PKK’lı 30 terörist boş mermi kemerleri ile silahlarını mazot dökerek yaktı. Bu yakılan otuz adet silahtan sonra PKK militanları silahsız kaldılar ve bundan böyle kimseye silahlı saldırı düzenleyemeyecekler(!) Tabi olarak yakılan bu otuz adet silahtan sonra dost düşman herkes mutluluktan göklere çıktılar. Çünkü Memleketimize, ülkemize barış geldi(!) Hatta Apo Nam Katilin tek derdi halkının özgürlüğü olduğu için kendisinin özgürlük gibi bir derdi bile yokmuş(!)
Hangi Televizyon kanalını açsanız Terörsüz Türkiye için çok yol alındığından ve geleceğin çok iyi olacağından bahsediliyor. Bilim insanı, akademisyen, gazeteci strateji uzmanı unvanına sahip kişilerin tamamı nerede ise aynı şeyi söylüyor. Sadece biz “Çarşı her şeye karşı” durumda görünüyoruz. Hepsi terörist başı Apo’nun ve adamlarının samimiyetlerine inanıyor, görüyor ama biz görmüyoruz(!) Herkes iyi niyetli bir biz kötü niyetliyiz(!)
Silahlarını yakan grup adına yapılan açıklamada “Bundan sonra özgürlük, demokrasi ve sosyalizm mücadelemizi, demokratik siyaset ve hukuk yöntemiyle yürütmek amacıyla ve demokratik entegrasyon yasalarının çıkarılması temelinde silahlarımızı özgür irademizle imha ediyoruz” deniliyor. Bölücü örgüt üyesi bir grup sembolik olarak silah bırakıyor ve yakıyor. Herkes anlıyor ama biz anlamakta zorlanıyoruz. “Biz silah bıraksak bile size silahlarımızı vermeyiz teslim etmeyiz” demiyorlar mı?
Adamlar üstelik “Demokratik entegrasyon yasalarının çıkarılması için bu eylemi gerçekleştirdik.” Yani “biz otuz silahı yaktık ama biz bugüne kadar silahla söylediğimizi bundan sonra mecliste, uluslararası sahalarda söyleyeceğiz ve silahla alamadığımızı sizden yasayla, baskıyla alacağız” diyorlar.
Demokratik Entegrasyon, Bir araya gelerek birleşme, bütünleşme. Sözlük entegre olmayı böyle tarif ediyor. Demokratik olarak bütünleşeceğiz(!) Dilimiz ayrı olacak, ayrı millet olacağız, kültürümüz değişecek ayrı olacağız, kendi ifadeleri ile yeni bir millet oluşturacaklar. Ama demokratik olarak entegre olacağız(!) Nasıl? Federasyon olarak olacaklar ayrışacağız ama birlikte olacağız(!) herkesin kafasının arkasındaki aynı ve bir milim değişme söz konusu değil. Bizim akademisyen ve devlet adamlarımızda hayal kuruyorlar Terörsüz Türkiye(!) Birileri de çıkmış halkın desteğinden bahsediyor. Soru şu ”Hangi halkın desteği?”
Yıllardır Millet Partisi’nin “Milletim Uyan” nidalarının niye duyulmadığını insan bu yazar-çizer ve akademisyen takımını dinledikçe daha iye anlıyor. Vay benim garip Milletim vah! Sen uyanma çağrılara kulak verme… PKK Silah bırakmış(!)
Suriye’de Zafer Naraları…
“Terörsüz Türkiye” masallarına gelirken bölgemizde neler olmuş bir bakmakta yarar var. Suriye’de zafer naraları atılırken bölgede bölücü terör örgütü ABD tarafından devlet gibi yapılandırılırken, Fırat’ın doğusuna geçmemiz engellenmedi mi?
Bu çerçevede Terör Örgütü’nün Suriye kolunun söz lideri Mazlum Kobani denen adamla görüşmemiz bile istendi. Yetmezmiş gibi Suriye’nin bölücü terör örgütüne eski terörist HTŞ lideri Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmet El Şara ile on iki maddelik bir anlaşma imzalatılarak statü kazandırıldı. Bu olaylar devam ederken on binlerce insanımızın ölümüne neden olan, şehitlerimizin katili Apo ve militanları ile devlet masaya oturma noktasına gelmiş ve olaylar öylesine evrilmiştir ki hükümet Apo’yu masaya davet etmiştir. Apo Adına hareket eden DEM’liler ülke içinde Cumhurbaşkanı dahil herkesle ne kadar bölücü varsa hepsi ile kapalı kapılar ardında postacılık yapmışlardır. Neticede geldiğimiz noktada DEM ’in oturduğu yer geçmişte sorun olmuşken bugün nerede oturduğu anlaşılmıştır.
PKK (DEM) Hangi Masada Oturuyormuş?
DEM nerede oturuyormuş diye merak edenler artık DEM ‘in nere oturduğunu görmüşlerdir. DEM’liler neden masa, masa dolaşıyor diye de merak edenlere cevabı DEM Partililer ve Cumhur İttifakı ortakları daha net verebilirler elbette! Siyasal ve silahlı bölücülerin silahlı mücadeleyi bırakmış gibi görünüp dünyanın desteği ile siyasal çözümler üretmek istemelerini, Türkiye için ne kadar büyük bir sorun olduğunu defalarca anlattık. Burada aldanan bölücü terörist ve siyasal güçler mi, Türkiye mi, başımızı ellerimizin arasına alarak iyice düşünmemiz gerekir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Seçmeler.
Erdoğan; “Biz AK Parti, MHP ve DEM Parti olarak bu yolu beraber yürümeye karar verdik. Dün itibarıyla 47 yıllık terör belası inşallah sona erme sürecine girmiştir. Terörsüz Türkiye projesi, bir müzakerenin, bir pazarlığın, bir al ver sürecinin neticesi değildir. Bugün yeni bir gündür, tarihte yeni bir sayfa açılmıştır.”(Basından)
Erdoğan; ”AKP, MHP, DEM pişirerek yürümeye devam edeceğiz. Komisyonda konuşacağız. Biz AK Parti, MHP ve DEM Parti olarak bu yolu beraber yürümeye karar verdik. Derdimiz var dertliyiz. El ele verdiğimize göre bu engelleri aşarız. Artık yumruk sıkmaya gerek yok. Bize bir adım atana biz koşarız. Ama sular tersine akarsa da gerekeni yaparız.” (Basından)
“Şehitler ve şehitlerin gayesi menzilini bulmuştur. Sayın Bahçeli ile canımızı, kanımızı ve hayatımızı ortaya koyduk. Türk, Kürt aralarında engel olmadan kucaklaşıyor. Malazgirt ruhu, Kudüs ruhu kucaklaşıyor. Konuşarak çözeceğiz.” (Basından)
Bütün bunlara karşılık DEM Partililer, “Orada bahsedilen çok açık; iş birliğinin, birlikte yol yürümenin çerçevesi Kürt sorununun çözümü.” (Basından)
Demek ki neymiş? AKP’nin çözüm ortağı MHP ile birlikte suçlayıp meclisten atmak istedikleri DEM’liler CHP’nin kurduğu masanın altında değil, Cumhur ittifakının masasının altında imiş! Hatta AKP ve MHP’nin liderleri canları, kanları ve hayatları bahasına çözüm için mücadele veriyorlarmış!
PKK terör örgütünün silah bıraktığını ifade için güya sembolik olarak yaktığı silahların, ele geçirildiğinde kriminal ve balistik inceleme sonucunda hangi suçlarda kullanıldığı anlaşılmasının önüne geçmek için yakıldığı iddiaları bir yana Cumhurbaşkanı Erdoğan. 47 yıllık terörün bittiğini ifade ile kendinden önce gelen iktidarlar döneminde hükümetlerin yaptığı yanlışları sıraladı. Kendi iktidarları döneminde sanki kendileri sütten çıkmış ak kaşık.
Kavgamız Kiminle veya Kimi Sevmeliyiz?
Sözde silah bırakma eylemlerinin ardından milletin sanki kanlı bıçaklı savaştan çıkıp kucaklaşmaktan, birbirini sevmesinden bahsetmek traji komik bir gelişme değil midir? Bizim mücadele ettiğimiz bölücü terör örgütleri PKK, KCK, PYD, YPG değil miydi? Biz ne zaman sokaktaki vatandaşımızla savaştık, çatıştık biri bunu bana söyleyebilir mi? Öyle olsa meclisin yarısının Kürt kökenli olması mümkün müydü? Ticaret erbabının, devlette bürokratların, Hatta Cumhurbaşkanı yardımcısının Kürt olması mümkün müydü? O halde biz şimdi kiminle barışıyoruz? Kurulacak komisyonda kime veya kimlere haklar vereceğiz? Anayasamızı neden değiştireceğiz? Allah aşkına biz vatandaşımıza ne zaman yumruk sıktık ne zaman kucaklaşmadık. Ülkemizin seksen bir vilayetinde vatandaşımız olan bütün kardeşlerimiz rahatça gezip, tozup ikamet edemiyor mu, iş kuramıyor mu? Kim kökeninden dolayı dışlanıyor?
Beyler Lütfen!
Beyler Allah aşkına, üç günlük dünya menfaatleriniz için bu ülkeyi bölmeyin. Lütfen şahsi çıkarlarınız ikballeriniz için milletin ayarları ile oynamayın. Milletin derdi yeni bir anayasa filan değil, milletin derdi içinden çıkılmaz duruma getirdiğiniz; birlik ve kardeşliğinin devamı ve insan gibi yaşayacağı bir ekonomik hayata kavuşmak. Ülkemizin üniter yapısını bozmayın. Millet Partisi iktidarında zaten Malazgirt ruhunu da Selahattin Eyyubi’nin Kudüs ruhunu da yeniden hatırlayacak, muhteşem Türkiye’ye kavuşacak!
Demek ki neymiş PKK ve yandaşlarının uzantısı DEM nerede otuyormuş? Peki hainlerin taleplerinde bir değişikliğin olmadığını yakın zaman bize, milletimize gösterecektir. Bakalım İktidar ve ortakları bunun ne kadarına cevap verecekler “evet” diyecekler. Türkiye’nin nereye evirilmek istendiğini önümüzdeki günlerde daha net bir şekilde göreceğiz.
