Hicretten Sonra Medine Ekonomisi
Mekke tarıma elverişli olmadığı için ticaret gelişmişti. Mekkeliler öteden beri komşu ülkelerle ticari anlaşmalar yapmayı başarmışlardır. Muhacirlerin Medine’ye hicretiyle birlikte, ticarette ustalaşmış zeka Medine’ye taşınmış oldu. Rasul-i Ekrem (sav) Medine’ye gelişinden hemen sonra, ilk faaliyet olarak Mescid-i Nebi, mescidin bitişiğine de kimsesiz insanların kalabileceği odalar yaptırdı. Hz. Peygamber Medine’de kurumsallaşmanın temellerini atmaya başlamıştı. Çünkü bu kurumlar dini olduğu kadar, siyasi ve ekonomik öneme sahipti. Devletin varlığı, bu kurumları gerekli kılıyordu.
Medine’de muhacir ve ensarı kaynaştırmayı hedefleyen Hz. Muhammed (sav), onlar arasında “Kardeşlik-Muahat” tesis etti. Kardeşlik, din bağının tesis edilmesinde önemli olduğu kadar, tüm varlıklarını Mekke’de bırakan muhacirlerin ekonomik bakımdan desteklenmesi anlamını da geliyordu.
Hz. Peygamber’in (sav) Medine’de attığı önemli adımlardan biri “Medine Pazarı” nın kurulmuş olmasıdır. Medine ekonomisi Yahudilerin elindeydi. Bu egemenliğe son verilmesi, halkın Yahudilerin sömürüsünden kurtulması gerekiyordu. Hz. Peygamber (sav) Medine Pazarı’nın bu durumunu tetkik etti. Şayet Yahudilerin egemen olduğu dört çarşıda pazara girilmek istenirse asla Yahudilerin hâkimiyeti kırılamayacaktı. Çünkü her şeyi onlar belirliyorlardı. Bu durumu gören Hz. Peygamber (sav) pazarın şartlarını Müslümanların lehine değiştirebilmek için alternatif bir pazar oluşturma gereğine karar verdi. Hz. Peygamber, Baki ez-Zübeyr bölgesinde bir çadır kurdu. Yahudilerin lideri Kab b. El-Eşref geldi ve çadırın iplerini kesti. Hz. Muhammed’in kurduğu pazar çadırının iplerinin Ka’b b. Eşref tarafından kesilmesi, Yahudilerin Medine pazarının oluşumundan ne kadar rahatsız olduğunu göstermektedir. (Muaviye, kendi döneminde pazara “Dâru’l-Katırân” ve “Dâru’n-Nuksân” adında iki ev yaptı ve zorla vergi almaya başladı. Medine valisi, pazarın tamamını kapsayan büyük bir bina yaptı; alt katta kiralık dükkanlar, üst katta ise odalar vardı. Bu bina, valinin ölümü ile birlikte Medine halkı tarafından yıkılmıştır. Muaviye tarafından getirilen Pazar vergileri Ömer b. Abdülaziz’in hilafeti zamanında kaldırmıştır.)
Pazar Medine’nin merkezinde, düz bir arazi üzerinde, kolay ulaşılabilen, stratejik konum ve öneme sahipti. Pazarda kimse için yer ayrılmıyor, kiralanmıyor, erken gelen istediği yere mallarını koyup satış yapabiliyordu. Tüccarların kazancından vergi alınmıyordu. Bunun pazardaki fiyat artışlarını kontrol eden bir mekanizma olduğu düşünülebilir. Ayrıca satıcılardan vergi alınmaması, Medine pazarını diğer pazarlara göre daha cazip hale getiriyordu. Böylece malların daha ucuza satılması bekleniyordu. Hz. Muhammed (sav) pazar fiyatlarına müdahale etmemiş, fiyatların serbestçe oluşmasına izin vermiştir. Zaman içinde müdahale etmesi istense de, pazar fiyatlarının arz-talep dengesine göre serbestçe oluşmasından yana olmuştur. Hz. Muhammed aynı zamanda ticaretin idaresi için bazı kurallar koymuştu. Her türlü ticaret, halkın gözü önünde yapılmak zorundaydı. Pazar içinde veya dışında ayrı satış çadırlarının kurulmasına izin verilmedi. Müslümanlar Medine’de altın dinar (4.55 gr) ve gümüş dirhem (2.97 gr.) para birimlerini kullanıyorlardı. Paralar Bizans parası idi. Üzerine darp edilmiş Bizans’a ait semboller vardı. Müslümanlar kendilerine ait dinarı (4.25 gr) Abdülmelik b. Mervan döneminde basmışlar ve piyasaya sürmüşlerdir. Bu dönemde de Bizans dinarı Emevi dinarı ile birlikte kullanılmaya devam etmiştir. Ancak gramajlarının farklılığı alış-verişlerde sıkıntı oluşturmuştur.
Medine pazarının işleyişi “hisbe” örgütünün kurulmasıyla denetim altına alınmıştır. Hisbe teşkilatının başına, Bedir savaşından sonra Müslüman olan genç kadın Semra binti Nuheyk getirilmiştir. Semrâ bint Nüheyk pazarları dolaşıp insanları ticaret ahlâkına uygun davranmaya teşvik eder, bu şekilde hareket etmeyenleri uyarır, hile ve haksızlık yapanlara karşı caydırıcı tedbirler uygulardı. Resûl-i Ekrem’in Semrâ bint Nüheyk’e böyle bir görev vermesi kadının sosyal hayatta daha etkin görevler alabileceğini göstermesi bakımından önemlidir. Ayrıca Şifa Binti Abdullah isimli hanımın da bu iş için görevlendirildiği bilgisi bulunmaktadır. Ancak Şifa Binti Abdullah’ın Hz.Ömer döneminde görevlendirildiğine dair bilgiler de vardır. (Her iki dönemde de görevlendirilmiş olması mümkündür.)
Peygamber’in (sav) Medine’de üzerinde durduğu hususlardan birisi de tarımın güçlendirilmesidir.
Medine İslam Devletinin Gelir Kaynakları
1.Ganimet: Savaştan elde edilen mallar.
2.Fey: Savaş yapılmadan elde edilen ganimeti ifade etmektedir. Devlet Başkanı Kur’an’da belirtilen yerlere istediği gibi dağıtma yetkisine sahiptir.
3.Zekat
4.Vergiler
5.Cizye: 630 yılında nâzil olan ve İslâm ülkesinde yaşamak istediği halde Müslümanlığı kabul etmeyen gayri müslimlere malî mükellefiyet getiren âyetle (et-Tevbe 9/29) sabit olmuştur.
6.Fidyeler
7.Haraç: Gayri Müslimlerden alınan toprak vergisi.
Medine Pazarına Getirilen Ticaret İlkeleri
1.Pazarda tekelleşmeye son verildi.
2.Pazar vergisi kaldırıldı.
3.Faizin her çeşidi yasaklandı. Faizin yerine “Karz-ı Hasen” sistemi teşvik edildi. Karz-ı hasen, faizsiz borç vermek demektir.
4.Stokçuluk yasaklandı.
5.Adil rekabetin geçeli olduğu serbest piyasa uygulandı. Haksız rekabetin önüne geçildi. Peygamberimiz (SAV), narh koymayı da “hak” doğurabileceği endişesi ile istememiştir.
6.Satıcının yanında olmayan malın satımının, üretimi olmayan malın satımının yasaklanması, aynı şekilde mülkiyetinde olmayan malın satımı da yasaklandı.
7.Mal ve eşya takası yasaklandı.
8.Tarımsal ürünlerde mahsulün kaldırılmadan (toplanmadan) tahmini bir miktardan alınıp satılmasının yasaklanması
- Ağaçtaki olgunlaşmamış yaş meyvenin (hurmanın) tahmin edilerek kuru hurma gibi satılmasının yasaklanması.
10.Hayvanın bol sütlü gözükmesi için birkaç gün sütünün sağılmadan pazara getirip satılması vb. gibi uygulamaların yasaklanması.
- Haram kılınmış malların alım- satımının yasaklanması.
- Ticaret kervanlarının pazara ulaşmadan yolda karşılanmasının ve şehirlinin köylü namına komisyonculuk yapmasının yasaklanması.
İslâm iktisat anlayışında ön plana çıkan en önemli ilke; dengeli, orta yolda olmaktır. Tevhit ilkesi gereği sosyal adaletin sağlanması için ekonomide adaleti önemser. İslâm ekonomisinin diğer bir öne çıkan yönü; helal üretim, helal tüketim ve helal çalışmadır. Kolektif çalışmayı önemser, ferdiyetçi bir yapıya sahip değildir.
Medine Pazarında Uyulması Gereken Ahlâkî İlkeler
- Dürüstlük ve güvenilirlik: Ürün ve ücreti hakkında doğru bilgi vermek, alışverişte yemin etmemek,
- Müsamahakârlık: Darlık çeken borçluya kolaylık sağlamak, alıp satarken kolaylık göstermek,
- Cömertlik,
- Kanaatkârlık,
- Alçakgönüllülük,
6.Girişimcilik ve üretkenlik.
Görüldüğü üzere sadece kâr – zarar ve arz – talep ile sınırlı olmayan bir ekonomi modeli öne çıkmaktadır. Bu ekonomi modelinde insan, toplum, üretim ve ahlâkî ilkeler ahenkli bir bütünlük oluşturmaktadır. Böylesine ahenkli bir bütünlüğe insanlık camiasının ihtiyacı olduğu, günümüzde daha da belirginleşmiştir.
