve füze teknolojilerinin önemli bir bölümü de benzer bir teknoloji ekosistemi içinde çalışmaktadır.  Çünkü modern savunma sistemlerinin değeri yalnızca sahip oldukları donanımdan değil; bağlı oldukları yazılım, veri ve lojistik ağlarından kaynaklanmaktadır…

            Bir görüşe göre teknoloji ne kadar karmaşık hâle gelirse, kullanıcı ülkenin üreticiye olan bağımlılığı da o kadar artmaktadır. Yazılım güncellemeleri, yedek parçalar, bakım merkezleri ve teknik destek uzun yıllar boyunca üretici ülke ile ilişkinin devamını zorunlu kılmaktadır. Burada aklımıza KAAN yerli uçaklarımızın motorlarının ABD’den satın alınması bize böyle bir bağımlılığı dayatacak mıdır?

     Hemen belirtelim, Rusya’dan S-400 savunma sistemleri bizi Rusya’ya karşı bağımlılık oluşmadığını kimse söyleyemez.

      Esasen çıkartıldığımız F-35 projesine yeniden alınmamız da ABD’ye olan bağımlılığımız daha da pekişecektir diye düşünüyorum.

     F- 35 projesini biraz araştırdığınızda karşınıza F-35’lerin hayati öneme sahip çok önemli parçalarını yapan İsrail çıkıyor. Bu durumda İsrail’e de bağımlılığımız oluşacak mıdır? Bu arada cumhuriyet yazarı M.Ali Güllerin bir yazında aktardığı ( Emekli ABD Deniz Kuvvetleri Subayı Gary Tabach’ın F-35 ile ilgili İsrail basınına söyledikleri açıklayıcıdır: “İsrail olmadan F-35 uçmaz. F-35’in elektronik sistemlerinde, kaskında ve kanatlarında İsrail’de üretilen önemli parçalar var. Eğer F-35 bir gün Türkiye’ye satılırsa, Türkiye İsrail’e iyi davranmak zorunda kalır. Aksi halde uçakları uçmaz.”) söyleminin doğruluk payını tartışmak zorundayız.

            Gelelim NATO’ya ülkemizde yapılan toplantısında Türkiye’nin jeopolitik konumu, gelişen savunma sanayii ve Karadeniz-Orta Doğu eksenindeki rolü NATO bakımından stratejik önemini artırmaktadır. Yeni güvenlik yaklaşımı, Türkiye açısından savunma yatırımlarının güçlendirilmesi, NATO kabiliyet hedeflerine uyum ve kritik altyapının dayanıklılığının artırılması gibi sorumluluklar doğurmaktadır.

            Belgeler, NATO’nun yeni bir düşman tanımladığı sonucunu değil, kolektif savunma anlayışını değişen güvenlik koşullarına uyarladığı sonucunu ortaya koymaktadır. Rusya Avrupa-Atlantik güvenliği bakımından temel askerî tehdit olmayı sürdürürken; terörizm, siber saldırılar, hibrit tehditler, kritik altyapının korunması ve savunma sanayiinin güçlendirilmesi NATO’nun genişleyen güvenlik gündeminin tamamlayıcı unsurları hâline gelmiştir. İran’ın nükleer programı da bu çerçevede önem kazanmış olmakla birlikte, resmî NATO belgeleri İran’ı ‘Rusya’dan sonra ikinci tehdit’ olarak nitelendirmemektedir.

            NATO 3.0 ise Avrupa’nın Rusya’ya karşı güvenlik sorumluluğunu alması, Ortadoğu’da İsrail hegemonyasında yeni bir düzen kurulması, ABD’nin Asya-Pasifik’e ağırlık vermesi ve NATO’nun Asya’yı hedef alması sürecidir. Bu süreçte Türkiye’yi ABD stratejisine eklemleyerek Avrupa’nın güvenliğine jandarma yapmayı, İsrail’le ilişkilerini normalleştirmesi üzerinden Ortadoğu düzeninden pay almasını sağlamayı, ABD ve İsrail için İran engelinin kaldırılmasında rol almasını zorlamayı amaçlıyorlar. Özetle Türkiye’yi NATO’nun merkez cephe ülkesi haline getiriyorlar. Böylece NATO 3.0 süreci, Türkiye 3.0 süreci olacak.(1)

            NATO zirvesinin kısa sonuç bildirgesinde iki önemli karar var: Birincisi Rusya’ya karşı Ukrayna’ya 70 milyar dolarlık destek paketi açıklandı, ikincisi de NATO doğrudan İran’ı tehdit etti.

Bu iki karar Türkiye’yi ilgilendiriyor. İstanbul Boğazı’ndaki ve Adana’daki yeni askeri yapılarla örtüşen NATO’nun bu iki kararı Türkiye açısından ciddi risk potansiyeli oluşturuyor.

         Washington Antlaşması’nın 5. maddesi, bir müttefike yönelik silahlı saldırının tüm müttefiklere yapılmış sayılacağını düzenlemektedir. Lakin İsrail’in Türkiye’ye saldırması durumunda bu maddenin işleyeceği konusunda ne dışişleri bakanlığımız ne de NATO genel sekreteri tam bir cevap vermiyor.

       Ülkemizin toprak bütünlüğümüzü 40 yıldır tehdit eden ve 40 binden fazla insanımızın hayatına mal olan ve mücadele için milyarlarca dolar harcamak zorunda kaldığımız terör örgütü PKK’nın; NATO ülkeleri tarafından silahlandırılıp desteklendiği gerçeğini göz önünde tutarsak, bu sözde “savunma paktının” içerişinde bulunmamızın gerçekten de gerekli olup olmadığını kolaylıkla anlayabiliriz…

            Türkiye’nin merkez ülke olması demek Avrupa’nın askeri ve ABD’nin emrini yerine getirmesi olacaktır. Onun için bir üst pragrafta ki görüşü düşünmenin zamanı ve ona göre tedbir almanın gereğini yapmalıyız.                                                                            

Kaynak:

  • Ali. Güller Türkiye O.3 NATO’nun merkez cephe ülkesi  Cumhuriyet 9.07.2026

You may also like

Yorum Bırakın

Hakkımızda

İlimle, hikmetle, akılla, tarihten ders alarak ve tüm insanlığı Uyanışa davet ediyoruz.
UYANIŞ, asırlardır darbelenen inleyen milletin derdine dil olmak için yola çıkan millet evlatlarının sesidir.

Are you sure want to unlock this post?
Unlock left : 0
Are you sure want to cancel subscription?
-
00:00
00:00
Update Required Flash plugin
-
00:00
00:00