Merkez Bankası verilerine göre, 2026 yılı I. çeyrek itibarıyla Türkiye’nin toplam brüt dış borç stoku 518,5 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşmiştir. 14 Haziran 2026 tarihinde 1 ABD doları 46 TL olduğuna göre, ülkemizin dış borcu yaklaşık 23 trilyon 851 milyar TL’dir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 3. Dünya İslam Ekonomi Zirvesi’nde faize dayalı küresel ekonomik sistemi sert bir dille eleştirerek, “Faizin olduğu yerde bereket olmaz. Sömürünün, haksızlığın, etik ve ahlak dışı rekabetin olduğu yerde bereket bulunmaz.” dedi.
Sayın Cumhurbaşkanımız çok doğru söylemiştir; buna yanlış demek haksızlık olur. Küresel ekonomik sistem, özellikle İslam dünyasını, faize dayalı emperyalizmin en güçlü aracı olan kapitalizmin baskısı altında inim inim inletmektedir.
Türk milletinin geleceği faizle ipotek altına alınmıştır
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası haziran ayında politika faizini yüzde 37 seviyesinde tutmuştur. Bu ekonomide faiz yükünün ne derece ağırlaştığını göstermektedir. Son yıllarda kamu maliyesi üzerinde oluşan faiz yükü, bütçe harcamalarının önemli bir bölümünü oluşturmaktadır.
Ekonomistlerin yaptığı hesaplamalara göre Merkez Bankası’nın son yıllardaki zararları, Kur Korumalı Mevduat uygulamasının maliyetleri ve yüksek faiz politikalarının sonuçları yüz milyarlarca dolarlık bir ekonomik yük ortaya çıkarmıştır.
Daha dikkat çekici olan ise devlet bütçesinden yapılan faiz ödemeleridir. Hazine ve Maliye Bakanlığı verilerine göre yalnızca 2026 yılının ilk beş ayında faiz ödemeleri 1 trilyon 239 milyar lirayı aşmıştır. Vergi Uzmanı Ozan Bingöl’ün tespitlerine göre Türkiye, 2026 yılında 2 trilyon 740 milyar lira, 2027 yılında 3 trilyon 39 milyar lira ve 2028 yılında 3 trilyon 346 milyar lira faiz ödeyecektir.
Türk milletinin geleceği faizle ipotek altına alınmıştır.
Türkiye ve Dünyada Faiz Oranları
2026 yılı itibarıyla bazı ülkelerdeki faiz oranları şöyledir:
- İsviçre: %0, Japonya: %0,75, Singapur: %0,87, Suudi Arabistan: %4,25, Endonezya: %4,75, Hindistan: %5,25
En yüksek faiz uygulayan ülkeler:
- Angola: %17, Gana: %28, Zimbabve: %35, Türkiye: %37
Düşük ve orta seviyede faiz uygulayan ülkeler:
- Güney Afrika: %10, Botsvana: %5,5, Kamerun, Çad ve Gabon (Orta Afrika Ekonomik ve Parasal Topluluğu): %4,75, Cezayir: %2,5, Yeşil Burun Adaları: %2,5
Türkiye Ne Kadar Vergi Topladı?
“Bizler 86 milyon vatandaş olarak devleti finanse ediyoruz. Yetmiyor; Cumhuriyet’in birikimi olan fabrikalar, yollar ve köprüler özelleştiriliyor. Yetmiyor; kamu taşınmazları satılıyor. Yetmiyor; borçlanılıyor.
2002-2025 dönemindeki 24 yılda 36 trilyon 883 milyar lira vergi ödedik…
Özelleştirme uygulamaları her ne kadar 1986 yılında Turgut Özal döneminde başlamış olsa da asıl yoğunlaştığı dönem 2002 sonrası olmuştur…. Özelleştirmeden elde edilen milyarlarca dolarlık gelir de obez devleti doyuramadı. Çünkü kırk yıllık özelleştirme gelirleri, bir yıllık faiz ödemesine bile yetmez hâle geldi. Merkez Bankası’nın ihtiyat akçesine bile el atıldı. Yetmedi.” (Ozan Bingöl, 13.06.2026, Sözcü)
Borçlar ve Faizler Türk Milletini İliklerine Kadar Sömürmüştür
Ankara Milletvekili Mesut Doğan, TBMM’de yaptığı konuşmada, devletin iç ve dış borcu ile özel sektör, esnaf ve hane halkı borçları birlikte değerlendirildiğinde ülkenin toplam borcunun 56 trilyon liraya ulaştığını ifade etti.Bu borcun karşılığında son 23 yılda 61 trilyon lira faiz ödendiğini belirten Doğan, şöyle dedi:
“Allah’tan korkmak lazım. Türkiye’de 26 milyon aile var. Bu ülkedeki bütün evleri yıksak, hepsini sıfırdan yapsak yine 60 trilyon etmez. Türkiye’yi baştan imar edecek bir parayı faize kaptırmışız.”
Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan da TBMM Genel Kurulu’ndaki bütçe konuşmasında, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilen 2018-2026 döneminde ödenen ve ödenmesi öngörülen faiz tutarının 275 milyar dolara ulaştığını açıkladı.
Arslan, bu tutarın bugünkü kurla yaklaşık 11 trilyon 750 milyar TL’ye denk geldiğini belirterek şunları söyledi:
“Bu parayı 200 TL’lik banknotlarla taşısaydık, 25 tonluk 2 bin 350 TIR dolusu ederdi. Bu TIR’lar konvoy hâlinde dizildiğinde 40 kilometrelik bir uzunluk ortaya çıkardı.”
Arslan’a göre ortaya çıkan tablo, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ekonomik bilançosudur.
Kapitalizm faiz ile sömürü düzeni kurmuştur
İnsanlar borç aldıklarında, aldıkları borcun karşılığı olarak fazladan bir ödeme yaparlarsa, bu ek ödemeye faiz denir. Tarih boyunca vahşi kapitalizm; verdiği borçlar ve aldığı faizlerle milletleri borçlandıran bir sömürü düzeni kurmuştur. Ödenmeyen borçlara kat kat faiz uygulayarak ülkeleri sürekli baskı altında tutan emperyalist bir yapıya dönüşmüştür.
Emperyalizm; kapitalist sermayenin sağladığı borçlar ve faiz mekanizması sayesinde toplumlar üzerinde siyasi, askerî, ekonomik, sosyal ve kültürel hâkimiyet kurmasıdır.
Faiz, fert ve toplumların bünyesine yerleşmiş bir kanser gibidir. Sessiz ve derinden ilerler; toplumun bütün kesimlerini sarar, zamanla onları esir alır, sömürür, köleleştirir ve yok oluşa sürükler.
Faiz, insanlık tarihi boyunca ekonomik ve sosyal hayatın en büyük sömürü araçlarından biri olmuştur. Faiz; zulümdür, ıstıraptır, gözyaşıdır. Çalışmadan kazanmak, ekmeden biçmektir.
İslam’ın Faiz Konusundaki Yaklaşımı
İslam dini, faizi yalnızca ekonomik bir işlem olarak değil, aynı zamanda ahlaki ve toplumsal sonuçları bulunan bir mesele olarak değerlendirmiştir.
Kur’an-ı Kerim’de faiz konusunda son derece açık hükümler yer almaktadır:
“Ey iman edenler! Kat kat faiz yemeyin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.” (Âl-i İmrân,3/ 130)
“Faiz yiyenler, kabirlerinden şeytan çarpmış kimseler gibi kalkarlar.” (Bakara,2/275)
“Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve gerçekten iman etmiş iseniz faizden kalanı bırakın.” (Bakara,2/ 278)
“Bunu yapmazsanız Allah ve Resûlü tarafından size savaş açıldığını bilin.” (Bakara,2/ 279)
Ekonomik Bağımsızlığın Yolu
Bir milletin siyasi bağımsızlığı kadar ekonomik bağımsızlığı da önemlidir. Sürekli borçlanan ve borçlarının faizini ödemek için yeniden borçlanmak zorunda kalan ülkeler, zamanla ekonomik hareket alanlarını kaybetmektedir.
Ekonomik bağımsızlığın yolu; daha fazla borçlanmaktan değil, daha fazla üretmekten, çalışmaktan ve katma değer oluşturmaktan geçmektedir. Aksi hâlde bugün alınan borçlar ve ödenen faizler, yarının nesilleri için ağır bir yük olmaya devam edecektir.
