Milletin değerlerine düşman olmak ve örselemek, tarihimizin bir kısmını kabul, diğer bir kısmını ret ederek sahiplenmeye çalışarak milleti ayrıştırmak, kurumları ayrıştırmak ancak milletin üzerinde hesabı olanların işine gelir
Bizim Kurum…
Devlet adamları, iktidarları ve icraatları hangi hal üzere olursa olsun, ne kadar zor durumda bulunursa bulunsunlar asla toplumu ayrıştırmamalıdır. Toplumun birliğini bozmak bu millete yapılacak en büyük ihanettir. Hiçbir kurum ve birim kimsenin malı değildir. Devletin hiçbir kurumu bir diğeri ile çatıştırılamaz, çatıştırılmamalıdır. Devletin hiçbir kurumu kimsenin hizmet kurumu değil; milletin hizmetinde olan kurumlardır. Değerleri de kanunla belirlenir ve değerlenir. Devletimizin bütün kurumları bizimdir ve asli görevleriyle birlikte korunmalıdır.
Devlet Kurumları Siyasallaştırılamaz
Devletin bütün kurumları, Diyanet, Ordu ve Adliye başta olmak üzere, asla siyasallaşmamalıdır. Hiçbir siyasi parti devletin bir kurumunu ele alarak onun üzerinden siyaset yapmamalıdır. Her kim yaparsa yaptığı devlete ve millete ihanete yakın hata ve eş değerdir. Bir babanın çocukları arasında ayrım yapamayacağı gibi iktidar ve muhalefette bulunanlarda devletin kurumları arasında ayrım yapmaya hakları olmadığı gibi yetkileri de yoktur. Kimse; “Devletin filanca kurumu bizim; filanca kurumu ise başkalarına hizmet ediyor” anlayışına sahip olamaz, çünkü bütün kurumlar millete hizmet için kurulmuştur ve milletin hizmetindedir.
Mustafa Kemal Bir Millet Evladıdır.
Mustafa Kemal Atatürk; bu millete, kalemiyle ve kılıcıyla hizmet etmiş bir vatan evladıdır. Son yüz küsur yıllık tarihimize damgasını vurmuş devlet büyüğümüzdür. Ülkemizin ve vatan topraklarımızın işgale uğraması üzerine milletin verdiği İstiklal Mücadelesinin Başkomutanı ve Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin kurucu meclis başkanı ve cumhurbaşkanıdır. Tarihimizde devletimize ve milletimize hizmet etmiş büyük devlet adamlarımız gibi oda kıymetlidir ve muhteremdir. Elbette insan olmasının gereği büyük başarılara imza atması gibi hataları da olmuştur ve olması da doğaldır, tıpkı günümüz devlet adamları gibi! Onun için kim vatana ve millete hizmet etmiş ve ediyorsa başımızın tacıdır. Yanlış fiil ve icraatları değerlendirip tenkit etmekte her millet evladının hakkıdır. İftira etmediği sürece!
Ordumuz “Mehmetçik’dir”
Ordumuz; tarih boyunca hiçbir zaman şahısların ordusu olmadığı gibi, her zaman “Peygamber Ocağı” olarak isimlendirilir ve ismi de “Mehmetçik”tir. Dünya üzerinde hiçbir ülke ve devlettin ordusu bu isimle anılmaz ve anılmamıştır. Bu isimi bugüne kadar ve bundan sonrada bu ordu şerefle taşıyacaktır.
Hiç kimse başarısızlığını, hiç kimse iktidar hayallerini bu milletin kurum ve değerlerini örseleyerek gerçekleştirme yoluna gidemez, gitmemelidir. Eğer milletin kurumlarını örseleyerek gücünüzü korumaya ve güç elde etmeye çalışırsanız bu kurumlar yalama olur ve artık milleti korumak bir yana devletin yıkımına milletin esarete düşmesinin müsebbibi olur.
Anadolu’da Devlet Bin Yaşında…
Milletin değerlerine düşman olmak ve örselemek, tarihimizin bir kısmını kabul, diğer bir kısmını ret ederek sahiplenmeye çalışarak milleti ayrıştırmak, kurumları ayrıştırmak ancak milletin üzerinde hesabı olanların işine gelir. Bu milletin bu topraklarda varlığı bin yıllı geçmiştir. Osmanlı, Anadolu Selçuklu devletinin temelleri üzerine kurulduğu gibi Türkiye Cumhuriyeti de Osmanlının temelleri üzerine kurulmuş kadim bir devlettir. Kimse babasının babasını ve babasının dedesini inkâr ederek nevzuhur bir devlet olduğumuzu iddia edemez. Bizim babamız Osmanlı, dedemiz Selçuklu ve bilmem kaç bin yıllık bir milletin torunlarıyız. Elbette aslını ve neslini inkâr eden haramzadedir.
Ne ordumuz cumhuriyetle birlikte kuruldu nede cumhuriyetle birlikte son buldu. Bu millet var olduğu sürece bu ordu hep vardı ve bu milletin kahraman ordusu idi. Mustafa Kemal Atatürk’te bu ordunun bir mensubu ve milletin en kahraman evlatlarından birisiydi ve öyle kalacak! Ordumuz son yirmi senede yeteri kadar örselendi. Bundan sonra milletin ordusunu, diyanetini ve adalet kurumunu kimse örselemesin, yıpratmasın. Çünkü bu millette bu devlette başta bu kurumlara dayanmaktadır. Kimse bu kurumlar üzerinden siyaset yapmasın, bu kurumlarda kendi üzerlerinden siyaset yapılmasına izin vermesinler.
Güçlü Olmaya Mecburuz…
Bizim, içinde bulunduğumuz ortamda ve içinde bulunduğumuz bölgede güçlü olmaya, bir olmaya ve millî mutabakatımızı sağlama mecburiyetimiz vardır. Millet olarak; ayrışmaya değil, birleşmeye, ötekileştirmeye değil, kardeş olmaya her zaman ihtiyacımız olmuştur, bugün her günden daha çok ihtiyacımız vardır. O zaman yapılacak şey milleti ayrıştırmak, devletimizin kurumlarını örselemek ve siyasallaştırmak değil; güçlendirmek ve birleştirmek çabamız olmalıdır. Devletin bütün kurumlarının; çatışmadan, kanunun kendilerine verdiği güçlerini ve yetkilerini kullanarak saatin parçaları gibi çalışmasını temin etmemiz gerekir.
Devlet Kurumlarla Kaimdir
Devletler kurumları ile kaimdir. Adaleti öldürürseniz devlet ölür, orduyu yıkarsanız devlet yıkılır, diyaneti siyasallaştırırsanız din adamları ruhbanlaşır ve milletin üzerinde ancak baskı unsuru olur. O zaman insanlara sunulan din değil bozuk ve ifsat edilmiş safsata haline gelir. O zaman adaleti hâkim kılacaksınız, orduyu güçlendirecek ve milletin emrine vereceksiniz. Diyaneti; temiz, arı ve duru bir halde siyasetten uzak tutacaksınız ki, millet inancını saf, arı-duru temiz yaşasan ve Allah’a (CC) kul, devlete vatandaş birbirine kardeş olsun.
Gerek iktidar ve gerekse muhalefet partileri devletin kurumlarının üzerinden ellerini çekmelidir. Herkes kendi mecrasında seyretmeli; iktidar millete vaat ettiği icraatlarını yapmalı, muhalefet ise yapacaklarını ve iktidarın yanlışlarını demokratik kurallar içinde söylemelidir. Hiçbir kurum hiç kimsenin arka bahçesi değildir, olmamalıdır. Zira bu kurumlar sadece millete aittir ve öyle kalmalıdır.
Anayasa, devletin kurumlarının yetki alanlarını belirleyen ana kanun olmakla; kurumları yerli yerine oturtmalı ve yapılacak anayasa yine milletin mutabakatı ile yapılmalıdır. Kimse hangi kurum ve birimin başı olursa olsun yasalardan üstün ve yasaları çiğnemeye hak sahibi değildir. “Bir defa delmekten bir şey çıkmaz”, “Ben bu kurumun şu kararını beğenmedim”, “Şu kurumu kapatalım gitsin” vb. gibi tavırlarla kurumları yıpratmak hakkı kimsenin olamaz. Zira makamı ne olursa olsun, hangi ünvana sahip bulunursa bulunsun hiç kimse anayasadan ve yasalardan daha üstün değildir. Beğense de beğenmese de uymak ve kabullenmek zorundadır. Siz yasaya müracaat edersiniz; yasa ne karar verirse o! Anayasayı değiştirme yetkisi milletin, yasaları değiştirme yetkisi ise Büyük Millet Meclisinindir. Bunun üzerine söz söylerseniz devleti, kurumları yıpratır, milleti ayrıştırırsınız. Sizin sandığınız kurumların toplantılarında diğer kurumlara sataşırsanız tesanütü ve dayanışmayı bozarsınız. Kurumları birbirine hasım edersiniz. Bu nedenle her konuda millî mutabakat olmazsa olmazımız ve vazgeçilmezimizdir.
