Ev 21. Sayı PKK Kendini Fesh Etti, Yaşasın(!) BOP Uygulama Süreci

PKK Kendini Fesh Etti, Yaşasın(!) BOP Uygulama Süreci

Tarafından Dr. Kadir ÇETİN

MHP lideri, 22 Ekim 2024’te PKK’nın elebaşısı, bebek katili Abdullah Öcalan’a bir çağrı yaptı. Bahçeli’nin; PKK örgütünü lağvetmesi koşuluyla, “Umut hakkı için başvurması ve TBMM’de DEM Parti Grup Toplantısı’nda konuşması” için yaptığı bu çağrı büyük yankı yaptı.

Bu çağrının ardındanDEM Heyetinin İmralı’ya ve Kuzey Irak’a gidip gelmesi, ardından 5-7 Mayıs’ta düzenlenenKCK’nın 12. kongresinde PKK’nın silahlı faaliyetlerini durdurduğunu ve fesih kararı aldığını ilan etmesi süreci bir hayli hareketlendirdi ve kamuoyundaki yankısı pik yaptı…

“Terörsüz Türkiye” ve Hendek Şehitleri

Cumhur iktidarının “Terörsüz Türkiye”, bebek katili Öcalan’ın “Barış ve Demokratik Toplum” olarak isimlendirdiği bu sürecin, içeride ve dışarıdanereye evirileceği merak konusudur. Zira yakın geçmişte Dolmabahçe görüşmeleri ile ünlü açılım-saçılım sürecinin, “Hendeklerde” 900’ü aşkın güvenlik görevlimizin şehit edilmesine evirildiği günler hafızalarımızda tazeliğini koruyor.

Terörden büyük sıkıntılar çekmiş ülkemizde hiçbir vatandaşımız Terörsüz Türkiye’nin karşısında yer alamaz. Hele de 55 binin üzerinde vatandaşımızın katili PKK’nın silah bırakması ve fesih kararı almasından, vicdan sahibi insanımızın memnun olmaması düşünülemez. Ancak içeride ve dışarıda sürecin taraflarının pek de masumane yürüdüğünü düşünmek ve söylemek bu aşamada safdillik olur…

Bu bağlamda PKK’nın fesih kararı sonunda yayımladığı metinde niyetlerinin ve geleceğe ilişkin çıkarımlarının neleri kapsadığını doğru okuyalım ve doğru anlayalım.

PKK Aparatı Görevini Tamamlamıştır

PKK’nın yayımladığı fesih kararı metninde;

  • “Partimiz PKK; kaynağını Lozan Antlaşması ve 1924 Anayasasından alan Kürt inkâr ve imha siyasetine karşı, halkımızın özgürlük hareketi olarak tarih sahnesine çıktı… PKK, silahlı mücadele stratejisi temelinde meşru, haklı bir mücadele yürüttü. PKK katı Kürt inkarının, buna dayalı imha siyasetinin, soykırım ve asimilasyon politikalarının egemen olduğu koşullarda şekillendi.”(1)  ifadesine yer verilmiştir.

 

Burada açıkça, Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş tapusu Lozan ve 1924 Anayasası (Teşkilat-ı Esasi) ret ediliyor. Sevr’e gönderme yapılarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Kürtlere karşı “soykırım ve asimilasyon” yapmakla suçlanıyor. Soykırım ve asimilasyon kavramlarının ileride karşımıza nasıl çıkarılacağını 1915 Ermeni meselesinden hatırlamakta fayda var. Ayrıca, 55 binin üzerinde insanımızın katili PKK, işlediği cinayetleri“meşru, doğru ve haklı…” kabul ediyor.

 

Diğer taraftan aynı metinde, PKK, silahlı eylemlerini bırakmakla birlikte geleceğe yönelik ayrılıkçı amaçlarından vazgeçmediklerini şu cümlelerle ilan ediyor.

 

  • “Halkımızın kadınlar ve gençler öncülüğünde… seferberlik ruhuyla komünal demokratik toplumu inşa etmesi hayati önemdedir. Bu temelde Kürt siyasi partilerinin, demokratik örgütlerinin, kanaat önderlerinin Kürt demokrasisini geliştirme ve Kürt demokratikuluslaşmasını sağlama yönündeki sorumluluklarını yerine getireceklerine inanıyoruz.”(2)

Bu ifadelerden de anlaşılacağı üzere 40 küsur yıldır bölgede hesabı olan ABD ve Batılı Devletlerin aparatı olarak kullanılan bölücü terör örgütü PKK, bu amacından vazgeçmediğini açıkça dile getirmektedir.

Bölgede Türkiye’nin aleyhine hesapları olan, başta ABD olmak üzereemperyal güçler PKK’nın görevini yaptığı ve kullanım ömrünü tamamladığı, artık yeni bir sürece evirilmesi gerektiğine karar vermişlerdir.

Kamışlıda Toplanan Ulusal Kürt Konferansı

Bu süreçte Irak’ta olduğu gibi Suriye’de de otonom ya da federe bir Kürt Bölgesinin kurumsallaşmasının temelleri atılmaktadır. Fesih kararı ile Türkiye’nin terör örgütü PKK’yı (Batı ülkelerinde de terör örgütü olarak tanındığı için) Birleşmiş Milletler GK kararına dayanakSuriye’deki PYD/YPG/PKK oluşumuna müdahale etmemesi için kendilerine göre önlem almaktadırlar. Zira uluslararası camiada PYD/YPG bir terör örgütü olarak tanınmamaktadır.

Gerek yukarıdaki ifadeler gerekse 26 Nisan’da,başta Irak olmak üzere, Suriye, İran ve Türkiye’den (DEM) Kürt siyasi partilerin temsilcilerinden oluşan ve 400 delegenin katılımı ile Suriye/Kamışlıda toplanan Ulusal Kürt Konferansınınsonuç bildirisinde “…Kürt demokrasisini geliştirme, Kürt demokratikuluslaşmasını sağlama ve komünal demokratik toplumu inşa etmesinden…”, ifadesine yer verilmiştir. Bu ifade ile bir bakıma bağımsız bir Kürt Devletinin kurulmasından söz edilmektedir.

Kamışlı Konferansına PYD/YPG’nin hamisi ABD ve Fransa’yı temsilen ilgililerin katılmasıda oldukça manidardır.

Kamışlı toplantısı ile dört parçalı (Irak, Suriye, İran ve Türkiye) Kürt nüfusun, itilaf devletlerinin Sevr’de Osmanlı’ya dayattıklarıharita üzerinde bir Kürt Devletinin kurulması gündeme getirilmiş olmaktadır.

Bu durum doğal olarak bu dört devletin toprakları üzerinde, Sevr(3) Anlaşmasının 62. Maddesi’nde geçen Kürdistan Devletinin inşaa edilmesine işaret etmektedir. Dolayısıyla 22 ülkenin bölünmesinin öngörüldüğü Büyük Ortadoğu Projesi(BOP)’nde (Sudan, Yemen, Libya, Irak’tan sonra) Suriye, İran ve Türkiye de böylece BOP radarına girmektedir…

Bilindiği üzere Kuzey Irak Kürt Bölgesi’nin oluşumu ABD’nin Saddam’ı devirdiği Körfez Savaşı sonunda gerçekleşmişti. Yine ABD’nin DAEŞ’i bahane ederek silahlandırdığı ve Fırat’ın doğusunda Suriye’nin petrol yataklarının da içinde olduğu önemli bir bölgesi, ana omurgasını PKK’nın oluşturduğu, PYD tarafından kontrol edilmektedir. 

Sonuç ve Değerlendirme

Türkiye üzerinde emelleri olan emperyalist güçleri, Türkiye Cumhuriyetinin yakın tarihinde Musul ve Kerkük anlaşmazlığında Şeyh Said isyanından, Hatay’ın anavatana bağlanmasında Dersim isyanını nasıl çıkarttıklarından tanıyoruz… Onun için ABD’nin aparatı olan PKK konusunda alınan kararların dış bağlantılı olduğundan kimsenin şüphesi olmaması gerekir.

Bu bağlamda;

  • Fesih kararı bebek katili Öcalan’ın ve örgütün iç dinamiklerinin değil, PKK’yı yıllarca aparat olarak kullanan başta ABD olmak üzere emperyal güçlerin kararı olduğu bir gerçektir.Yani Abdullah ÖCALAN’ıteslim eden güç PKK’yı fesih kararını da vermiştir.
  • KCK’nın bir alt kuruluşu olan PKK’nın silah bırakma ve fesih kararı alırken, gerek yurt içinde siyasi arenada partileşmeye (DEM) varan örgütsel yapısı, sivil toplum kuruluşları gerekse yurtdışında binlerle ifade edilen dernek ve vakıfları ile bölücü faaliyetlerine meşru zeminde doludizgin devam edeceği ortadadır.
  • PKK’nın fesih kararının BOP bağlamında ABD’nin bölgeye yönelik politikaları ile doğrudan ilişkili olduğu bir gerçektir. Zira BOP’un uygulama sürecinde amaç;
  • Enerji kaynaklarına erişimi kolaylaştırmak,
  • ABD ve Batı’nın bölgedeki etkisini artırmak,
  • İsrail’in güvenliğini sağlamak olduğu için

bölgede gelinen nokta, bütün bu amaçların gerçekleştiği ve eksiksiz hizmetin sürdüğü ayan beyan ortadadır.

Son cümle, başta ABD olmak üzere emperyal güçlerin dizayn ettiği bölgesel güç dengeleri, uluslararası çıkarlar ve küresel stratejiler bağlamında PKK’nın aldığı karar,BOP’un uygulama sürecinin bir parçası olarak değerlendirilmelidir.

Kaynakça:

 

 

You may also like

Yorum Bırakın

Hakkımızda

İlimle, hikmetle, akılla, tarihten ders alarak ve tüm insanlığı Uyanışa davet ediyoruz.
UYANIŞ, asırlardır darbelenen inleyen milletin derdine dil olmak için yola çıkan millet evlatlarının sesidir.

Are you sure want to unlock this post?
Unlock left : 0
Are you sure want to cancel subscription?
-
00:00
00:00
Update Required Flash plugin
-
00:00
00:00