Ev 35. Sayı Ölü Din ve Kayıp Ruh

Ölü Din ve Kayıp Ruh

Tarafından Selami YILDIRIM

 

Yıldırım SELAMOĞLU

İslam, bugün büyük ölçüde bir hareketler dini hâline indirgenmiştir. Namaz kılınır, oruç tutulur, hac yapılır; fakat bütün bu fiiller, insanı dönüştüren bir iç derinliğe kavuşamamaktadır. İbadet vardır; ahlak yoktur. Şekil vardır; ruh yoktur. Din vardır; hayat yoktur.

Bir zamanlar insanı ayağa kaldıran, zulme karşı direniş üreten, merhameti iktidara taşıyan bu büyük inanç; bugün yalnızca gelenek muhafızlığı yapmaktadır. Din, artık insanı yükselten bir çağrı değil; onu örf ve kalıplar arasında tutan boğucu bir disiplin hâline gelmiştir.

Bu hâliyle Müslümanlık, ruhu beslemeyen; aksine onu yoran ve körelten bir yapıya dönüşmüştür. İnanç, insanın iç dünyasına dokunmamakta; onun korkularını, zaaflarını ve alışkanlıklarını kutsayarak ayakta kalmaktadır. Böyle bir din, insanı kurtaramaz; ancak onu idare eder.

İslam dünyası, yüzyıllardır gerçek bir dini hareket üretememektedir. Yaşanan şey; düşüncenin tekrar edilmesi, yorumun donması ve taklidin ibadet hâline gelmesidir. Selefilik ve benzeri radikal yapılar bir istisna değil; bu donmuşluğun kaçınılmaz sonucudur. Bunlar diriliş değil; zihinsel çürümenin sert biçimde dışa vurmuş hâlidir.

Bugünkü din anlayışı, hâlâ fetih ve istilalar çağının diliyle konuşmaktadır. Arap ve Türk tarihinin askerî ve siyasal refleksleri, düşünce üretiminin önüne geçmiştir. Ne tedrisat yenilenmiştir ne de neşriyat insanın çağdaş sorunlarına temas edebilmiştir. Medreseler ve kürsüler, kendi içlerine kapalı bir dünyanın sınırlarını aşamamaktadır.

Bu yüzden İslam dünyası büyük ruhlar yetiştirememektedir. Büyük fikirler, büyük ahlaklar, büyük vicdanlar doğmamaktadır. Müslümanlar arasındaki bağ; iman derinliğiyle değil, çoğu zaman başka inançlara duyulan tepki ile kurulmaktadır. İnanç, sevgi üzerinden değil; düşmanlık üzerinden tanımlanmaktadır.

Oysa iman, düşman üretmez; insan üretir. Ahlak, kinle değil; merhametle büyür. Din, korkuyla değil; hakikatle yaşar.

Bugün yaşanan kriz, dinin kendisinde değil; dinin ruhunun terk edilmesindedir. İslam, ilk dönemlerinde bir Rönesans’tı: aklı uyandırdı, vicdanı ayağa kaldırdı, insanı merkeze aldı. Bugün ihtiyaç duyulan şey yeni bir din değil; İslam’ın kaybettiği ruhla yeniden buluşmasıdır.

İslam Rönesans’ı, ibadetin şekille sınırlı kalmadığı; ahlakın siyasetten, ekonomiden ve gündelik hayattan çekilmediği bir diriliş çağrısıdır. Bu çağrı, geleneği inkâr etmez; fakat onu kutsallaştırmaz. Geçmişi reddetmez; ama ona esir de olmaz.

Çünkü diriltmeyen din, ölüdür. Ve ölü dinle ne birey ayağa kalkar ne toplum.

 

 

 

 

 

 

You may also like

Yorum Bırakın

Hakkımızda

İlimle, hikmetle, akılla, tarihten ders alarak ve tüm insanlığı Uyanışa davet ediyoruz.
UYANIŞ, asırlardır darbelenen inleyen milletin derdine dil olmak için yola çıkan millet evlatlarının sesidir.

Are you sure want to unlock this post?
Unlock left : 0
Are you sure want to cancel subscription?
-
00:00
00:00
Update Required Flash plugin
-
00:00
00:00