FİLİSTİN DEVLETİ KURULURKEN ORTADOĞU’DA YENİ KAVGALARIN TEMELİ ATILIYOR
Ortadoğu’da yeni gelişmeler arefesinde ABD Dışişleri Bakanı Kissinger’in 6. Ortadoğu gezisinin neleri getireceği belli değil. Ama, Arap ülkelerini yeni iç çekişmelerin ve bunalımların beklediği söylenebilir.
Özellikle petrolün 6 Ekim Savaşı sonrasında bir silah olarak kullanılması ve etkili de olması, Batıyı yeni politik çabalara itmiştir. Avrupa ve Amerika, şimdi bu silahla bir daha yüz yüze gelmemenin hesabı içerisindedir. Ve bunun için de Arap ülkeleri iç çekişmelerle güçsüz kılınmak istenmektedir.
Filistin Devleti’nin Kuruluşuna Doğru
Ortadoğu’daki son gelişmelerin temel konusu, bir Filistin Devleti kurulması ve yapılması beklenen Cenevre Konferansının 2. etap görüşmelerinde bu devletin de söz sahibi olmasıdır. Bilindiği gibi, İsrail’in Filistin topraklarını gasp ettiğin-den beri Filistin Halkı, diğer Arap ülkelerinde göçebe hayatı yaşa-makta ve kendi topraklarına dönecekleri günü beklemektedirler.
İsrail’in işgal ettiği topraklardan çekilme niyeti olmadığına ve Arap ülkelerinin de bunu temin edecek güçleri bulunmadığına göre, Filistin meselesinin çözümünün bir Filistin Devleti’nin kurulmasında görülmesi, ilk bakışta mantıkidir.
Filistinli göçmenlerin problemi ve daha geniş anlamda Arap ülkelerinin önemli bir iç politika konusu haline geldiğinden, Arap hükümetleri de bu meselenin bir an önce çözüme kavuşmasını istemektedirler. Nitekim Ürdün hariç, diğer ülkeler bir Filistin Devleti kurulmasından yanadırlar.
Ayrıca, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun Filistin Kurtuluş Teşkilatını (başkanı Yaser Arafat) Filistin halkının temsilcisi olarak kabul etmesi bu yönde atılmış önemli bir adımdır.
Amerika ve Rusya Anlaştılar
Ortadoğu’da İsrail toprakları dışında, yani asıl Filistin toprakları dışında bir Filistin Devleti’nin peydahlanması Amerika ve Rusya arasındaki gizli anlaşmalara dayanmaktadır.
Mısır’daki nüfuzu azalan ve Amerika’nın Ortadoğu’daki nüfuzunun artmasına seyirci kalan Rusya, bu fedakarlığı muhtemelen bir Filistin Devleti’nin kurulması karşılığında kabullenmiştir.
Herhalde Brejnev’in geçen hafta yaptığı “Filistin Arap Halkının bir vatana kavuşturulması şarttır” çağrısına Amerika’nın da olumlu bir tavır takınması sebepsiz değildir. Ve Amerika ve Rusya yeni Yaltaları daha sık imzalamaya başlamışlardır.
Rusya için kurulacak bir Filistin Devleti, Ortadoğu’daki nüfuzunu yeniden elde etmenin yanında, Ortadoğu’nun komünistleştirilme-sinde ve bölgede petrol zenginliklerine sahip olma yönünden bir sıçrama tahtası olacaktır.
Yahudi asıllı Yaser Arafat’ın başına geçeceği bir Filistin Devleti, İsrail’ in de işine gelecektir. Zira böyle bir devlet İsrail’in varlığını meşrulaştıracağı gibi, İsrail’in gasıp ve işgalci bir politika yürüttüğü gerçeğini de unutturulmasına yarayacaktır. Kaldı ki Filistin Devleti, Arap toprakları üzerinde kurulacağından, İsrail’in de toprak kaybı olmayacaktır.
Yaser Arafat’ın ve Filistin Kurtuluş Teşkilatının diğer yöneticilerinin kurulacak devlette Araplarla Yahudilerin kardeşçe yaşayacaklarından söz etmeleri de İsrail için bir teminattır.
Arap ülkelerin ortasına oturtulacak bir suni Filistin Devleti, ayrıca Arap dünyasının parçalanması için bir manivela olarak kullanılabilecektir. Aynı zamanda bu devletin bir serbest ticaret bölgesi haline getirilmesine çalışılacaktır ki, bu beynelmilel maliyenin Ortadoğu’nun zenginliklerine (özellikle de petrole) el atması bakımından da önemlidir.
İsrail Varlığını Kabul Ettirdi
Kissinger’in son ziyaretinden de anlaşılmaktadır ki, Amerika, İsrail’ i Araplara kabul ettirmiştir. Zaten 18 Ocak 1974’te imzalanan Cenevre Anlaşması da bunu büyük çapta sağlamıştı. Yirmi beş yıldır varlığının tescili için çalışan İsrail, bu açıdan başarıya ulaşmış sayılır.
Bugün İsrail, Süveyş’in doğusun-dan elli kilometre geriye çekilmeyi ve Sina Yarımadasında işgal ettiği toprakların bir bölümünü Mısır’a geri vermeyi kabul etmektedir. Bu şekilde İsrail, kendi toprağını değil işgal ettiği bir toprağı (verimsiz çölü) geri verecektir.
Arap ülkelerine gelince, son savaşın acı gerçeklerine rağmen onlarda değişen hiçbir şey yoktur. İstikrarsız Enver Sedat yine Amerika ile Rusya arasında bocalamaktadır.
Kissinger Kahire’de temaslarda bulunur iken aynı saatlerde Mısır Dışişleri İsmail Fehmi, Kissinger ile yapılan görüşmeler hakkında Moskova’da komünist parti yöneticilerine bilgi vermekte ve Sedat-Brejnev zirvesinin ön hazırlıklarını yapmaktadır.
Ortadoğu, süper güçlerin nüfuz alanı olmaktan çıkarılmadıkça ve Arap yöneticileri, ülkeleri için tek kurtuluş yolunun yerli kültüre dönmek olduğunu görmedikçe, bölgede barışın sağlanması söz konusu değildir. Zaten süper güçlerin yaptığı da harbin temel şartlarını ortadan kaldırmamak suretiyle bölgedeki gerginliği sürdürmek ve bu şekilde menfaatlerinin devamını sağlamaktan ibarettir.
* YMM Dergisi, Sayı 247, 22.10.1974, Sayfa 10
