Ev 37. Sayı Mekke Paktı Stratejik Başarı Mı, Tehlikeli Bir Girişim Mi?

Mekke Paktı Stratejik Başarı Mı, Tehlikeli Bir Girişim Mi?

Tarafından Ali Kamil YILDIRIM

İstikrarsız bir coğrafyada Orta Doğu NATO’ su gibi İttifak kurmak Türkiye’nin yararına mıdır? Ya da böyle bir İttifak Türkiye’nin hangi milli çıkarına hizmet edecektir? Bu sorular “hayati” değerde sorulardır ve cevapları da Türkiye adına umut verici görülmemektedir.

 Türkiye Bölgesel İttifaklara yabancı değildir. Türkiye, Bölgesel İttifaklar konusunda önemli ve öncü bir deneyime sahiptir. Türkiye, 1934 yılında Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya ile “Balkan Antantı”na, 1937 yılında İran, Afganistan ve Irak ile “Sadabat Paktı”na öncülük etmiştir.  İkinci dünya savaşı sonrası değişen dünyada Türkiye 1952 yılında NATO’ya katılırken, 1953 yılında Yunanistan ve Yugoslavya ile “Balkan Paktı”na, 1955 yılında İran, Irak ve Pakistan arasında “Bağdat Paktı”na öncülük etmiştir. Dolaysıyla Türkiye’nin günümüzde Mekke Paktı gibi bölgesel bir ittifak içinde olması yadırganmamalı. Ancak adı geçen ittifaklar “bölgesel iş birliği ve dayanışma” hedefi ile sınırlıydı. Mekke Paktı ise hedefi “savunma İttifakı”na yükseltmiştir. Asıl konu budur ve bu konu etrafında değerlendirme yapmak gerekmektedir.

İttifaklar Neden ve Nasıl Kurulur?

İttifaklar “ortak stratejik akıl” ürünüdür ve genellikle iki temel üzerine kurulur: Ortak tehdit ve ortak çıkar.Burada adı geçen ortak çıkar aynı zamanda ortak ideolojik değerleri de kapsar. “Birine saldırı tümüne saldırıdır” kuralı üzerine bir Savunma Paktı’nı kurmak çok büyük bir iddiadır. Pakt Belgesinin imzalanması uzun yolculuğun ilk adımı gibidir. Önemli olan Kurumsallaşma sürdürülebilirliktir. Kurumsallaşma için öncelikle açıklığa kavuşması gereken “ortak tehdit” tanımıdır. Tehdit tanımına uygun olarak Pakt üyesi ülkelerin güçleri kurumsal yapı altında organize olmalıdır. Yani Pakt üyesi ülkelerin sahip oldukları güçler tek başına bir anlam ifade etmeyecektir. Bu güçler bir komuta yapısı altında organize olmalı, bu komuta yapısı “stratejik ortak akıl” denetim ve yönetimde ortak güçler üzerinde karar alma ve komuta yetkisine sahip olmalıdır. Devamında ortak karar alma, ortak eğitim, ortak lojistik, ortak tatbikat, ortak istihbaratı ve ortak planlama süreçlerinin açıklığa kavuşturularak Kurumsallaşma tamamlanmalıdır. İttifakın caydırıcılık gücü böylesi bir kurumsallaşma ile mümkün olabilecektir.

Mekke Savunma Paktı Anlaşması henüz bir çerçeve anlaşma olup, henüz bu alanlar açıklığa kavuşmuş değildir. Bu nedenle bu aşamada, eldeki bilgiler ve herhangi bir Savunma Paktının sahip olması gereken asgari yetenekleri dikkate alarak; Mekke Paktı’nın muhtemel fayda, mahzur ve fırsatlar ile Türkiye için en uygun seçeneğe işaret etmek doğru olacaktır. 

Faydaları

Her üç ülke yaşadıkları coğrafyada bölgesel gücü ve özgül ağırlığı olan ülkeleridir. Bu bağlamda Pakt üç ülkenin ve bölgenin güvenlik ilişkilerinde önemli bir döneme işaret etmektedir.   Ekonomik, askeri, coğrafi ve teknolojik kapasiteleri ile her üç ülke birbirini tamamlayabilir. Türkiye’nin askeri ve savunma teknolojik gücü, Pakistan’ın askeri gücü ve Nükleer caydırıcılığı, S. Arabistan’ın finansal ve enerji gücü başta olmak üzere üç ülkenin güçlü yönlerini bir araya getirme potansiyeli bulunmaktadır. Üç ülkenin çağdaş savunma sistemleri geliştirmelerini sağlayacak ciddi ortaklık imkanları bulunmaktadır. Özellikle Türkiye ve Pakistan’ın savunma teknolojilerinde geldiği aşama, iyi organize edilmiş bir sinerji ile şaşırtıcı ölçüde zirve yapabilir.

Üye ülkelerin coğrafi kapasiteleri de ciddi bir potansiyel içermektedir.  Özetle İttifakın coğrafyası D. Akdeniz’den Hindistan’a uzanmakta, bünyesinde ciddi enerji havzaları, deniz rotaları ve oldukça krizli alanlar bulundurmaktadır. Böylesi bir coğrafyada ortaya çıkan bir İttifakın elbette bölgesel ve uluslararası etkinliği artacaktır. En önemlisi bölgesel sorunların çözümünde birinci derece etkili olabilecektir. Bölge sorunlarının çözünde etkili olduğu ölçüde İttifak üyeleri bölgede “Stratejik Özerkliğe” örnek olabileceklerdir.

Mekke Paktı üyesi ülkeler ABD, Rusya ve Çin gibi küresel güçlerle ilişkileri devam ettiren ülkelerdir. Örneğin her üç ülke ABD ile ilişkilerini korumak konusunda oldukça dikkatlidirler. Pakt üyelerinin küresel güçlerle önemli derecede ihtilaflı olmaması İttifak adına fayda sağlayabileceği gibi, ittifakın geleceği için mahzurlu da olabilecektir.

Mahzurları

En önemli mahzuru,  Paktının yönelik olduğunun tehdidin belirsiz olmasıdır. Her bir üyenin tehdit algısı farklıdır. Pakistan için Hindistan, S. Arabistan için İran öncelikli tehdittir. Türkiye bunları tehdit olarak görmemekte ve tehdit algısı ülkesinin batısı ve sınırlarındaki terör kuşağı ile ilgilidir. Diğerleri ise bunu tehdit olarak görmemektedir. Her bir üyenin kendi öncelikli tehdidi ile bir çatışmaya girerse, diğer üyeler “tümüne saldırıdır” diyerek doğrudan sorumluluk alacak mı? Bu sorumluluk Savunma Paktı ruhuna uygun olarak askeri mi olacak? Böylesi bir durum ulusal önceliği olmayan bir konuda ağır bir yükümlülük altına girmek değil midir?

Diğer önemli bir mahzur Pakt üyesi ülkelerin istemediği bir savaşa sürüklenme ihtimalidir. Ortak savunma taahhüdünde bulunan bir üye milli çıkarlarına uymayan ve uzun süreli krizlere yol açabilecek bir savaş içinde kendisini bulabilir. Ya da benzer bir “karşı ittifakı” tetikleyebilir. O nedenle daha başta ortak tehdit boyutunun müşahhas hale getirilmesi önem arz etmektedir.

Bunun yanında İttifak coğrafyası başta İsrail kaynaklı çatışmaların yoğun olduğu bir bölgedir ve bölgedeki Müslüman ülkelerin nerdeyse tümü ya Hanedan yönetiminde ya da demokrasiden uzak otoriter rejimlerden oluşmaktadır. Sürekli savaş ve krizlerin yaşandığı ve ülke tercihlerinin sıklıkla değişebileceği bu ortam, İttifak yönetimi için kaygan zemin teşkil edecektir.

Fırsatlar

Her üç ülkenin Filistin sorunu ve yayılmacılığı nedeniyle İsrail’i potansiyel tehdit olarak görmesi en akla yatkın olanıdır. Mekke Paktı’nın  “siyonist yayılmacılığı ve yıkım stratejisini” ortak tehdit kabul etmesi en doğrusudur. İşte bu noktada başta ABD olmak üzere küresel güçlerin etkileri devreye girecektir. Sonuç itibariyle ABD ile iyi ilişki içinde olmayı ilke kabul etmiş olan bu üç Pakt Üyesi ülke, Savunma Paktını İsrail karşıtı olarak ilan edebilecekler mi? Bu soru Uyanış’ın önceki sayısında Sn Selami Yıldırım tarafından açıkça sorulmuştur: “Mekke’de bağımsız bir İslam ülkeleri savunma sistemi mi kurulmaktadır, yoksa NATO 3.0 güvenlik anlayışının Ortadoğu’ya uyarlanmış yeni bir modeli mi ortaya çıkmaktadır”. 

Türkiye için En Doğru Olan

İstikrarsız bir coğrafyada Orta Doğu NATO’ su gibi İttifak kurmak Türkiye’nin yararına mıdır? Ya da böyle bir İttifak Türkiye’nin hangi milli çıkarına hizmet edecektir? Bu sorular “hayati” değerde sorulardır ve cevapları da Türkiye adına umut verici görülmemektedir. İttifak coğrafyasında Türkiye’nin çıkarı terörle mücadele, sınırların güvenliği, enerji istikrarı ve bölgesel istikrardır. Bunun için “birimize saldırı hepimizedir” kuralına dayalı ve gereğinde askeri güç kullanmayı öngören “Savunma  Paktı” kurmak yerine; “ortak çıkara” dayalı, savunma ve ekonomik işbirliğini de kapsayan “Bölgesel İşbirliği Teşkilatı” kurmak yeterli olabilirdi. Bölgenin üç büyük ülkesinin, bölge sorunlarının çözümü için iş birliği içinde kurumsallaşmış insiyatif alması, hem daha gerçekçi çözümlere imkan verirken, bölge dışı aktörlerin tuzaklarının etkisini de bertaraf edebilir. Aynı zamanda gelişmeye açık İttifakın, siyonist yayılmacılığa karşı bölge güçlerinin refleksini de kuvvetlendirebilir.

Din veya mezhep esasına dayalı Savunma İttifakı çok önemli riskler ihtiva edebilir. “İslam İttifakı” veya “Sünni İttifakı” gibi söylem ve eylemlerden kaçınılmalı, bu tür sıfat ve tanımlamalara fırsat verilmemeli, Savunma Paktı; bölge istikrarı için sorumluluk alma olarak tanımlanmalıdır.

Değişen dünya güvenlik ortamında Türkiye’nin değerlendirmesi gereken diğer bir ittifak alanı, halen siyasi, sosyal ve ekonomik altyapısı bulunan Türk Devletler Teşkilatı’dır. Bu teşkilata Savunma Paktı yeteneği kazandırmak Türkiye’nin milli çıkarlarına daha uygun düşmektedir.

 

You may also like

Yorum Bırakın

Hakkımızda

İlimle, hikmetle, akılla, tarihten ders alarak ve tüm insanlığı Uyanışa davet ediyoruz.
UYANIŞ, asırlardır darbelenen inleyen milletin derdine dil olmak için yola çıkan millet evlatlarının sesidir.

Are you sure want to unlock this post?
Unlock left : 0
Are you sure want to cancel subscription?
-
00:00
00:00
Update Required Flash plugin
-
00:00
00:00