Ev 14. Sayı BAŞYAZI: Türkiye Zifiri Karanlık Günler Yaşıyor! #14

BAŞYAZI: Türkiye Zifiri Karanlık Günler Yaşıyor! #14

Tarafından Cuma NACAR

           

Uyanış’ın Saygıdeğer Okurları:

Bu yazımızda ateş çemberine çevrilen, her bir köşesinde kan ve gözyaşı olan, gittikçe de daha geniş alanlara yayılmasının hedeflendiği anlaşılan Ortadoğu’daki gelişmelerden bahsetmeyi düşünüyorduk. Zira İsrail yönetimi, Gazze’deki soykırım politikalarına bir yandan Lübnan’ı da eklemiş; Hamas’ın, Hizbullah’ın lider kadroları bir bir yok etme çabasına girmiş, diğer yandan da İran saldırısının ne zaman olacağının konuşulduğu bir aşamaya gelinmişti.Ne var ki ülkemizde yaşanan siyasi gelişmeler, Ortadoğu’da yaşananların önüne geçmiştir.

TÜRKİYE ZİFİRİ KARANLIK GÜNLER YAŞIYOR!

NE OLMUŞTU?

Sayın Bahçeli’nin, grup toplantısında yaptığı konuşmada, terörist başının TBMM’ndeki Dem Parti’nin grup toplantısında konuşmaya davet etmesi, toplumda büyük bir infiale sebep oldu. Ancak bu konuşmaya gelinceye kadar yaşananları hatırlamakta fayda var. Ne olmuştu? Milletvekilliği, Cumhurbaşkanlığı ve son olarak da Mahalli İdareler Seçimleri sonrasında partisinde ‘kan ve ruh kaybı’ olarak görülen gerilemeye çözüm arayan iktidar partisi genel başkanı ve parti içine tam hâkim olmak için yollar arayan ana muhalefet partisi genel başkanı arasındaki karşılıklı ziyaretler ve açıklamaları kimi ‘yumuşama’, kimileri de ‘normalleşme’ olarak niteledi. İşte tam da bu sırada iktidarın ana ortağı olan partinin genel başkanı çıktı bir açıklama yaptı. Sayın Bahçeli, yumuşama veya normalleşmeyi“sipariş” olarak değerlendirmiş ve yumuşamaya “bariyer” görülüyorlarsa “aradan çekileceklerinden” söz etmişti. Biz de Uyanış sayfalarında madem ki bu girişimler sipariştir, aradan çekilmek yerine esas böyle bir girişimde bariyer olmak gerekir demiştik. Hele hele iktidarın haksız, hukuka aykırı, hatta zulme varan uygulamalarında aradan çekilmeyi düşünmeyenlerin; sipariş bir teşebbüs karşısında aradan çekilmeyi düşünmesi bize düşündürücü gelmiştir, demiştik.

Normalleşme veya yumuşama girişimleri devam ederken; 1 Ekim 2024 günü Sayın Cumhurbaşkanı TBMM’nin yeni yasama yılı açılışında “Vadedilmiş topraklar hezeyanıyla hareket eden İsrail yönetiminin tamamen dini bir fanatizm ile Filistin ve Lübnan’dan sonra gözünü dikeceği yer bizim vatan topraklarımız olacaktır” dedi, “iç cepheyi sağlam tutma” çağrısı yaptı. Devlet Bey de ‘cumhurbaşkanının bu çağrısına uygun adım atmak için’ DemParti sıralarına giderek selamlaşıp, tokalaştı.

Yeni bir açılım süreci mi başlayacak tartışmaları devam ederken; Devlet Bey, 8 Ekim tarihli grup toplantısında “…Biz durduk yere el vermeyiz, öylesine yerimizden kalkıp da el sıkmanın merakına tevessül ve teşebbüs etmeyiz. Dem’e evvela düşen sorumluluk, uzanan bu samimi elin kıymet hükmünü anlaması, dahası Türkiye partisi olması yönünde bir eşik olarak algılayıp değerlendirmesidir.” açıklamasını yaptı. Türkiye bu açıklamayı değerlendirirken, bir de baktık; 22 Ekim tarihli grup toplantısında, “Şayet terörist başının tecridi kaldırılırsa, gelsin TBMM’de Dem Parti grup toplantısında konuşsun, terörün tamamen bittiği, örgütün lağvedildiğini haykırsın.Bu dirayet ve kararlılığı gösterirse umut hakkının kullanımı ile ilgili yasal düzenlemenin yapılması ve bundan yararlanmasının önü de ardına kadar açılsın.”dedi. Cumhurbaşkanı AKP İl Başkanları Toplantısı’nda “Cumhur İttifakı tarafından açılan tarihi fırsat penceresinin kişisel hesaplara kurban edilmemesini ümit ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Ana muhalefet partisi lideri de “el yükseltiyorum, ben de Kürtlere bir devlet teklif ediyorum. Kendini ait hissetmeyen Kürtlere, Türkiye’nin sahibi olmaya teklif ediyorum” ifadelerini kullandı. 

Dem Parti Eş Başkanı Tülay Hatimoğulları “Barışın muhatabı Abdullah Öcalan’dır. Çözümün yolu TBMM’dir. Başlangıç olarak tecrit kaldırılsın” dedi.DEM’den Sırrı Sakık: “Hiç şaşırmadım, daha önemli gelişmeler olabilme ihtimali yüksek” dedi.

İktidarın ana ortağının akıl almaz bu çıkışına, adeta nazire yapanbebek katili, terörist başı “Koşulları oluşursa, bu süreci çatışma ve şiddet zemininden hukuki ve siyasi zemine çekecek teorik ve pratik güce sahibim” dedi.

TERÖRİST BAŞINA HANGİ VAADLERDE BULUNULMUŞ VE İMKANLAR SUNULMUŞTUR.

Terörist başı, bebek katilinin 2015 yılına kadarki açılım/saçılım sürecindeki notlarını, görüşlerini içeren “Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa”adlı kitabında aynen şunları söylemektedir.  “…Kürt realitesi parlamento tarafından kabul edilmeden nasıl anayasa yapacaksınız?… Biz Kürtleri demokratik bir ünite haline getirmek istiyoruz. Türkiye anayasasında ve yasalarda bu olmadan barış olmaz. Yirmi milyon insanın yasal ve anayasal ifadesi olmadan biz nasıl yaşayacağız?… Bu nedenle bir eylem planı çıkarıyorum…Kürt reform tasarısı güncelleştirilmeli. Vatandaşlık tanımı için şöyle öneriyorum: Anayasamız bütün tarihsel kültürleri Türkiye’nin bir zenginliği olarak kabul eder, kendisini geliştirme, özgürce ifade etme ve örgütleme hakkını tanır…Ancak benim sunduğum gibi bir tanım birçok sorunu da çözer. Dil eğitimini tartışmıyorum bile. Yasama hakkı, ekonomik özerkliği olacak. Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’ndaki çekinceler kaldırılacak.”

Şimdi iktidar partisine, ana ortağına ve destekçilerine soruyoruz. Terörist başının eylem planı diye açıkladığı bu taleplerini karşılama sözü verdiniz mi?

BU ŞER PLANININ ÜZERİNDE UZUNCA BİR ZAMANDAN BERİ ÇALIŞILDIĞI ANLAŞILMAKTADIR.

Yaşananlar bu şer planın üzerinde uzunca bir zamandan beri çalışıldığı ve uygulamaya konulduğunu göstermektedir. Anlaşılan bu aktörler, gelişmeleri önceden biliyorlardı.  Nitekim bebek katilinin, Kandil’deki PKK elebaşları ile defalarca görüşmesine izin verildiği basınayansıdı. Hatta bazı aklı evveller de terörist başına ‘umut hakkı’ adı altındaaf yolunun açılması için Ceza İnfaz Kanunu’nun bir maddesinde yapılacak değişikliğin sorunu çözeceğini tartışmakta…

KAHT-I RİCAL

Yukarıda yaşananları anlattığımız bölümler, esas itibarı ile yorum yapılmasa bile; Türkiye’nin vatanı ve milleti ile bölünmez bütünlüğüne kastedildiğini, iktidarı ve ana ortağı ile ana muhalefet ve diğer bazı muhalefet partilerinin tehlikeli gidişin farkında olmadıklarını, bunun sonucundane yazık kiyakın bir gelecekte bölünme ve parçalanmanın eşiğine geldiğimizin idrakinde de olmadıklarını göstermektedir. Böylesine uçuruma yuvarlanışın farkında olmayan siyasiler, aslında kendilerinin ruhen ve kalben iflas ettiklerini, aziz milletimizin temsilcisi olamayacaklarını, icazetli politikaların emrinde hareket ettiklerini deispatlamış olmaktadırlar. Devleti yönetmek iddiası ile ortaya çıkan bu partilerin; milletimizin büyüklüğünü, tarihi birikimini, devlet yönetme geleneğini bilmeyen insanlar tarafından yönetildiğine karine olacak mahiyettedir. Maalesef kaht-ı ricalin bu kadar yoğun yaşandığı bir başka dönem olmamıştır.

Herşeyden evvel şunu ifade etmek gerekir ki; Türkiye’de insanlar kavmi kökenleri nedeniyle hak ve hürriyetlerinden mahrum edilmemektedirler. Teröristler Kürt vatandaşlarımızı veya onların yaşadıkları bölgeyi temsil edemezler. Nitekim bu bölgede yaşayan kardeşlerimizin kahir ekseriyeti devletlerine bağlı iken, çaresizlik içinde olup biteni izlemektedir. Onların sabrını zorlamaya hiçkimsenin hakkı yoktur.

Biz insanların farklı ırk, dil veya renge mensup olmasının bir üstünlük sebebi olamayacağına, üstünlüğün iyi, güzel ve doğruyu yapmak; kötü, çirkin ve zararlıdan sakınmakta olduğuna inanıyoruz. Kan ırkçılığı ile bir alakamızın olamayacağını bir kez daha ilan ediyoruz. Elbette ki kırk yılı aşkın bir zamandır akan kanın son bulmasını istemek bütün vatandaşlarımızın arzu edeceği bir olaydır. Ancak bunun yolu ve yordamı bu değildir. Ortada duran sorunun adı, yabancı istihbarat servislerinin dediği gibi ‘Kürt Sorunu’ değildir. Esası itibarı ile ‘Kürt Sorunu’ifadesi bu kardeşlerimize karşı yapılmış bir hakarettir. Var olan sorunların elbette ki tarihi, sosyal temelleri vardır. Çözüm milli birlik ve kardeşlikten geçmektedir. Bunu temin edecek de Türkiye’nin insan hak ve özgürlüklerine dayalı hukuk devleti olması ve milli iradenin önündeki engellerin kaldırıldığı demokrasidir. Milli birlik ve kardeşliğimizin savunucusu kanaat önderleri ve aydınlar, sessiz çoğunluk, sorunun çözümünde muhatap alınması gerekirken; cana, mala, ırza saldıran; yol kesen, kırk bin vatandaşımızın canına sebep olan, Kürtlerle alakası olmayan, Kürt’e kurban olasıca, taşeron bir terör örgütün veya elebaşlarının muhatap alınması, hele hele elinde silahı ile gelen katil sürüsü teröristlerle aynı masaya oturulmaya çalışılması; müzakere, pazarlık edilmesi, bir akıl tutulmasıdır.Türkiye,esefle ifade etmek gerekir ki mevcut iktidar ve muhalefetin ortaya koyduğu siyaset ile acziyet içindedir. Ama unutmasınlar ki aziz milletimiz herşeyin farkındadır, yapılanları not etmektedir ve bunları affetmeyecektir. Öte yandan Türkiye’nin bağımsızlığına gölge düşürecek her türlü düzenleme bir ihanettir. Hiç kimsenin örtülü olarak icazetli politikalarını, anayasanın muhtelif maddelerine serpiştirerek meşruiyet kazandırmaya hakkı da yoktur, haddine de değildir. Türkiye tam bağımsız bir ülke olarak kalmak zorundadır.

Türkiye’nin üniter devlet yapısı tartışılamaz. Hiç kimse federatif, konfederatif veya otonomi gibi düşünceleri aklının ucundan geçirememeli. Böyle bir düşünce ile hareket eden bölücü terör örgütlerine de aman verilemez. Kimse vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğü aleyhinde çalışamaz, bu tür faaliyetlere odak olamaz. Aziz Milletimiz, Türkiye’nin bağımsızlığını gözü gibi korumuştur; koruyacaktır. İster iktidar, isterse muhalefet olsun hiçbir parti, icazetli politikalarla iş görmemeli ve vazgeçilemez prensiplerimiz olan insanın temel hak ve özgürlüklerindenasla taziz veremezler.

Vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğüne zarar verici, aziz milletimizin kurucu millet olduğu gerçeğini ortadan kaldıracak birtakım düşüncüleri akıllarına bile getirmemelidirler. PKK silahlı terör örgütüne yeniden can suyu olacak yeni bir açılım/saçılım sürecine girerek; geçmişte yaşanan acıları, ızdırapları tekrar etmekten şiddetle kaçınmalıdırlar. Aksi halde aziz milletimizinvicdanında mahkûm edileceklerini unutmamalıdırlar.

MİLLET PARTİSİNİN İKTİDAR OLMASI ELZEMDİR.

Siyasiler tarafından yapılan açıklamalar kapalı, karanlık ve kirli siyasetin tezahürüdür. Böyle bir siyaset anlayışı meşru değildir, şeytanidir. Milletimiz şüphe, çekişme, kaosa sürüklenmek istenmektedir. Kapalı kapılar ardında kotarılarak, milletten kaçırılarak, ikna edilerek, nereden geldiği malum emirlerle, dikte edilen bu politikalarla aziz milletimizin idam fermanı sahneye konulmuş bulunmaktadır. Bu politikaların meşruluğu olmadığı gibi resmi siyaset ile milletimize empoze edilmesi de kabul edilemez. Çünkü izlenen siyasetin meşru olabilmesinin ilk şartı her türlü yabancı, sömürgeci müdahalelere karşı bağımsızlığın korunmasıdır. Aziz Milletimiz kendisine yönelen bu siyasi suikastlarakarşı demokratik ve meşruiyet sınırları içinde milli bir refleks gösterecek ve gereken cevabı verecektir. Bilmelidirler ki milletimiz her türlü yabancı telkin, tehdit ve baskıya;akılla, hikmetle, ilimle boyun eğmeyecektir. Bunun da yolu hukukun üstünlüğüne dayanan, sağlıklı bir hukuk sisteminden geçmektedir. Ülkeyi yönetenlerin şahsi ikballeri uğruna bir coğrafyanın kaderini değiştirmesine izin verilemez.

Milli birlik ve kardeşliğin gerçeklemesini arzu etmek, ama bunu yaparken de devletin ve milletin bölünmez bütünlüğünü savunmak sadece Millet Partisi’nin davası değil, aynı zamanda bir devlet-millet meselesidir. Millet Partisi, devleti milletin hasretle gözlediği, duasında, rüyasında beklediği o demokratik hukuk devleti, kerim devlet haline getirecek partidir. Milli birlik ve kardeşlik ile ülkede Türk-Kürt kavgası çıkartmaya, ülkenin bölünüp parçalanmasına engel olacak yegâne partidir. Böylesine zifiri karanlık günlerinde ülke, Millet Partisi’nin rehberliğine muhtaçtır.

 

 

You may also like

1 Yorum

Hasan Tahsin UYSAL 17/11/2024 - 07:20

Sayın Cuma NACAR başkanım
Karanlık günlerden geçiyoruz.”Sipariş “olduğunu,sipariş toplayanla iy, bilir diye düşünüyorum.
Kimsenin sipariş veremediği,veremeyeceği.MİLLET PARTİSİ iktidarı TÜRKİYE’de şart.
MUHTEŞEM TÜRKİYE, MUHTEŞEM DİNYA arefesi olacak inşeallah başkanım

Cevap

Yorum Bırakın

Hakkımızda

İlimle, hikmetle, akılla, tarihten ders alarak ve tüm insanlığı Uyanışa davet ediyoruz.
UYANIŞ, asırlardır darbelenen inleyen milletin derdine dil olmak için yola çıkan millet evlatlarının sesidir.

Are you sure want to unlock this post?
Unlock left : 0
Are you sure want to cancel subscription?
-
00:00
00:00
Update Required Flash plugin
-
00:00
00:00