KANSERLİ HÜCRE YASASINI KABUL EDENLER DERHAL İSTİFA ETMELİDİR!
Siyasi partiler programlarında dayandıkları temel ilkeleri, hedeflerini, projelerini ve izleyecekleri yöntemleri vatandaşa anlatarak, seçimle iktidar olmak için kurulurlar. Seçim zamanında da bu programa uygun olarak propaganda yaparlar ve bir bakıma iktidar veya muhalefette olduklarında izleyecekleri politikaları halka anlatarak oy isterler.
Siyasi iktidarın, ama en çok da milliyetçiliği tekelinde tuttuğunu sanan ortağının terör örgütü ve uzantısı olan siyasi parti hakkında ilk günden beri neler söylediğini burada sayıp dökmeye gerek görmüyoruz. Sadece 2009-2015 döneminde, son seçimlerde ve son olarak da ‘Terörsüz Türkiye Aldatmacası’ sürecinin başından bugüne kadar neler söylediklerine özetle bakmak yeterli olacaktır.
İlk açılım-saçılım sürecinden itibaren siyasi iktidarın küçük ortağı olan zatın o zamanki açıklamaları ve gelinen nokta hiçbir yorum gerektirmeyecek kadar acıktır. Ve ne halde olduklarının resmidir. Şöyle diyordu: “Siz teröristlere bölünmenin yolunu açarsanız, silahı niye kullansın? Teröre zaten ihtiyaçları kalmaz. Teröristlere istediklerini verirseniz, bunlar siz verdikçe isterler.” , “Başbakan, ilgili bakanlar ve buna alet olan her kademedeki bütün görevliler başta olmak üzere bu hain senaryoda sorumluluğu olan herkes Türkiye bir hukuk devletiyse, zamanı geldiğinde mutlaka hesap vereceklerdir.” , “Suç ve suçluyu övmek, ihanete ve melanete çanak tutmak siyasetin değil doğrudan doğruya hukukun konusudur… Mehmetlerimize kurşun sıkan hainleri arkalamak suçtur…” , “İmralı canisine sekretarya hizmeti verilmesinin gündeme gelmesi bile AKP’nin tepeden tırnağa pisliğe battığını ve teröre boyun eğdiğini göstermektedir…Yargının hakkında kesin ve kat’i hüküm verdiği bir terör elebaşına kanun ve ahlâk dışı imkânlar sunmak adaleti katletmek değil midir?”, “TBMM’nde yeterince Kandil kontenjanlı terörist vardır.”, “Yapılmak istenilen, siyasi azınlık haklarıdır… Bunun sonucunda terör örgütü ve etnik bölücülerle, yöredeki kardeşlerimiz aynı kefeye konulacak ve PKK’nın bunların sözcüsü ve temsilcisi olduğu gibi bir sonuç doğacaktır.”, “Bu süreçte demokratik ittifak platformu haline getirilecektir, siyasi hayatı döneklikle geçenlerin gayeleri budur.”, “57 DEM milletvekilinin maaşının ve bu terör yuvasına ödenecek Hazine yardımının derhal kesilerek terörle mücadeleye ve şehit ailelerine aktarılması, teröre yardım ve yataklık yapan, somut delillerle suçu sabit görülen sözde milletvekillerinin görüşülmeyi bekleyen dokunulmazlık dosyalarının karara bağlanarak buhaşaratlarınacilen mahkemeye çıkarılması,yeni anayasa sürecinde, Anayasa Mahkemesi statüsünün, üye yapısının, yargılama usullerinin radikal şekilde ele alınarak yeniden yapılandırılması ya da bu mahkemenin kapatılması önerilerimdir.”, “Bölücülere ve dolaylı şekilde teröristlere aktarılan hazine kaynağımızın derhal kesilmesi, devlete ve millete ihanet eden kenelerin ayıklanması hiçbir şekilde ertelenemez bir mecburiyet ve mükellefiyettir. Adalet, ahlak, hakkaniyet ve kul hakkını gözetmek için vakit gelmiş, mahut ve malum tarihi görev aziz millet evlatlarının irade namusuna emanet edilmiştir.”, “Önce özerklik, peşi sıra federasyon, takip eden zaman içinde konfederasyon ve en nihayetinde de Kürdistan’ın kurdelesinin, BOP müdavimleri tarafından kesilmesi…”
Siyasi iktidar ise ‘altılı masa’ ittifakı için, haklı olarak; masanın altında PKK/HDP (DEM) var diyerek bu ittifakın aslında terör örgütü ile ilişkili olduğunu söylüyordu. Muhalefetin İmralı canisini ve diğer PKK’lı teröristleri serbest bırakacağını uzun uzun anlatarak, bunlara oy verilmemesini istiyordu. “Bunları biz bırakırsak ebedi âlemde şehitlerimiz bize bunun hesabını sorar” diyordu.
YAŞANANLAR DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE VE KARDEŞLİĞİMİZE İHANETTİR
‘Terörsüz Türkiye Aldatmacası’ başlayınca daha önce söylediklerinin tam tersi yöndeki açıklamaları akıl tutulması yaşadıklarını göstermektedir. Üstüne üstlük buna bir de devlet aklı yakıştırmalarının, kendi kendilerini aldattıkları gerçeğinden başka bir izahı olamaz. Tarih devlet aklı diyerek nice Türk devletlerinin tarihin tozlu sayfalarında yer aldığının, milleti esarete ve yok oluşa sürüklediğinin örnekleri ile doludur. Küçük ortağın terörist başı için umut hakkı, Meclis’te konuşması ve statü verilmesi, barış koordinatörü statüsü verilmesi gibi açıklamaları dozunu arttırarak devam etti. Aralarında sadece iki ay bulunan her iki açıklamalarının mukayesesi iradelerin ipotek altına alındığının en önemli delilini teşkil etmektedir. Bu iki ay içinde ne değişmiştir veya kimler tarafından hangi şartlarla, nasıl ikna edilmişlerdir, tarih bir gün bunu yazacaktır.
Son olarak “PKK’nın kurucu önderliği olarak Abdullah Öcalan’ın önümüzdeki dönemde de sürece katkı vermeye devam etmesini mümkün kılacak şartların oluşturulması gerekmektedir.” dedikten sonra bir de alay eder gibi “Terörsüz Türkiye’ sürecinde aziz şehit ve gazilerimiz ile onların muhterem ailelerinin hatıralarına en küçük bir leke sürdürülmemiştir.”denmiştir. Listeyi uzatmak mümkün. Ancak bunlar zaten okurun yakın zamanda şahit oldukları açıklamalar olduğu için bu kadarı ile yetinelim.
Ancak öncekiler ile bugünkü söylemleri göz önüne getirildiğinde hiç de samimi olmadıkları, çift dilli oldukları ve doğru söyledikleri zamanlarda bile kalplerinin eğri olduğu bugün açıkça anlaşılmaktadır. Vatandaşlarımızdan almadıkları yetkiyi kullanarak Meclis’te ‘kanserli hücre’ yasasını 467 oyla kabul etmişlerdir. Oysa tezkerenin reddinde olduğu gibi ‘gelin tarih yazın’ çağrısında bulunmuştuk kendilerine. Bu çağrıya kulak vermeyerek, aldıkları vekaleti kötüye kullanmış olanlar derhal istifa etmelidir. Bu vesile ile hangi partiden olurlarsa olsunlar, bu felaket hükümler içeren tasarıya red oyu verenleri de tebrik ediyor ve saygı ile selamlıyoruz. Kabul oyu verenler aklıyla, hafızasıyla alay ettiklerini sandıkları Büyük Türk Milleti’nin hiçbir şeyin farkında olmadığını, söylediklerinin unutulduğunu düşünerek büyük bir gaflet içine girmişlerdir. Gerçekte ise milletimiz yaşananların farkındadır ve gerekli notlarını almakta, titizlikle takip etmekte ve günü geldiğinde de daha önce yaptığı gibi evet oyu verenlerin köküne, oyları ile sandıkta demokratik olarak kibrit suyu dökeceği günü beklemektedir.
Bu haliyle Meclis’teki vekillerden kabul oyu verenler, kendilerini bulundukları yere getirenlerin emir ve talimatlarına boyun eğerek, kendilerini seçen vatandaşlarımızın verdikleri yetkiye aykırı hareket emişlerdir. Açıkça verilen vekalete aykırı işlemler yapılmış ve bu vaatlerine göre kendilerine oy veren vatandaşlarımıza olan yükümlülüklerini yerine getirmemişlerdir. Mevcut haliyle o koltuklarda fuzuli şagil durumundadırlar.
YASAMA TESLİM ALINMIŞ, YARGI TESLİM ALINMAK ÜZEREDİR
Demokratik ülkelerde devleti meydana getiren üç temel kuvvet arasındaki kuvvetler ayrılığı gerektiği gibi uygulanmamış ve yürütme organına karşı denge ve denetim görevini yapmakla görevli yasama, yürütmenin emrine girmiş ve artık ‘kanserli hücre yasasının’ kabul edilmesi için verilen emir ve talimatta da görüldüğü üzere yasama tamamen teslim alınmıştır. Ne yazık ki yasamayı emrine alan siyasi iktidar, yargıyı da bu hale getirmek için onu siyasallaştırmak ve araçsallaştırmak istemiştir. Yargı ise bütün çabalarına rağmen, demoklesin kılıcı gibi başının üstünde sallanan siyasi iktidarın baskısını bütün hücreleri ile hisseder hale getirilmiştir. Kanunlara açıkça aykırı tüm eylemleri görmemesi ve soruşturma açılmaması istenmiştir. İşte güya bu toplumsal barış sağlayacağı iddia edilen süreçte bile PKK’nın 15 Ağustos1984’deki ilk kanlı eyleminin teröristlerce şatafatlı gösterilerle kutlanmasına, önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da seyirci kalınmıştır. PKK’lı teröristlerin, Mehmetçiğin ilk şehadeti eyleminin yıldönümünde Bursa Şehitler Parkı’nda terörist seviciler halaylarla, sloganlarla kutlama yaptılar. Ayrıca Mersin, Mardin, Ankara’da gök yüzünü havai fişeklerle aydınlatarak coşkulu (?) kutlamalar (?) yaptılar yine ses çıkarılmadı ve hiçbir işlem yapılmadı. Ama Millet Partisi, ilk günden itibaren gelmekte olan felaketi önceden görerek, ‘Milletim Uyan’ çığlıkları ile tehlikeye dikkat çekince, hemen kapısına polisimizi gönderdiler.
Diğer yandan Suriye’nin kuzeyindeki terörist PKK-YPG-PYD’nin sözde sorumlusu yaptığı açıklamada ‘dört alay halinde Suriye ordusuna entegre oluyoruz’ dedi. Hani bunlar dağıtılacaktı? Görüldüğü üzere bir bütün olarak Suriye ordusunda yer alıyorlar.
Sanki ‘kanserli hücre yasasındaki’ tüm aşamalar tamamlanmış gibi bir de İçişleri Bakanı çıktı ‘İçişleri Bakanlığı olarak Terörsüz Türkiye hedefimiz doğrultusunda; 2 bin 560’ı Emniyet, 203’ü Jandarma olmak üzere toplam 2 bin 763 kontrol ve arama noktası uygulamasına son verdik.’ dedi. Derken Suriye TV ‘Türk Silahlı Kuvvetleri, 2025 yılı boyunca İdlib ve Halep kırsalındaki bazı askeri noktalardan kademeli olarak çekilmeye ve birliklerini daha büyük ve tahkim edilmiş alanlarda yeniden konuşlandırmaya başladı.’ açıklamasını yaptı. Tüm bunlar geleceğe dair önemli notlar olmakla beraber nasıl bir siyasi körlük içinde hareket edildiğini göstermektedir.
Bir yanda Kürt kan ırkçılığı, diğer yanda Türk kan ırkçılığı yapanlar; vatandaşlarımızı kutuplaştırmak, ayrıştırmak, bir daha bir araya gelemeyecek derecede birbirinden koparmak, aralarına kin ve nefret tohumu ekmek ve gönüller arasına sıradağlar örmek için seferber olmuşlardır.
İnanıyoruz ki Millet Partisi’nin ilk günden beri tüm engellemelere rağmen büyük fedakarlıklarla yapmış olduğu çağrı karşılık bulacak, iki yüz yılı aşkın süredir kendi derdine düşen boylarımız, etnisitelerimizkan ırkçılığı gafletine, gericiliğine düşmeyecek, kan ırkçılığına itibar etmeyecektir. Türk Milleti kavramının ne olduğunu idrak ederek, bölünmeden, parçalanmadan; ay yıldızlı al bayrak altında tek bir birlik, tek bir millet olarak Türk milleti olarak el ele verecek, kenetlenecek; inanç, ülkü, hukuk, kültür, hedef birliği içinde milli birlik ve kardeşliğini koruyarak; mutluluk, zenginlik ve barış çağı Muhteşem Türkiye hedefine yönelecektir.
Yeter ki inanalım, mücadele edelim ve zafer şartlarının gereğini yerine getirelim. Hak vaad sahibinin vaadine inanalım. Ancak böyle olursa milletimiz tarihi misyonunu ifa edecek güç ve kuvvette olacak, yeryüzünü ıslah edecek ve barış medeniyetini tüm insanlığa rahmet rüzgarı gibi götürebilecektir.

2 Yorumlar
MAALESEF KUVVETLER AYRILIĞINI AYAKLAR ALTINA ALDILAR
Bu Güzel yazı ve Uyarılar İNŞALLAH Yerine Ulaşır Sayın Genel Başkanımıza Çok Teşekkür ediyorum SELAMLAR