Ev 12. Sayı 30 Ağustos Zafer ve Şanlı Tarih

30 Ağustos Zafer ve Şanlı Tarih

Tarafından Uyanış

                                                                                                                                                                            Hacı YILDIZ

Her milletin tarihinde önemli dönüm noktaları ve önemli günler, aylar vardır. Tarihi şeref, kahramanlık ve zaferlerle dolu olan yüce milletimizin anma ve kutlamayı gerektiren sayısız önemli gün ve ayları vardır. İşte bizi biz yapan kahramanlık destanlarından ve zaferlerimizden biri de 30 Ağustostur.

Birinci Dünya Savaşı sonunda imzalanan Mondros Mütarekesi ve Sevr Antlaşmasıyla yurdumuz tamamen elimizden alınıyor, vatanımızda hür olarak yaşama hakkımıza son verilmek isteniyordu… Türk Milleti’nin yüzyıllardır üzerinde bağımsız olarak yasadığı bu toprakların düşmanlara verilmesinin  kabulü elbette mümkün değildi.                                    

 19 Mayıs 1919’da Atatürk, Samsun’a çıkıp önderliğiyle Kurtuluş Savaşı’nı başlattı. Amasya Genelgesi yayınlandı, ardından Erzurum ve Sivas Kongreleri yapıldı. Daha sonra Ankara’ya gelen Atatürk, 23 Nisan 1920’de TBMM’yi kurdu. Böylece hem memleketin yönetimi milletin iradesine verilmiş, hem de Kurtuluş Savaşı’nın merkezi Ankara oluyordu.

“Misak-i Milli sınırları içinde vatanın bir bütün olduğu ve parçalanamayacağı görüşünden hareketle, düşmanla mücadele kararı alındı. Oluşturulan düzenli ordularla savaşa girildi.   Mustafa Kemal, ordularına: “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. Bu satıh, bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz.” emrini veriyordu…                                                                                                                                                  

 Türk askeri, büyük bir azim ve fedakârlıkla bu karara uyarak, 23 Ağustos ve 12 Eylül 1921 tarihleri arasında yapılan Sakarya Meydan Muharebesiyle, Türk Milleti, 1699 Karlofça Antlaşmasından beri ilk defa toprak kazanmaya başlıyordu. Sakarya Savaşı, Türk Milleti’nin savunma durumundan taarruz durumuna geçtiği önemli bir savaş olarak da tarihe geçti. Bu zafer sonunda, TBMM tarafından, Mustafa Kemal’e “gazi” unvanı ve “Mareşal” rütbesi verildi.

Gazi Mustafa Kemal’in başkomutanlığını yaptığı ordumuz, 26 Ağustos 1922’de düşmana saldırmış, 30 Ağustos’ta düşmanı çember içine alarak imha etmiştir. 

 Büyük Taarruz ve Başkomutan Muharebesi ile Kurtuluş Savaşı’nın son safhası zaferle tamamlanmıştır. Bu zafer, milletimizi bağımsız ve yurdu bölünmez yapmıştır. Ayrıca, esaret altında yaşayan milletlere de umut ve cesaret kaynağı olmuştur.

Birinci Dünya Savaşında güzel yurdumuzun emperyalist güçler tarafından işgal edilmesini kabul etmeyen yüce Türk Milleti ve Ordusu, Ağustos 1922’de tek vücut olarak canından değerli saydığı vatanını müdafaa etmiş ve düşmanlarını bu cennet vatandan kovmuştu.

İnanç, İrade, İman ve İstiklal Ruhuyla…

Mehmetçikler; kanı ve canı pahasına vatanı, şerefi, namusu, koruma adına seve seve ölüme koştular. Türk Ordusu, Başkomutan Gazi Mustafa Kemal önderliğinde, zor şartlarda kahramanca mücadelesini 30 Ağustos Zaferi’yle taçlandırmıştır. Bu zafer, inanmış insanların neler yapabileceğini, Türk Milleti’nin hür yaşama azminin boyutlarını da tüm dosta, düşmana göstermiştir.

Bugün, dünle mukayese yapıldığında bazı değer yargılarımızın yozlaştığını görüyoruz. Dün, yüce milletimin kutlu cihan devleti vardı… Zalimlere baş eğdiren, mazlumlara yüz güldüren, taçsızlara taç giydiren, toplum yapımız ve değerlerimiz vardı…

Gücüm vardı… Benim cihanı düzene sokan, yedi deniz, üç kıta ve yedi iklime yayılan adım vardı. Cihan sözümü dinler, krallar buyruğuma bakar, ülkeler medeniyetime, adaletime can atardı hani? Bugün içersinde bulunduğumuz şartları ve hatalarımızı bir gözden geçirmemiz gerekmez mi?..                                                                                                      

Geçici başarıların, günlük kavgaların, kuruntuların ve yersiz hayallerin söz konusu olduğu günümüze karşın, adalet ve mutluluk içerisinde yaşanan şanlı bir geçmişimiz vardı. Bir yürek yerine binlerce, milyonlarca yürek olan insanımız vardı. Şimdi, ilerisi için geriye dönüp baktığımda çok güzellikler, muhteşemlikler görüyorum. Umudumuz; tarihi, milli değerlerimizde saklıdır!..

Bahis konusu olan şey bir tarihse, milyonlarca şehidin mübarek emanetiyse, bahis konusu olan şey, insanlığı beraberinde medeniyeti doruklarına yücelten bir milletin asırlara sığmayan yüceliği ise, bugün bu düşüşün, bu büyük ızdırabın, hüzün ve mutsuzluğun ürpertici çığlıkları duyulmalı, sebepleri araştırılmalıdır.

Malazgirt’te, Sakarya’da, Dumlupınar’da şahlanan bizdik, günümüzde bu emanetler korunursa güçleniriz. Biz; asırlar boyu insanlığı emperyalizmin ağından, zalim, kudurgan, maddeci, egoist eğilimlerinden koruyan, bu emelleri dizginleyen muhteşem bir millet isek, bugün de bu yolda yürümeliyiz. Tarihin yeniden yazılmasında “Muhteşem Türkiye” modelimiz, hedefimiz olsun.

Biz meçhul bir maziden değil, gerçek bir tarihten bahsediyoruz. Kendimizden, kökümüzden, şanlı tarihimizden bahsediyoruz. Geleceğimizin şekillenmesinde bize ışık olacak değerlerden, kahramanlıklardan bahsediyoruz.

Biz aslımıza, değerlerimize döner, bunları yaşar ilimle, kültürümüzle sentezlersek bugünde muhteşem tarihimizdeki gibi yine mazlumların hamisi, şefkat timsali adil, yüce devlet unvanına sahip olabiliriz.

 

Türkiye’yi Ayağa Kaldıracak Millî ve Manevi Kültürüdür!

Türkiye; tarihten günümüze çekişme ve çatışmayı bırakarak, tercihini doğrudan yana, millî ve manevi kimliğinden yana kullanmalıdır. Türkiye’nin dünyadaki önemi daha da artacaktır. Yeter ki Türkiye kimliğini korusun, kimliğine sahip çıksın…
          

Şayet biz yeniden mazimizdeki özelliklere sahip olursak, inşallah yükseleceğiz, sadece kendimizi yükseltmiş olmayacağız, aynı zamanda insanlığı da yükseltmiş olacağız…
O halde bizi insanlığın zirvesine yükselten sebepleri, bizi muhteşemlikten, ızdıraplı bir düşüşe iten sebepleri aramak, bilmek mecburiyetindeyiz.
         

 Ey Yüce Milletim; bugün sana kutlu devletler kazandıran, cihanın önderliğini sağlayan idealleri canla başla savunmak, kutsal inancına, temiz ahlakına, yüce kültürüne sahip olmak, yaşamak ve yaşatmak düşüyor. İstikbalin açık, bayramın kutlu olsun…

 

You may also like

Yorum Bırakın

Hakkımızda

İlimle, hikmetle, akılla, tarihten ders alarak ve tüm insanlığı Uyanışa davet ediyoruz.
UYANIŞ, asırlardır darbelenen inleyen milletin derdine dil olmak için yola çıkan millet evlatlarının sesidir.

Are you sure want to unlock this post?
Unlock left : 0
Are you sure want to cancel subscription?
-
00:00
00:00
Update Required Flash plugin
-
00:00
00:00