Ev 19. Sayı BAŞYAZI: Terörist Başı Barışı (???), PKK, Terörsüz Türkiye Hayalleri #19

BAŞYAZI: Terörist Başı Barışı (???), PKK, Terörsüz Türkiye Hayalleri #19

Tarafından Cuma NACAR

TERÖRİST BAŞI BARIŞI (???), PKK, TERÖRSÜZ TÜRKİYE HAYALLERİ

İktidarın ve ortaklarının bugüne kadar izlemiş olduğu politikalar, Türkiye şartlarına, kardeşliğe, akla, vicdana ve adalete aykırı olduğu gibi; İslam Dünyası’nı, Türk Dünyası’nın son bağımsız kalesi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni ciddi tehdit ve tehlikelerle de karşı karşıya bırakmıştır.

Elbette analar ağlamasın! Türkiye’de anaların gözyaşının dinmesi, şehit analarının feryadına son vermek mutlu son demektir. Bu herkesin katılacağı, yürekten aminler göndereceği bir dua değil midir? Kim bunun karşısında yer alabilir ki? Ancak iktidar partisi ve ortağı ile ana muhalefet partisinin cumhurbaşkanlığı veya diğer seçimleri kazanmak uğruna ortaya koydukları politikalar samimiyetten uzaktır. Kürt kökenli vatandaşlarımızı istismar eden, ayrı bir millet haline getirmeye kararlı, ırkçı milliyetçilik hastalığı ile malul yapılara tutunmak korkunç bir hayaldir. Bu topraklarda yaşayan etnik veya mezhep ayrımı yapmaksızın bütün vatandaşlarımıza yapılan bir ihanettir. Terörsüz Türkiye adına ortaya konulan politikalar onları da rahatsız etmekte ve derinden yaralamaktadır. Tarihi öneme sahip bu konular; şahsi ikbal ihtirasları ile seçim galibiyetlerine meze yapılamaz. Hele hele terörün varlık sebebini haklı ve meşru gösteren açıklamaya itibar edilemez. Terörist başının ve terör örgütü propagandasının yapılmasına izin verilemez.

İdeal hukuk bağlamında antidemokratik seçim mevzuatı ile meşruiyeti tartışılır bir şekilde devleti yönetme imkânı verilen siyasi iktidar ve ortaklarının icraatları milletimizin geleceğinin şer odaklarına ipotek edilmesine yol açacaktır. Bölücü terör örgütü veya elebaşı ve uzantıları, onu semirten gizli ve açık şer odakları ile pazarlık yapılması bir akıl tutulmasıdır. Türk Devlet geleneğinin ayaklar altına alınması asla kabul edilemez. Terör örgütünün, arkasındaki dost görünenlerin tehdit ve şantajlarına boyun eğmek, (gizli ve açık) ihanet değilse de büyük bir gaflettir. İktidarda bulundukları 23 sene boyunca terörle mücadelenin ekonomik, sosyal, siyasal, dini ve kültürel boyutlarını ihmal etmişlerdir. Sadece askeri mücadele ile terörün bitirileceğini sanan siyasi iktidar büyük bir aldanış içinde olduğunu artık görmelidir. Türkiye’de ve Kandil’de veya uzantılarının olduğu her noktada gittikçe çaresizleştiği, minimalize edildiği söylenen terör örgütünün muhatap alınması, hele hele bebek katili, elli binin üzerinde canı yitirmemize sebep olan terörist elebaşının barış meleği olduğu vehmine kapılmak ciddi bir sapma ve savrulmadır. Böyle bir anlayış bölücü terör örgütüne can suyu olacak, nefes almasına imkân sağlayacak, varlığını sürdürmenin kapıları ardına kadara açılmış olacaktır. Öte yandan devletine, milli birlik ve kardeşlikle tam bir sadakatle bağlı Kürt kökenli vatandaşlarımız ciddi bir çelişki ile ağır bir imtihana tabi tutulmuş olmaktadırlar.

Demokrasi yok, siyasi partiler ve STK’lar, meclis devre dışı

Bebek katili, terörist başının barış meleği olarak lanse edildiği bu süreç bir kez daha göstermiştir ki; bu ülkede demokrasi yoktur. Terörist başı ile müzakere yapıldığı, yapılan çağrının karşılığında neler vaat edildiğini Kandil, Avrupa’daki uzantıları, Kuzey Irak’taki Barzani ve Talabani, PYD-YPG herkes biliyor. Bir tek Aziz Milletimiz, TBMM, siyasi partiler, STK’lar bilmiyor.Terörist başının, PKK’nın ortaya çıkışındaki şartları sayarak, haklılık arayışı bir günah çıkarmadır ve asla kabul edilemez. Terörist başı bu açıklamasını tek taraflı olarak, iktidarla herhangi bir müzakere yürütmeden, pazarlık yapmadan yapmış olabilir mi?  Böylesi bir iddia akıllara zarardır. O halde, böylesine ciddi siyasi konuda kamuoyuna gerekli bilgilendirmenin yapılması, her kesimin görüşlerine başvurulması, siyasal denetimin sağlanması, demokratik bir hukuk devleti olmanın en önemli özelliği iken; yangından mal kaçırırcasına gizlenmesi ve saklanması alınan bu kararların Büyük Türk Milleti nezdinde itibardan sakıt ve yok hükmünde olacaktır.

Yürekleri kanatan bu gelişmelere derhal son verilmelidir. Terörist başının mesajının, uzantısı durumundaki parti yetkililerince Barzani ve Talabani yönetimlerine götürülmesi, onlarla müzakere edilmesinin güya terörsüz Türkiye hedefi ile ne alakası olabilir? Bu bölgedeki tüm Kürt hareketler üzerinde meşruiyet ve otorite anlamına gelecek girişimlere izin verilmesi telafisi imkânsız vahim hatalara sebep olacaktır.

Her alanda olduğu gibi terörle etkili mücadelede bile siyasi iktidar; Türkiye Cumhuriyeti’nin hükümranlık haklarını hiçe sayarak, icazetli ve izinli politikalarla iş tutmaktadır. Var olan sorunların çözümünde herhangi bir yabancı gücün sürece dâhil edilmesi, devletimizin özgürlük ve bağımsızlığına indirilmiş darbeler silsilesidir.

Terörist başının sözde barış çağrısı, Türkiye’de demokrasinin olmadığının bir başka göstergesi haline dönüşmüştür. Eğer ülkemizde gerçekten demokrasiden eser miktarda bulansa idi, bu akıl tutulması gelişmelerden siyasi partilerin, sivil toplum kuruluşlarının ve topyekûn Aziz Milletimizin bilgilendirilmesi gerekmez miydi? Aziz Milletimize bunları şikâyet ediyoruz. Kandil’deki, Suriye’deki teröristlerin veya bunlarla iş tutan uzantısı YPG-PYD’nin hatta Talabani ve Barzani’nin bilgilendirildiği, uluslararası karanlık diplomasi dehlizlerinde pişirilen bu gelişmelerden Aziz Milletimiz niçin haberdar edilmez.Sahi terörist başının açıklaması ile Barzani’nin veya Talabani’nin ne alakası vardır! Bu ziyaretler hayali Kürdistan’ın kuruluş turları mıdır? Yoksa terör örgütü PKK dağıldı diyerek, diğer uzantılarına uluslararası koruma mı sağlanmaktadır? Bu millet, bunlardan daha mı önemsiz veya değersizdir? Bu nasıl halka dayalı demokrasi anlayışıdır? İnanıyoruz ki Büyük Türk Milleti demokratik ve meşruiyetçi yollarla önemini ve değerini hatırlatmasını bilecektir.

 

Ortada hiçbir belge olmadığına göre; Aziz Milletimiz adına soruyoruz. Terörist başına ne verdiniz ki bu çağrıyı yapmıştır? Bunu bilmeye hakkımız elbette vardır. Terörist başının demokratik siyaset ve hukuki boyutunun tanınması talebi neleri kapsamaktadır, bunu bilen var mı? Hele hele bu meselede yabancı devletlerin garantörlüğü talebi bir intihar değil midir? Bu gelişmeler bize Osmanlı’nın yıkılış sürecini başlatan Küçük Kaynarca Antlaşması’nı hatırlatmaktadır. Bu tür hezeyanları sağduyulu ve namuslu vatandaşlarımızın duymaya bile tahammülü yoktur. Türkiye’yi Türk Milleti’nin hükümranlık haklarından parça parça ederek vazgeçmeye ve inkâra sebep olacak bu tehlikeli yoldan derhal vazgeçilmelidir. Aksi anlayış şehitlerimizin kemiğini, gazilerimizin kanını sızlatır. Bu böyle bilinmelidir.

 

Türkiye, gerçek anlamda hukuk devleti olmak zorundadır

Bir fazilet rejimi olan cumhuriyetin, ‘gerçekten cumhuriyet’ olabilmesi demokratik olmasına bağlıdır. Bunun da en önemli ve ayırıcı niteliği kuvvetler ayrılığı ilkesidir. Bir kez daha hatırlatıyoruz ki; hukuki, ekonomik, siyasal, kültürel, ahlaki, hâsılı her alanda büyüme, gelişme, kalkınma, adalet, birlik ve barış için yargının, başta siyasi olmak üzere her türlü müdahalelerden arındırılması gerekir. Bunu söylerken elbette ki Türkiye’de jüristokrasi olsun istemiyoruz. Ama siyasallaşmayan, tarafsız ve bağımsız olması gerektiğini söylüyoruz. İBB Başkanı Sayın İmamoğlu’nun ve arkadaşlarının gözaltına alınmasında izlenen yol, yol değildir. Eğer kamuoyunda böyle bir algı oluştuysa, bunu izale etmek de yargı mensuplarının, ama en başta siyasi iktidarın görevidir. Kamuoyunda, ‘yargı’nın siyasallaştığı, siyasi ikballer için aparat ve iktidara karşı muhalefet görevini yapmaya çalışan siyasi partileri susturma intibaı uyandıran bu ve benzeri gözaltı kararlarının hem demokratik hukuk devletini hem de ‘Türk Milleti Adına’ karar veren ‘yargı’yı zedelediği kanaatindeyiz. İktidar, ‘yargı’yı, muhalefeti susturacak bir silah olarak görmemelidir! Ülkede yaşanan bu gerilim ve kaos bize bir kez daha “cambaza bak cambaza” sözünü hatırlatıyor. Ülkenin gündeminde güya terörsüz Türkiye vardı. Toplumda da bunun ve şartlarının ne olduğu konusunda ciddi bir bilinmezlik ve tepki vardı, özellikle milliyetçi ve muhafazakâr kesimde… İşte tam da bu sırada İBB Başkanı ile ilgili diploma, gözaltılar gündeme geldi ve herkes buna odaklandı. Ama diğer konu nasıl pişirilmeye çalışılıyor bilmiyoruz. Bunun sonucunda iktidar ve ortaklarına güya Neo-Osmanlıcılık ve pro-aktif dış politika veya Misak-ı Milli rüyaları ile Türkiye büyültülerek (??) küçültülme ve federasyon yolunu açmaları için yeniden bir süre mi verildi? Veya mağdur edebiyatı ile bu iş İmamoğlu’na mı ihale edildi? Bunu zaman gösterecek.

 

O tarihi güne şahit olmak için hepimiz Ankara’dayız!

 

Bütün vatandaşlarımızı; bayrak sevdalılarını, cumhuriyetçileri, demokratları, hürriyetçileri, Kuvâ-yiMilliyecileri, Millî Mücadelecileri, bütün milliyetçileri birlik, beraberlik, kardeşlik içinde milli iktidar yürüyüşüne, 20 Nisan Pazar günü milletin düğününe hepinizi bekliyoruz. Şehitlerin emanetlerine sahip çıkmak, bayrağımızı daima dalgalandırmak; aş, iş, hürriyet, hak, hukuk, adalet, egemen millet ve devlet ülküsü için; hürriyet ve bağımsızlık sevdalısı ben, sen, o, biz, siz, onlar, bütün dostları milletin şölenine bekliyoruz. Her zaman, her yerde, herkes için; amasız ve fakatsız adalet demek için;  dünya devletlerince sözü dinlenir, saygın, tam bağımsız, egemen süper devlet olmak için; insan hak ve hürriyetlerinin teminatı barış medeniyetini kuracak Muhteşem Türkiye için; ilmin rehberliğinde, ortak akılla yönetilen, hukuki, adil, çağdaş, şeffaf, hesap veren kurumsal iktidarlar için; hürriyetçi-çağdaş çalışma hayatını, yerli üretimi, teknolojiyi destekleyen, bolluk ve bereketin altın çağını başlatacak millî ekonomi politikasını uygulayacak bir iktidar için; milletin duası, son kalesi olduğumuzun bilinç ve sorumluluğu ile ‘Kutlu Yürüyüşe Katılmak’ için; beklenen, özlenen ‘Türkiye Güneşi’nin doğması için; dualarla ihanet gibi değil ibadet gibi siyaset için, şehit ve gazilerin hakkı için, millete Millet gerek inancı ile kardeşçe kucaklaşmak için eş dost, arkadaş, akraba, yaşlı genç herkesi 20 Nisan Pazar günü Ankara’ya bekliyoruz!

 

Ramazan ayımız ve bayramımız mübarek olsun

Cennet yurdumuzun böyle karanlık günlerden geçtiği bu günlerde bir kez daha tüm sorunlarımızın çözümünde İslam medeniyeti rönesansını da içinde barındıran Muhteşem Türkiye hedefinin çare ve çözüm olduğunu hatırlatıyor, Türk ve İslam Dünyası’nın Ramazan Bayramı’nı şimdiden kutluyoruz.

You may also like

Yorum Bırakın

Hakkımızda

İlimle, hikmetle, akılla, tarihten ders alarak ve tüm insanlığı Uyanışa davet ediyoruz.
UYANIŞ, asırlardır darbelenen inleyen milletin derdine dil olmak için yola çıkan millet evlatlarının sesidir.

Are you sure want to unlock this post?
Unlock left : 0
Are you sure want to cancel subscription?
-
00:00
00:00
Update Required Flash plugin
-
00:00
00:00