Ev 37. Sayı Borsa İstanbul Vurgun Yedi

Borsa İstanbul Vurgun Yedi

Tarafından Uyanış

Borsa İstanbul’un 200 milyardolarlıkbirkapasitesivardır. Ortada 20 milyardolarlıkbüyükbirkayıp ve kaçakbulunmaktadır.

Bunun enbüyükgerekçeleriliyakatsizlik, özensizlik, denetimsizlik, dikkatsizlik, “nemelazım” anlayışı ve başkalarınınhaklarına el koymaktır.

 

 Eyüp KARTAL

Borsa İstanbul’un kuruluşu ve faaliyetleri

Borsa İstanbul’un kökeni, 1866 yılında Osmanlı döneminde kurulan Dersaadet Tahvilat Borsasına dayanır.

Modern anlamda borsa ise o günkü adıyla İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) olarak 1985 yılında devlet kararıyla, dönemin Başbakanı Sayın Turgut Özal’ın öncülüğünde ve kurucu başkan Muharrem Karslı’nın çalışmalarıyla kurulmuş; 1986 yılında faaliyete geçmiştir. 5 Nisan 2013 tarihinde anonim şirket yapısına geçerek Borsa İstanbul AŞ (BİST) adını almıştır. BİST, Türkiye’nin tek borsa kurumudur.

BİST’in kuruluş amacı, Türkiye sermaye piyasasında hisse senedi, tahvil, bono, vadeli işlem sözleşmeleri ve altın gibi finansal ürünlerin yasal ve güvenilir bir ortamda alınıp satılmasını sağlamaktır.

Borsa İstanbul’da işlem gören başlıca piyasalar şunlardır:

  • Pay Piyasası: Hisse senetlerinin alınıp satıldığı piyasadır.
  • Borçlanma Araçları Piyasası: Devlet tahvili ve bonoların işlem gördüğü piyasadır.
  • Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası (VİOP): Vadeli işlem sözleşmelerinin ve opsiyonların işlem gördüğü piyasadır.

Ortaklık ve yönetim yapısı

Borsa İstanbul AŞ’nin ortaklık yapısı ve pay oranları şöyledir:

  • Türkiye Varlık Fonu (TVF): %80,60
  • Katar Yatırım Otoritesi: %10,00
  • Borsa İstanbul AŞ (kendi payları): %2,27
  • Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği (TSPB): %1,30
  • Diğer ortaklar: %5,83

Görüldüğü üzere Borsa İstanbul, özel hukuk tüzel kişiliğine sahip bir anonim şirket statüsündedir. BİST’in %80,60 hissesi Türkiye Varlık Fonuna (TVF), dolayısıyla Hazineye aittir.

900 milyar TL’lik vurgun iddiası

Böylesine güçlü bir kurum olan Borsa İstanbul AŞ’de nasıl oldu da 900 milyar TL’lik (20 milyar dolar) böylesine büyük bir vurgun yapılabildi?

Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) ve Merkezi Kayıt Kuruluşu AŞ’nin (MKK) kayıtlı hesaplarına bakıldığında paraları kimlerin alıp götürdüğü açıkça görülebilir.

Fonlara ilişkin karar ve tasfiye süreci

SPK, 17 Eylül 2026’da Tera, A1 Capital, Atlas, Bulls, Hedef, Pardus ve Pusula portföy yönetim şirketlerinin kurucusu olduğu ve Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu’nda (TEFAS) işlem gören yatırım fonlarını alım ve satıma kapatmış; bu fonlar için tasfiye süreci başlatmıştır. Resmî kararda Tera Portföy fonları için Türkiye İş Bankası, diğer altı şirketin fonları için T.C. Ziraat Bankası portföy saklayıcısı ve tasfiye yürütücüsü olarak görevlendirilmiştir.

Sorunlardan biri, kararın açıklanma biçimi ile operasyonel kapsamı arasında önemli bir ayrım bulunmasıdır. Acaba 122 fon mu, yoksa 131 fon mu söz konusudur? Neler saklanmak istenmektedir?

SPK’nın resmî gerekçesi, piyasaların güvenilir, şeffaf ve istikrarlı çalışması ile yatırımcı hak ve menfaatlerinin korunmasıdır. SPK kaynaklarından, 2025’in son çeyreğinden itibaren bazı serbest ve para piyasası fonları üzerinden düşük dolaşımlı paylarda ekonomik gerçeklikle açıklanamayan fiyat hareketlerinin, ilişkili işlemlerin ve sistemik risk ihtimalinin izlendiği bilinmektedir.

Bu soruşturmalar, 131 fonun her birinin tasfiye nedeninin aynı olduğu anlamına gelmez. Tasfiye, yatırımcının parasının kendiliğinden kaybolduğu anlamına da gelmez. Fon malvarlığı, kurucunun ve portföy saklayıcısının malvarlığından ayrıdır; kurucunun borçları için kullanılamaz. Tasfiyede fon portföyündeki varlıklar satılır, fonun borç ve giderleri karşılanır, kalan nakit katılma payı oranında yatırımcıların bireysel saklama hesaplarına aktarılır.

20 Eylül 2026 itibarıyla süreç henüz başlangıç aşamasındadır. Resmî takvim; ilk iki iş gününde MKK ve görevli bankalar arasında pay ve hesap mutabakatını, en geç 10 iş günü içinde belirli borç-alacak ve saklama mutabakatlarını, duyurudan itibaren en fazla üç ay içinde varlıkların tasfiyesini öngörmektedir. Ancak SPK, üç aylık süreyi altı aya uzatmıştır.

Araştırmanın kapsamı, yöntemi ve veri sınırlamaları bakımından üç ayrı ürün grubu birbirinden ayrılmalıdır:

  • TEFAS üzerinden dağıtılan yatırım fonlarının katılma payları
  • Borsa İstanbul’da işlem gören borsa yatırım fonları (BYF)
  • Bireysel emeklilik sistemi içindeki emeklilik yatırım fonları

Sonuç ve alınacak dersler

  • Borsa İstanbul’un 200 milyar dolarlık bir kapasitesi vardır. Ortada 20 milyar dolarlık büyük bir kayıp ve kaçak bulunmaktadır.
  • Bunun en büyük gerekçeleri liyakatsizlik, özensizlik, denetimsizlik, dikkatsizlik, “neme lazım” anlayışı ve başkalarının haklarına el koymaktır.
  • Bu duruma yol açanlar topluca görevden uzaklaştırılabilecek midir? Yoksa çoğunlukla olduğu gibi görmezden mi gelinecektir? “Atı alan Üsküdar’ı geçmiş” mi olacaktır? Çalanın ve yandaşının yaptığı yanına kâr mı kalacaktır?
  • Yoksa yapılması gereken yapılıp liyakatli, işini bilen, ahlaklı ve vicdanlı insanlar göreve çağrılacak; adaletle çalışılarak hak yerini bulacak, haksızlardan paralar alınıp mağdurların kayıpları ödenebilecek midir?
  • Borsa İstanbul görevlileri yeniden gözden geçirilmeyecek midir? Eski tas, eski hamam devam mı edecektir?
  • Ülkemizin büyük finansal birikim fonları ve küresel şirketleri maalesef yoktur. Krediler, faizler, kiralar, alım maliyetleri ve enflasyon yüksektir. Gelir, üretim ve istihdam düşüktür.
  • Devlet kurumları çalışmıyor; liyakat, adalet, denetim, ahlak ve vicdandan eser yoktur. Birlik, dirlik, güven, samimiyet, umut ve huzur yoktur.
  • Adalet, liyakat, ahlak ve vicdanla hareket edilirse bu büyük soygun çözülebilir. Aksi hâlde iktidar bir kez daha aldatılmış olacaktır.

Şair Eşref’ten bir anekdot

Manisa Kırkağaçlı edebiyatçı ve hiciv şairi Eşref, aynı zamanda kaymakamdır. Gün gelir, Fatsa’ya kaymakam olarak tayini çıkar. Gider, bakar ki kaymakamlık binası berbat durumdadır; her yer dökülmekte, üstelik musluklardan da su akmamaktadır. Yardımcısını çağırır: “Yaz oğlum: Musluklardan su akmıyor, bozuklar. Acele 100 lira gönderilmesini arz ederim.” Mektubu gönderir.

Bir süre sonra merkezden “Kaç musluk akmıyor?” diye cevap gelir. Şair Eşref bu kez “Şu kadar musluk akmıyor, bozuktur” diye yazdırır ve mektubu tekrar gönderir. Uzun bir süre sonra merkezden, “Hangi odalarda kaç musluktan su neden akmıyor?” sorusu gelir. Üçüncü kez böyle bir cevap alınca Kaymakam Şair Eşref’in tepesi atar: “Yaz oğlum: Bre adam, sen neyi sorarsın? Musluklardan başka her yer akıyor!”

Türkiye’mizin durumu da bundan farklı değildir maalesef. Son söz: Ülkemizin her yeri akıyor.

 

You may also like

Yorum Bırakın

Hakkımızda

İlimle, hikmetle, akılla, tarihten ders alarak ve tüm insanlığı Uyanışa davet ediyoruz.
UYANIŞ, asırlardır darbelenen inleyen milletin derdine dil olmak için yola çıkan millet evlatlarının sesidir.

Are you sure want to unlock this post?
Unlock left : 0
Are you sure want to cancel subscription?
-
00:00
00:00
Update Required Flash plugin
-
00:00
00:00