Ev 28. Sayı Papa Ziyareti, Barzani Temasları, İmralı Süreci

Papa Ziyareti, Barzani Temasları, İmralı Süreci

Tarafından Selami YILDIRIM

Papa – Barzani – İmralı

Neden aynı zaman diliminde sahneye sürüldü? Çünkü bu üç aktör aynı büyük hesabın parçalarıdır: Papa, Batı’nın manevi gücü; Barzani, etnik jeopolitiğin taşeronu; İmralı süreci, Türkiye’nin iç direncini zayıflatma kapısı…

 

Türkiye bin yıldır bu topraklarda yalnızca devlet kurmadı, medeniyet kurdu. Bu toprakların her karışı, bir milletin, Türk milletinin kanıyla yoğrulmuş vatanıdır. İşte tam da bu yüzden, Papa’nın İznik ziyareti gibi sembolik hamleler; Barzani’nin Şırnak’ta ağırlanması gibi çarpıcı gelişmeler; İmralı’da Türkiye’nin kırmızı çizgilerini zorlayan görüşmeler, hepsi masum değildir, hepsi tesadüf değildir, hepsi aynı küresel aklın zincirlenmiş adımlarıdır.

 

Papanın Misyonu

 

Papa, dünyanın neresine giderse gitsin, “din adamı” değildir; Batı’nın siyasi hafızasıdır, Haçlı ruhunun modern temsilidir. Ama İznik’e gelmesi bambaşka bir anlam taşır: İznik, onların kilise tarihinin kalbidir. İznik, Roma’nın zihinsel coğrafyasında “bizim toprağımız” olarak kodlanmıştır. İznik, Batı’nın unutmak istemediği bir idari-dini merkezdir.

 

Bu ziyareti “hoşgörü”, “dini özgürlük”, “turizm” diye süslemek Türk milletinin zekâsına hakarettir. Batı, yüz yıl önce silahla alamadığını şimdi diplomatik ambalajla, dini tonlarla, kültürel söylemlerle almaya çalışıyor. Türkiye uyanık olmazsa, semboller üzerinden bile siyasi üstünlük kurmaya kalkarlar.                                                                                Onun için bu ülkeyi yönetenlerin tarih bilmesi, Batının emellerini bilmesi ve kendisinin de bir kızıl elmasının olması gerekir. Bu da kasaba politikacılarının boyunu aşar.

 

Milli güvenlik açısından bu ziyaretler asla “saf dini faaliyet” değildir.

 

Türk devleti bin yıldır şu gerçeği yaşayarak öğrendi: Batı’nın dini adımı, siyasi adımdır. Batı’nın tebessümü, diplomatik baskıdır Batı’nın beklentisi dayatma hazırlığıdır. Papa’nın ziyareti, bir dua gezisi değildir. Bir yoklama, bir tepki testi, psikolojik üstünlük arayışıdır. Bu yüzden: Egemenlik kırmızı çizgimizdir. Dini mekânlar siyaset laboratuarı yapılamaz.

 

“Ekümeniklik”, “tarihi hak” “kültürel miras” gibi söylemlerle Türkiye köşeye sıkıştırılamaz.

Türkiye bu konuda Fatih ve Mustafa Kemal’in politikalarını izlemek durumundadır. Yoksa birbirlerinin ezeli düşmanı olan, Patrik ile Papa’yı kucaklaştırmak değildir.

 

Katolik–Ortodoks ayrışması biterse?

Türkiye’nin üzerine yeni bir Haçlı baskısı biner. Birleşme ihtimali küçük ama etkisi büyüktür:

Fener Patrikhanesi’nin siyasi gücü artar, İstanbul “Hıristiyanlığın başkenti” gibi sunulmaya başlanır Ekümeniklik baskısı uluslararası boyut kazanır. Türkiye’nin egemenlik alanı dini kılıfla tartışmaya açılır. Bu yüzden Türkiye temkinli değil; tetikte olmak zorundadır, Ruhban okulunun yeniden açılması için gerekli kolaylıklar sağlama sözü vermek değildir.

 

Osmanlı ve Cumhuriyet neden ayinlere izin vermedi?

Çünkü Batı’nın oyununu Osmanlı da biliyordu, Cumhuriyet de biliyor: Batı dini kullanır. Batı kültürü silah gibi kullanır. Batı azınlık kartını koz olarak kullanır. Ayin yasakları keyfi değildi; devlet aklıydı, güvenlik refleksiydi.  Bu yasaklar ilk kez, AB üyelik sürecinde gevşedi. Türkiye sıkıştırılırken, Batı çeşitli “demokrasi paketleri” üzerinden dayatma yaparken… Bu “izinler” iyi niyetten değil, Batı’nın siyasal mühendislik baskısından verildi.

Hâlbuki Türk milleti Avrupa’ya İstanbul’un fethi ile girmişti. Bunu anlayacak, yorumlayacak tarih ve sosyoloji bilgisi nerede?

 

Papa – Barzani – İmralı

Neden aynı zaman diliminde sahneye sürüldü? Çünkü bu üç aktör aynı büyük hesabın parçalarıdır: Papa, Batı’nın manevi gücü; Barzani, etnik jeopolitiğin taşeronu; İmralı süreci, Türkiye’nin iç direncini zayıflatma kapısı… Hepsinin temel amacı, Türkiye’nin: milli kimliğini esnetmek, devlet refleksini yumuşatmak, sınırlarını tartışmaya açmak, bölgesel rolünü zayıflatmaktır. Bunlar tesadüf değil, Türkiye’ye karşı yürütülen büyük jeopolitik kuşatmanın örtüşmüş adımlarıdır. Milletim Uyan!

 

BOP Süreci Bunun Neresinde?

Tam merkezinde! BOP’un hedefleri bellidir: Ortadoğu’yu etnik devletçiklere bölmek, Türkiye’yi “yumuşatılmış milli kimlik” çizgisine sokmak, güney sınırımızda koridorlar oluşturmak, Batı’ya bağımlı rejimler kurmak, İslam dünyasını kontrol edilebilir parçalara ayırmak, Hepsi BOP’un taşlarıdır. Biri dini kolonudur, biri etnik kolonudur, biri siyasi kolonudur. Üçü birleştiğinde Türkiye’ye boyunduruk geçirilmiş demektir. Yoksa hazine parasıyla bölücülük yapmalarına izin verilen; Batı’nın ve modern kimliğiyle halkın karşısına çıkan feminist ve komünist temsilciler bu cesareti nereden alıyorlar?

 

Son Söz: Türkiye BOP’un nesnesi olamaz, bu coğrafyanın efendisi Türk milletidir

Türkiye ve Türk milleti üstüne planlar, projeler yapanlar şunu bilmelidir ki icazet verdiğiniz siyasi yapılar emrinizde olsa da bu milletin yerli ve milli güçleri vardır. Milletim uyan diye diye ömrünü tüketmiş kahramanların emaneti güçler vardır. Fazla heveslenmeyin.

 

Milli Mücadele Ruhu capcanlı duruyor. Çift başlı kartal yüksek bir yerlerde o günü bekliyor.

 

Bu ülkenin kaderini Papa değil, Barzani değil, emperyal akıl değil, Türk milleti belirler.

You may also like

Yorum Bırakın

Hakkımızda

İlimle, hikmetle, akılla, tarihten ders alarak ve tüm insanlığı Uyanışa davet ediyoruz.
UYANIŞ, asırlardır darbelenen inleyen milletin derdine dil olmak için yola çıkan millet evlatlarının sesidir.

Are you sure want to unlock this post?
Unlock left : 0
Are you sure want to cancel subscription?
-
00:00
00:00
Update Required Flash plugin
-
00:00
00:00