Neme Lazım; Duymadım, Görmedim, Bilmiyorum(!)..
Bir topluluğun yaşama imkânı, o toplumun kendi hayat ideallerine bağlılığı ile ölçülür. Bir topluluğun temelini oluşturan ideolojik yapı, inanç, ahlâk, din, kültür, örf ve idealleri, umutları ve hedefleri ile belirir. Bu temel, toplumun hayat ideallerinin pınarıdır. Bu pınar bulanır ve kurursa, o toplumun tarihe gömülmesi artık kesinlik arz eder.(Aykut Edibali, Millet Davası)
İbn-i Haldun Diyor ki; “Geçmişler geleceğe, suyun suya benzemesinden daha çok benzer.” Geçmişte dünyaya hükmetmiş devlet ve milletler bugün yok. Hani nerede Keldaniler, hani nerede Lut, Hud, Semud kavimleri? Neden yok oldular? Temel hataları ne idi? 21. yüzyılda tarihten çıkaracağımız ders ne olmalıdır?
Ne insanlar ne devlet ve milletler sonsuza kadar yaşamıyor. Esas olan yönetenlerin vatandaşlarını adil, dürüst ve samimi bir şekilde yönetmeleri, onların zengin, varlıklı, mutlu ve mesut bir şekilde hayat sürmelerini temin etmeleridir. Var olmanın, varlığı sürdürmenin temel şartı: Türk milletinin maddi ve manevi bütün imkanları, Türk vatandaşlarının var olması, varlığını sürdürmesi için kullanılmalıdır. Bunun adı: “İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın” dır.
*Toplumlar Neden Çöker, Yıkılır, Yok Olur
Kanuni Sultan Süleyman, “günün birinde, Osmanoğulları da inişe geçer de çökmeye yüz tutar mı?” diye düşünmeye başlar. Düşüncesini kendi el yazısıyla yazarak, Sütkardeşi ve zamanın alimi olan Yahya Efendi’ye gönderir: “Sen ilahi sırlara vakıfsın. Bir devlet hangi halde çöker? Osmanoğulları’nın akıbeti nasıl olur? Bir gün olur da yok olur mu?” Sultan Süleyman’dan gelen bu mektubu okuyan Yahya Efendi’nin cevabı ise gayet kısadır: “Neme lâzım be Sultanım!”
Sultan, bu söze bir mana veremez, “Acaba bilmediğimiz bir mana mı vardır bu cevapta?”
Kalkar, Yahya Efendi’nin Beşiktaş’taki dergahına gider. Ve Yahya Efendi’ye sorar:
“Ben bu cevaptan bir şey anlamadım. Sadece “neme lazım be sultanım!” demişsin. Sanki “beni böyle işlere karıştırma” der gibi bir mana çıkarıyorum.” Bunun üzerine, Yahya Efendi şu müthiş açıklamasını yapar:
“Sultanım! Aslında, aradığın cevap oydu; bir yerde zulüm yayılırsa, haksızlıklar ayyuka çıksa, sonra, koyunları kurtlar değil çobanlar yerse, bilenler de bunu söylemeyip susarsa, fakirlerin, yoksulların, muhtaçların, kimsesizlerin feryadı göklere çıkarsa, bunu da taşlardan başka kimse işitmezse, herkes, sadece “ben-ben” derse ve tüm bunları görüp işitenler, “Neme lazım be…” derse; işte o zaman, devletin sonu gelir, Osmanlı yıkılır…”
Yahya Efendi’nin bu cevabı günümüz Türkiye’sini hatırlatmıyor mu? Şu anda ülkeyi yönetenler aynen böyle davranmıyor mu? Günümüzde Türk devleti ve Türk milleti sahipsiz!…
Yöneticilerin Temel Görevi Nedir?
Toplumu yönetenler, bütün hakların kaynağı olan beş esası korumak ve sürdürmekten sorumludurlar. İnsan ve toplumun temel hakkı olan bu beş esas şunlardır: 1-Canın Emniyeti, 2-Malın Emniyeti, 3-Dinin Muhafazası, 4-Aklın Muhafazası, 5-Neslin Devamıdır.
Bu beş şey insanın en aziz varlığı ve en tabii haklarıdır. Bunlar bütün hakların kaynağıdır. Belirtilen esaslar, insanların mutlu, huzurlu ve rahat bir hayat sürmeleri için en küçük insan topluluğu olan aileden en gelişmiş organizasyon olan devleti ve milleti idare eden yöneticilere Yüce Allah (cc) tarafından görev olarak verilmiştir. Ülke yöneticileri, yönetilenlerin can, mal, din, akıl ve nesillerini birer emanet olarak teslim almışlardır.
Türkiye’mizde ihmal, tedbirsizlik, sorumsuzluk ve denetimsizlikten 2003’ten 2025 yılı dahil 22 yılda 24 acı dolu facia yaşandı. Resmi verilere göre bu facialarda, 54 bin 780 insanımız hayatını kaybetti. 2014 yılında Soma maden faciası, 301 ölü. 2018’de Çorlu tren kazası, 25 ölü. 2023’te Kahramanmaraş merkezli deprem, 53 bin ölü. Sorumlu kim? Hiç kimse!.. Sorumlu var mı? Yok… Suçlu var mı? Birkaç gariban!.. İstifa eden yetkili, sorumlu var mı? Hayır. Yok!…
En son Bolu Kartalkaya’da otelde yanarak can veren 78 vatandaşımız gibi. Sorumlu kim? Yok! Suçlu kim? Yok! Yönetenler birbirini suçluyor!.. Balıkesir Milletvekili, 78 vatandaşımızın hayatını kaybettiği Bolu Kartalkaya’daki Grand Kartal Otel’de çıkan yangından gece saat 3:40’da haberi olan Turizm Bakanı’nın sabah 7’de Ankara Marriot Otel’de 1,5 saat spor yaptığını ileri sürdü. Başka bir şey yazmaya gerek var mı? Üç maymun oyunu oynanıyor: Duymadım, görmedim, bilmiyorum!?…
Haaa bir kişi var. O da, intihar etti!?…Türk değil, Müslüman’da değil. Bir Japon Mühendis…51 yaşındaki Kishi Ryoichi… 2015 yılında yapılan Osman Gazi Köprüsü projesinde görevliydi, köprü inşaatında geçici yürüme yolu halatları kopar. Bir haysiyet, şeref örneği verir, vicdani bir sorumlulukla, intihar ederek hayatına son verir. Arkasında “İnsanlar büyük emek harcadı. Kopmanın sorumluluğu bana ait” notunu bırakır.
“Kötülük, ahlaksızlık, adaletsizlik ve her türlü yanlış din kullanılarak örtülüyor, görmezlikten geliniyor, hatta meşrulaştırılıyorsa, öncelikle dini ahlaksızların tasallutundan kurtarmak gerekir… Özgür olmayan, özgürleştirmeyen din, kötülüğü ve köleliği meşrulaştırır!..” “İslâm, hiçbir kimsenin, hiçbir mezhebin, cemaatin ya da tarikatın tekelinde değildir.” (Prof. Dr. Hasan Onat, Mezhepler Tarihi Uzmanı, Büyük Sivas Haber, 12 Temmuz 2021)
Yönetici İlkeleri ve İnsan Haklarının Korunması
Nizam-ül Mülk; “Devlet adamı, ülkesinin karşılaşacağı problemleri önceden tespit edip tedbirlerini alan kişidir” demiştir. Ülke yöneticileri var olan veya var olabilecek sorunları nasıl çözmelidir? Sorunların çözülmesinde elimizde veriler var mıdır? Hiç şüphesiz elimizde pek çok done vardır.
Allah (c.c), Kur’an’da bir yönetim şekli bildirmemiştir. Ancak, toplumları, milletleri idare eden yöneticilere, Yönetim İlkeleri’nin ana hatlarını bildirmiştir. Bu İlkeler Adalet, Emanet, Meşveret, Liyakat v e Maslahat’tır. Hiç şüphesiz bu ilkelerin tamamı ve daha fazlası Allah Resulü Peygamber Efendimizde vardı. Bu ilkeleri yerine getiren Türk Devletleri binlerce yıl kendi insanlarına ve dünya insanlığına adalet, huzur, güven, bolluk ve bereket getirmiştir.
Her Türlü Krizin Çözümü Nedir?
Ülkemizin çözülemeyecek hiçbir sorunu yoktur. Önce yöneticiler; dürüst, samimi ve çalışkan olacaklar. Davranışları, söylemleri ve yaşama tarzları ile 7’ den 77’ ye tüm Türk Milletine örnek model olacaklar.
Önce Karahanlı Devleti’nin, daha sonra Büyük Selçuklu ve Anadolu Selçuklu Devletlerinden Kanuni Sultan Süleyman’a kadar Osmanlı Devleti’nin Kutadgu Bilig’ten alınan ve uygulanan Yönetim Esasları uygulanmalıdır. Cihan Hakanı Kanuni Sultan Süleyman için devlet yönetiminde dört husus önemliydi;
1-Devleti yönetmek için büyük bir ordu, 2-Orduyu yönetmek için büyük bir ekonomi, 3-Ekonomiyi elde etmek için halkın refahının yüksek olması, 4-Halkın refahının yüksek olması için kanunların adil olması.
Bunlardan biri bile olmazsa devlet çökmeye mahkûm olmuş olurdu…
