Ev 21. Sayı Uyanış’a Mektup

Uyanış’a Mektup

Tarafından Uyanış

Değerli okuyucularımız,

Dergiler, ülkemizde yüzyılı aşkın bir süredir, Merhum Cemil Meriç’in deyimiyle “hür tefekkürün kalesi” olmuştur. Gazete okununca biter, kitap ise fazla ciddidir.

Dergiler ise, bazılarının yayın hayatları kısa bile olsa, fikir hayatımızın mümbit mecralarıdır. Bazıları fikri ve siyasi hareketlerin doğum evi, bazıları bu hareketlerin takipçilerini besleyen pınar olmuştur. Günümüzde, kısmen veya bütünüyle basılı ortamdan çıkıp sanal ortama taşınsa da, dergiler siyasi ve fikri hayatımızdaki yerini korumaktadır.

“Hak ve Millet davasının sesi” olma ilkesi ile yayın hayatını sürdüren Dergimiz Uyanış da, çok değerli yazarların görüşlerini ifade ettikleri bir “hür tefekkür kalesi” olmaya çalışmaktadır. Bu işlevini yerine getirirken, tabii ki belli ölçülere bağlılığından taviz vermeyecektir. İşte Türk Milletinin varlık ve beka davasına bağlılık, kutsal değerlerimize saygı, kişi hak ve haysiyetlerine azami hürmet… Bunların başında gelir. Bunun haricinde, ortaya konulan görüşler, gerekçeleri ve bağlamında değer taşır, ama tabii ki mutlak doğru olma iddiasında olamaz; belki, gelişmeye ve değiştirilmeye açık, en doğru olma iddiası taşıyabilir. Bu anlayışla yayın hayatını sürdüren Dergimiz, zaman zaman okuyucularımızdan yayınladığımız yazılarla ilgili çoğunlukla olumlu, bazen de katkı amaçlı eleştirel mesajlar almaktadır. Bu okuyucu görüşlerine yer vermek için “UYANIŞ’A MEKTUP” adı altında bir sayfa açmış bulunmaktayız. Bu köşede, yayınlanan yazılarda yer alan bilgi ve fikirlerle ilgili okuyucu görüşlerine yer verilecek, böylece Uyanış Dergisi “hür tefekkürün kalesi” olmaya daha bir layık olacaktır düşüncesindeyiz.

Sizler de lütfen görüşlerinizi (sosyal@uyanisdergisi.com.tr e-posta adresimize veya genel yayın yönetmenimize) bize bildirin. Yayın politikamıza uygun olmak kaydıyla görüşlerinizi kısmen veya tamamen burada yayınlayalım. Böylece Uyanış’ı “hür tefekkürün kalesi” yapalım, fikri gelişmenin ve zenginliğin yolunu açalım.

 

 

Sayın Genel Yayın Yönetmeni,

Derginizi ilgi ve beğeni ile takip ediyorum. Yayın hayatınızı, milli çizgiden sapmadan devam ettirmenizi diliyorum.

Derginizin 20. Sayısında yayınlanan bir yazıda bir hususa katılmadığımı belirtmek için bu mesajı gönderme ihtiyacı hissettim. Çünkü bu konu sadece bu yazıda değil, toplumda birçok kişi tarafından dile getirilmektedir ki, tümüyle doğru olduğunu düşünmüyorum.

Şöyle ki: “Siyaset ve Salih Amel” başlıklı yazıda anlatılmak istenen ana fikir anlaşılıyor ve katılıyorum. Ancak şu cümlelerdeki “politika/politikacı kötüdür; siyaset/siyasetçi iyidir” görüşü bana çok da doğru gelmiyor. “Politikacı, siyasetin faziletli yolunu ve anlayışının semtine bile uğramaz. Bunun için bir felsefe bir doktrine de ihtiyacı yoktur. Politikacıyı siyasetçiden ayıran en önemli özellik ahlaktır. Politikacı amacına ulaşmak için bir anlamda evrensel olan ahlaki kabulleri tanımaz. O, amacına ulaşmak için her yolu mubah görür.”

Bu bizim kavramlara yüklediğimiz anlamla ilgili ve çok yaygın bir kanaat. Halbuki “siyaset” ve “politika” kelimeleri aslında etimolojik kökeni ve günümüzdeki kullanım amacı itibariyle aynı anlama gelir. Müjdat Gezen’in “Yapabilirsin” adlı kitabı referans verilerek yapılan yanlış iddia ile yaygınlaşmış olması muhtemel görüşe göre “Poli : Çok, Tika : Yüz >  Politika : Çok yüzlü demektir. Halbuki bu etimolojik olarak doğru değildir.

Yani aslında, kökeni İtalyanca olan politika (politica) ve kökeni Arapça olan siyaset sözcükleri teknik olarak, siyaset bilim kavramları olarak aynı anlamı taşır. Gerek siyaset ve gerekse politikaya olumluluk/olumsuzluk anlamı yüklenmesi, bunların nasıl icra edildiği ile ilgili olmalıdır. İşte bu nedenle mesela “milli politika”= “milli siyaset” olurken “kötü veya yalancı siyasetçi” doğrudan “politikacı” değil, “kötü politikacı” olarak nitelenebilir. Ama doğaldır ki, iki kelimenin ufak kullanım farklılıkları da olacaktır. Mesela “Rahmani siyaset/Şeytani siyaset” tamlamalarının politika kelimesi ile kullanımı çok şık düşmez. Çok önemli olmasa da, politika kelimesine olumsuz anlam yükleme anlayışının toplumda çok yaygın olması nedeniyle belirtmek istedim.

Saygılarımla.

Ekrem Ali SIRRI

You may also like

Yorum Bırakın

Hakkımızda

İlimle, hikmetle, akılla, tarihten ders alarak ve tüm insanlığı Uyanışa davet ediyoruz.
UYANIŞ, asırlardır darbelenen inleyen milletin derdine dil olmak için yola çıkan millet evlatlarının sesidir.

Are you sure want to unlock this post?
Unlock left : 0
Are you sure want to cancel subscription?
-
00:00
00:00
Update Required Flash plugin
-
00:00
00:00