DOĞU TÜRKİSTAN’DA DURUM ÇOK VAHİM!
Almanya’nın Münih kentinde bulunan Dünya Uygur Kurultayı Genel Merkezi’nde Kurultay Genel Başkanı Turguncan Alavadun Hak Millet Davası UYANIŞ dergisinin sorularını cevaplandırdı. Alavadun ile Uygur Türkleri ile Doğu Türkistan’da devam eden Çin zulmü üzerine konuştuk. Alavadun, “Çin resmen soykırım uyguluyor” diye konuştu.
Alavudun Türkistan’daki durumu özetlerken, “Şu anda üç milyondan fazla insan toplama kamplarında. İnsanlara “Ya yok olacaksınız ya da Çinli olacaksınız” deniliyor. Ailelere Çinli memurlar yerleştirilerek, evde Türk dili ve dini öğretilmesi engelleniyor. Çin, çocuklara verilen terbiyeyi kontrol etmek için ajanlık yapıyor. 2000 yılından itibaren okullarda dilimiz yasaklandı. Dilimizi ve dinimizi öğrenme fırsatımız şimdi yok ediliyor” ifadelerini kullanıyor.
Röportaj: Zeki Yetim
Uyanış: Sayın Başkan, bize kendinizi tanıtır mısınız?
Alavudun: Ziyaretiniz için teşekkür ederim. Ben Turguncan Alavudun. Bizde soyadı olarak baba adı kullanılıyor. Babamın adı Alavudun. Doğu Türkistan’ın Aksu ili Şehriyar ilçesinde doğdum. İlkokul ve ortaokulu orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Mısır’da El-Ezher Üniversitesi’nin Şeriat Kanunları Fakültesi’nde tamamladım. Mezun olduktan sonra, 1999 yılında Almanya’ya geldim.O zaman Almanya’da, Erkin Alptekin (İsa Yusuf Alptekin Bey’in oğlu) ve birkaç kişi ile birlikte az sayıdaydık. Sonra çoğaldık. O dönemde burada Doğu Türkistan Avrupa Birliği adıyla bir teşkilat vardı. Bu teşkilatı da liderimiz İsa Yusuf Alptekin büyüğümüzün oğlu Erkin Alptekin kurmuştu. Almanya’ya gelince beraber çalışmaya başladık.2004 yılında Dünya Uygur Kurultayı kuruldu. Ben geldiğimde uluslararası alanda Uygurları temsil eden iki teşkilat vardı: Dünya Uygur Gençler Kurultayı ve Doğu Türkistan Uyguristan Millî Kurultayı. 2004 yılında bu iki teşkilat birleşti ve şimdiki adıyla Dünya Uygur Kurultayı kuruldu. O tarihten beri kurultayda çalışıyorum.
Lobi faaliyetlerine ağırlık veriyoruz
Uyanış: Sayın Başkan, Dünya Uygur Kurultayı hakkında bize bilgi verebilir misiniz, Dünya Uygur Kurultayı’nın faaliyetleri nelerdir?
Alavudun: Tabii ki. Dünya Uygur Kurultayı, 2004 yılında, Uygur Gençler Kurultayı ile Doğu Türkistan Millî Kurultayı’nın birleşmesiyle kurulan uluslararası bir çatı kuruluşudur. Şu anda Dünya Uygur Kurultayı’na bağlı kırk teşkilat/dernek bulunmaktadır. Bu teşkilatlar, dünyanın yirmi yedi farklı ülkesinde faaliyet göstermektedir.Kurultay, üç senede bir seçim yapar. Başkanından yöneticilerine kadar tüm kadro, bu seçimle belirlenir ve üç yıllık bir süre boyunca görev yapar.Dünya Uygur Kurultayı’nın faaliyetleri arasında ilk sırada lobi faaliyetleri yer alır. Farklı ülkelere giderek parlamentolarıyla, bakanlarıyla ve yetkililerle görüşmeler yapıyoruz. Ayrıca, sivil toplum kuruluşlarıyla temas kurarak Çin’in zulmünü anlatıyor ve desteklerini talep ediyoruz.Bunun yanı sıra protesto gösterileri düzenliyoruz. Belirli günlerde büyük çapta gösteriler yapıyoruz. Örneğin, 2018’de Brüksel’de ve Cenevre’de protestolar gerçekleştirdik. Bu tür faaliyetler, bize bağlı olan teşkilatlar tarafından da organize edilebiliyor.
Uyanış: Doğu Türkistan’ın ve Uygurların dünü ve bugünü hakkında okurlarımıza bilgi verir misiniz, Dünya Uygur Kurultayı’nın faaliyetleri neleri kapsıyor?
Alavudun: Tabii, Dünya Uygur Kurultayı dediğim gibi 2004 senesinde, Uygur Gençler Dünya Uygur Kurultayı ile Doğu Türkistan Uyguristan Millî Kurultayı’nın birleşmesiyle birlikte kurulan uluslararası bir çatı kuruluş. Dünya Uygur Kurultayı’na şu anda bağlı kırk teşkilat ve dernek var. Bu teşkilatlar dünyanın çeşitli ülkelerinde, toplam yirmi yedi ülkede faaliyet gösteriyor. Dünya Uygur Kurultayı’nda her üç senede bir seçim oluyor. Başkanından yöneticilerine kadar herkes bu seçimle belirleniyor. Seçilenler, üç yıl boyunca Dünya Uygur Kurultayı’nın faaliyetlerini yürütüyor.Dünya Uygur Kurultayı’nın faaliyetleri; ilk olarak lobi faaliyetlerini içeriyor. Ülkelere gidiyoruz, parlamentolarını ziyaret ediyoruz. Parlamenterler, bakanlar ve diğer yetkililerle görüşüyoruz. Bazen sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya geliyoruz. Çin’in yaptıklarını anlatıyoruz ve zulmü durdurmaları konusunda desteklerini istiyoruz. Bunun yanı sıra başka faaliyetlerimiz de var. Bize bağlı teşkilatlar, bulundukları ülkelerdeki parlamentolar ve yetkililerle konuşuyor. Ayrıca, belirli günlerde protesto gösterileri düzenliyoruz. Bazen hepimiz bir ülkede toplanıyoruz. Örneğin, 2018 yılında Rusya’da ve Cenevre’de protestolar düzenledik. Bize bağlı dernekler ve teşkilatlar da kendi ülkelerinde protesto gösterileri yapıyor. Bu şekilde faaliyetlerimizi sürdürüyoruz.
3 milyondan fazla insan kamplarda
Uyanış: Doğu Türkistan’ın ve Uygurların dünü ve bugünü hakkında okurlarımıza bilgi verir misiniz?
Alavudun: Doğu Türkistan’ın yakın tarihine bakacak olursak, Türkiye’de okullarda coğrafi olarak nerede olduğu ve genel bilgileri öğretiliyor. Ancak Çin Komünist yönetimi altındaki durumu Türk kardeşlerimiz çok fazla bilmiyor. Son on beş-yirmi yıldır, Türkiye’ye Doğu Türkistan’dan gelenlerin artmasıyla birlikte durum daha iyi anlaşılmaya başlandı. Burada ve Avrupa’da kurulan dernekler, teşkilatlar sayesinde bilgi yayılmaya başladı.Şu anda Doğu Türkistan’ın durumu çok vahim. Çin, 1949 yılında Doğu Türkistan’ı işgal etti. İşgalden sonra dini ve milli kimliğimizi yok etmek için asimilasyon politikaları uyguladı. Bu politikalarla dilimizi, dinimizi ve kültürümüzü kısıtlamaya başladılar. 2017’den itibaren ise resmi olarak soykırım politikası uygulamaya başladılar. Milletimiz, yetmiş yıl boyunca bu asimilasyona karşı direndi. Çin, bizi kolay kolay asimile edemeyeceğini anlayınca soykırım politikalarını devreye soktu.2011’de Çin Devlet Başkanı Doğu Türkistan’ı ziyaret etti. Kaşgar’da camiler ve Türk izleri gördü, insanların kendi dillerinde konuştuğunu fark etti. Bunun üzerine Çinli yetkililere kızarak, “yetmiş yıldır burayı yönetiyoruz ama hiçbir şeyi değiştirememişsiniz. İnsanlar hala kendi diliyle konuşuyor, dinine bağlı yaşıyor. Burası Çin toprağı olmalı, Çinlileşmeli” dedi. Bu olaydan sonra Çin, soykırım politikalarına hız verdi.Şu anda üç milyondan fazla insan toplama kamplarında. İnsanlara “Ya yok olacaksınız ya da Çinli olacaksınız” deniliyor. Ailelere Çinli memurlar yerleştirilerek, evde Türk dili ve dini öğretilmesi engelleniyor. Çin, çocuklara verilen terbiyeyi kontrol etmek için ajanlık yapıyor. 2000 yılından itibaren okullarda dilimiz yasaklandı. Dilimizi ve dinimizi sadece ailemizden öğrenme fırsatımız vardı ama şimdi bu da yok ediliyor. 2021 yılında Londra’da “Uygur Mahkemesi” kuruldu. Oradan kurtulan şahitlerin ifadeleriyle Çin’in Uygurlara, Kırgızlara ve Kazaklara soykırım uyguladığı kanıtlandı. Bu mahkeme sonucunda, Çin’in insaniyete karşı suç işlediği kararı çıktı. Şu ana kadar on bir ülke bu soykırımı resmen tanıdı.
Ancak Çin, bu soykırımı örtbas etmek için gazeteciler, din adamları ve araştırmacılar davet ediyor. Onlara tiyatro sahnesi gibi, her şeyin yolunda olduğu bir ortam hazırlıyor. İnsanları camilerde namaz kılıyor gibi, pazarlarda rahatça geziyor gibi gösteriyor. O insanlar ülkelerine dönünce “Uygurlar rahat yaşıyor” diye düşünüyor. Fakat gerçek durum çok farklı. Çin, İslam’ın, Türklüğün ve Müslümanlığın tüm izlerini yok etmeye çalışıyor.
Doğu Türkistan, Türk ve İslam dünyası için stratejik bir kale
Uyanış:Doğu Türkistan’ın ve Uygurların tarihimizdeki yeri ve önemi nedir, sizin açınızdan?
Alavudun: Doğu Türkistan’ın, Uygurların önemi, birincisi tarihimizde Türklüğün, Türk dünyasının İslam’ı ilk kabul eden bölgesi olmasıdır. Satuk Buğra Han Müslümanlığı kabul edip İslam’ı bir devlet dini olarak benimseyen ilk hükümdardır. Daha önce bireysel olarak Müslüman olmuş Türkler vardı. Ancak devlet olarak, resmi bir İslam devleti olarak Müslümanlığı benimseyen ilk devlet Satuk Buğra Han’ın liderliğindeki Karahanlılar olmuştur. Bu dönemde Doğu Türkistan’da İslam hızla yayılmıştır. Çin’e kadar ulaşmış ve o zaman Çin’de de Müslümanlığı kabul edenler olmuştur.Bugün Doğu Türkistan çok önemli bir konumdadır. Şu anda Türk ve İslam dünyasının kalesi gibi duruyor. Çin’in kuzeybatısında yer alan bu bölge, resmi adıyla “Sincan” (yeni topraklar) olarak adlandırılıyor. Çin, işgal ettiği bu bölgeye “yeni topraklar” diyerek aslında buranın işgal edildiğini açıkça ifade ediyor.Doğu Türkistan, Türk ve İslam dünyası için stratejik bir kale gibidir. Eğer bu kale tamamen düşerse, Çin yayılmacı politikasını daha da ileri götürerek komşu İslam ülkelerine yönelecektir. Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Tacikistan, Afganistan ve Pakistan gibi komşu ülkeler bu tehlikeyle yüzleşmek zorunda kalacaktır. Çin, Doğu Türkistan’da uyguladığı soykırım ve asimilasyon politikalarını başarılı bir şekilde tamamladığında, İslam dünyası üzerinde daha büyük bir tehdit oluşturacaktır. Bu yüzden Doğu Türkistan’ın stratejik öneminin Türk ve İslam dünyası tarafından iyi anlaşılması gerekiyor.
Uyanış: Uygurların ve Doğu Türkistan’ın bugünkü temel meselesi nedir? Çözüm yolları size göre neler olabilir?
Alavudun: Uygurların şu anki temel meselesi soykırımdır. Çin, bölgeyi asimilasyonla yok edemeyince bu kez soykırım politikalarına yöneldi. Şu anda 3 milyon insan toplama kamplarında. Dışarıda kalanlar ise temel haklarından mahrum bırakılmış durumda. Kendi dilimizi konuşmak, dini vecibelerimizi yerine getirmek tamamen yasaklanmış. Resmi yerlerde Uygurca konuşulmasına izin verilmiyor. Selamlaşmak bile yasak. İnsanlar şehirden şehire seyahat edemiyor, akrabalarını ziyaret edemiyor.Dünyanın bu soykırımı durdurması gerekiyor. Ancak Çin ekonomik bir güç olduğu için birçok ülke Çin ile ilişkilerinin bozulmasından çekiniyor. Fakat dünyanın, ekonomik çıkarlarını insanların temel haklarının önüne koymaması gerekiyor. Çin, bir diktatörlük rejimi olduğu için orada basın özgürlüğü yok. Hiç kimse Doğu Türkistan’dan doğru bilgi alıp dünyaya aktarabilecek durumda değil. Çin, dışarıdan gelenlere bir tiyatro sahnesi hazırlayarak her şeyin yolunda olduğu izlenimini veriyor. Ancak gerçek durum çok vahim. Böyle devam ederse Çin, bölgedeki Türklüğü ve Müslümanlığı tamamen yok edecek.
Doğu Türkistan sorunu açıkça kınanmalıdır
Uyanış: Teşekkür ederim sayın başkanım. Türkiye ve Türk halkından talepleriniz nelerdir?
Alavudun :Türkiye’den ve Türk halkından beklentilerimiz büyük. Kardeş ve soydaş bir millet olarak bizimle dayanışma içinde olmaları gerekiyor. Türkiye, İslam ve Türk dünyasının öncüsü bir ülkedir. Tarihten beri mazlumlara kucak açmış bir devlettir. Suriyelilere, Iraklılara, Afganlılara destek olduğu gibi Doğu Türkistanlılara da destek olmaktadır. Şu anda Türkiye’de 50-60 bin Doğu Türkistanlı yaşamaktadır. Allah razı olsun, Türk halkı bizi kardeşçe kucakladı.Ancak Türkiye hükümeti, siyasi nedenlerle soykırımı açıkça kınayamıyor. Bizim talebimiz, Doğu Türkistan meselesinin Türkiye’nin bir devlet politikası olarak ele alınmasıdır. Bu mesele hiçbir siyasi partinin tekeline bırakılmamalı; tüm partiler, sivil toplum kuruluşları ve halk, Doğu Türkistan konusunu bir milli mesele olarak görmelidir. Biz dışarıda Çin’in soykırım politikalarına karşı sesimizi yükseltirken, Türkiye’de bu kadar destek alamıyoruz. Kendi kardeşlerimizden daha fazla destek bekliyoruz.
Edibali Doğu Türkistan Davasına öncülük etti
Uyanış: Bu konuyla ilgili size şunları söyleyebilirim. Biz, 1960’lı yıllardan beri, özellikle İsa Yusuf Alptekin Bey’in Türkiye’ye gelmesinden itibaren, bizim kurucu genel başkanımız, bilge lider Aykut Edibali’nin önderliğinde Doğu Türkistan davasına canıgönülden destek veren ve sahip çıkan bir milletiz. Biz de bu davanın öncüleriyiz. Bununla ilgili olarak her alanda, yayın sahasında, sözlü olarak, her türlü aktivitede hâlâ gayret göstermekteyiz. İnanın ki Türkiye’de size gönülden destek veren, sizin gibi olan milyonlarca insanımız var. Bütün Türkiye’yi de böyle sayabiliriz belki. Ancak bilmeyenler ve haberi olmayanlar da olabilir. Biz yıllarca, özellikle rahmetli İsa Yusuf Alptekin zamanından itibaren, bu konuda her türlü tanıtımı, bildirimi ve bilgiyi aktarmak için çalışmalarda bulunduk ve hâlâ bulunuyoruz. Bizim dışımızda da bunu yapan çok kuruluş ve insan var. İnşallah sizin bizden beklentilerinize karşılık vermeye gayret edeceğiz. Bunu bilin. Biz, sizinle ilgili her türlü fedakârlığı yapan bir milletiz, bir topluluğuz.
Uyanış: İsa Yusuf Alptekin Bey’in Türkiye’de, davasında onunla beraber olanlar hakkında ne söylersiniz? Bu konuda bilginiz var mı? İsa Yusuf Alptekin Bey’in Türkiye’deki mücadelesi hakkında bilgi verebilir misiniz? Bu bizim için çok önemli. Bizim tarihimizde, özellikle teşkilatımızda ve grubumuzda onun önemli bir yeri var.
Alavudun: Tabii, İsa Yusuf Alptekin bizim liderimiz. Biz, memleketteyken de duyardık. Yani, dışarıda, Türkiye’de bizim özgürlüğümüz için mücadele veren bir liderimiz var: İsa Yusuf Alptekin Bey ve Mehmet Emin Buğra. Allah rahmet eylesin ikisine de. Memleketteyken bu isimleri duyardık. Sonra Mısır’a geldikten sonra özgür bir şekilde konuşmaya başladık. Memlekette tam olarak, açıkça söyleyemiyorduk. Türkiye’de İsa Yusuf Alptekin diye bir liderimiz olduğunu, Türk halkının ve bazı partilerin, bazı büyük insanların ona destek verdiğini ifade edemiyorduk. Ancak dışarı çıktıktan sonra gördük ki Allah razı olsun, o zamanlar İsa Yusuf Alptekin Bey’i destekleyen ve davasına sahip çıkan insanlar vardı. Sonra Türkiye’ye geldik, gördük. Allah razı olsun. İsa Yusuf Alptekin liderimiz bize bayrağı ve bu ülkenin geleceğini emanet etti. Biz de onun mirasçısı olarak bu davayı yürütüyoruz. İnşallah, bu dava ülkemiz bağımsız olana kadar devam edecek.
Doğu Türkistan destek bekliyor
Uyanış: İnşallah, sayın başkanım. Çok teşekkür ediyorum. Bize çok önemli ve değerli bilgiler verdiniz. Bizi aydınlattınız. Biz, Uyanış dergisi olarak her zaman sizinle ilgili yayınları ve haberleri vermeye hazırız. Buraya kadar konuştuklarımıza ilave olarak söylemek istediğiniz bir şey varsa onları da dinlemek isterim.
Alavudun: Allah razı olsun. Davamızı duyurmak için bizi destekleyen Türk kardeşlerimize çok teşekkür ediyoruz. Duyuracağız dediğiniz için çok memnun olduk. Allah razı olsun. İnşallah bundan sonra her zaman hazırız.Kardeşlerimize söyleyeceğim; bize maddi ve manevi destek olsunlar. Doğu Türkistan, İslam dünyasının doğudaki kalesidir. Bu kale düştüğünde İslam dünyası tehlikeye düşer. Çin’in barışçıl görünen politikasına kanmamak lazım. Şimdi barışçıl bir politika izliyor gibi görünüyor ama Çin, tüm dünyayı işgal edeceğini söylüyor. Bu bizim için çok tehlikeli bir durum. Doğu Türkistan’ı İslam dünyası olarak daha çok desteklememiz lazım. Türk dünyası ve Orta Asya’daki kardeşlerimiz de daha çok desteklemeli. Çünkü Doğu Türkistan’daki kale düştüğünde, Çin yayılmacı politikasına daha hızlı şekilde başlayacak. Bu nedenle, Çin’in bu politikalarına engel olunmalı. Bizi yok etmeye çalışıyorlar. Türk ve İslam dünyasındaki kardeşlerimiz bize daha fazla destek verirse daha güçlü olacağız. İnşallah, Çin’in yayılmacı politikalarını durdurabiliriz. Biz de kendi özgürlüğümüze kavuşuruz, inşallah. Yakın zamanda Türkiye’de sizi ziyarete geleceğiz.
Uyanış: İnşallah, o günlerin çok yakında gerçekleşeceğine inanıyorum. Çok teşekkür ediyorum, sağ olun. Gönlümüz sizinle, her şeyimiz sizinle beraber.
