Ev 14. Sayı İsrail’in Saldırganlığının Şifresi

İsrail’in Saldırganlığının Şifresi

Tarafından İbrahim Halil SİPAHİ

 

7 Ekim 2023 tarihinde, İsrail’in Filistin topraklarında düzenlediği Gazze saldırıları aradan geçen bir yıl zarfında maalesef soykırıma dönüşmüştür. Siyonist zihniyetin yayılmacı politikası neticesinde İran’la karşılıklı füze saldırılarının yanı sıra Lübnan’a hava saldırıları ile başlayan ve kara harekâtına geçişle gelinen son noktada Ortadoğu’da dengelerin hızla değiştiği ve çok sayıda değişkenin devreye girdiği bir döneme girmekteyiz.

Siyonist, işgalci ve yayılmacı bir zihniyete sahip olan İsrail’in sürekli hedef saptırmaya yönelik adımlar atmaya çalışması dünyayı yeni kaoslara sürükleyecektir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “İsrail saldırganlığı Türkiye’yide içine almaktadır” açıklaması aslında Siyonizm’inbilinen asıl hedefinde yer almaktadır.

Dünden bugüne İsrail’in Filistin topraklarında yerleşimci ve yayılımcı politikasının temeli; Filistin halkı ve Arap-İsrail savaşlarının temelinde yatan Arz-ı Mev’ud’aulaşmayı hedefleyenSiyonizimdir.

Yahudi Kutsal Kitaplarında Arz-ı Mev’ud

Yahudi ilahiyatı Arz-ı Mev’ud meselesiyle alakalı farklı kanaatler ortaya koymaktadır. Vaat edilen bu bölge Ahd-i Atik’te Kenan diyarı (Tekvin), ikinci mabet (Süleyman Mabedi’nin ikinci kez inşası) döneminden sonra artık Arz-ı Mev’ud (Ahd-i Cedid) diye adlandırılmıştır. Kuran-ı Kerim’in aksine Arz-ı Mev’ud’un sınırları (bugünkü)Tevrat’ın çeşitli bölümlerinde belirli bir şekilde belirtilmiştir. Kimi bölümlerinde Mısır (Nil) Nehri, Lut Gölü, Batı Akdeniz, Hora Dağı ve Ürdün’ün Şeria Bölgesi’ni kapsamaktadır (Çıkış). Tekvin’de Nil Nehrinden Fırat Nehrine kadar olan toprakların tamamının kastedildiği söylenmektedir. (Tekvin/15)

Yakın tarihte Arz-ı Mev’ud

Merkezini Kudüs’ün oluşturduğu vaat edilmiş Kutsal Topraklar, maalesef ki Yahudiler için sona ermiş tarihi bir geçmişi olan bir idealden ibaret değildir. Asırlardır hedefleri, uğradıkları bozgunlardan ötürü Dünya’nın dört bir yanına sürgün olan tüm Yahudileri buraya toplayıp, önce Büyük İsrail sonra “Dünya Hâkimiyeti İdealini” gerçekleştirmektir. Dağılan Yahudileri buraya toplamak ve bu ideale ortak etmek için sürekli sahte Mesihler ileri sürüp ikna faaliyetleri gerçekleştirmişlerdir. Sahte Mesihlerle başlayan bu hareket 20. Yüzyılın başlarında Theodor Herlz öncülüğünde artık ‘Siyonizm’ adı verilen siyasi bir kimliğe bürünmüştür.

Bu ideal, sadece merkezi Kudüs olan Filistin’e dönüp orada devlet kurma hedefini taşımış olsaydı, Yahudiler 1948 yılında İsrail Devletini kurduklarında, Nil ile Fırat arasındaki topraklarda yani Ortadoğu’da barışın tesis edilmiş olması gerekirdi. Oysa 103 yıldır burada barış değil savaş hüküm sürmüş ve sürmektedir. Bunun için bugün bu vakaların cereyan etme sebeplerini anlamak için Arz-ı Mev’ud’un dolayısıyla İsrail’in siyasi tezi olan Siyonizm’i incelemek ve anlamak gerekir.

İsrail’in İşgalci ve Yayılmacı Politikası.

15 Mayıs 1947’de BM, Filistin konusunda ne yapılması gerektiğine karar verilmesi için Birleşmiş Milletler Filistin Özel Komitesi (UNSCOP)’ni kurdu. Temmuz 1947’de UNSCOP Filistin’e gidip Yahudi ve Siyonist delegelerle görüştü. Arap Yüksek Komitesi bu buluşmayı boykot etse de, UNSCOP Filistin’in taksim edilmesini tavsiye etti ve bu fikir BM Genel Kurul tarafından 29 Kasım 1947’de onaylandı (*) Paylaşım planına göre, biri Yahudi ve biri Arap olan iki devlet kurulacak ve Kudüs Birleş Milletler’in kontrolünde olacaktı. 1 Ekim 1948’de .İngilizlerin, bu topraklardan çekilme tarihi olarak belirlenmişti.

Ancak bu paylaşım planında İsrail’in Yahudi işgal ve yerleşim bölgelerinde bir devlet kurması belirlenirken İsrail’in sınırları resmi olarak belirlenmemişti. Sonrasında “Barış için toprak” yoluyla 1967 Yom Kipor savaşı öncesi sınırların esas alındığı bir çözüm önerisini ret ederek, işgal altındaki topraklardan geri çekilmeden “barış için barış” formülünü dillendirmeye çalışmakta ısrar eden taraf olmuştu. Bugün ise ABD ve Batı’yı arkasına alarak daha da vahim bir tablo olan “şiddet yoluyla barış” formülünü kabul ettirebilmek amacıyla şiddet politikası yoluyla çözümsüzlüğü en iyi çözüm yolu olarak ortaya koymaya çalışmaktadır.

Dün olduğu gibi bugünde Filistin topraklarında yayılmacı ve işgalci saldırıların, katliamların, yıkımların sebepleri geçmişte İsrail’in sınırları belirlenmemiş bir devlet olmasından aldıkları güçten kaynaklanmaktadır.

Batı dünyası İsrail’in pervasız saldırganlığı karşısında duyarsız ve sessiz kalırken,  ABD başkanlık seçimleri öncesinde, başkan adaylarının yüz yüze oldukları iç sorunlar zincirini unutturabilmek amacıyla Filistin aleyhinde çalışmalar yürüterek Siyonist İsrail’e tamamen teslimiyetçi bir anlayışla payanda olmaya devam etmektedirler. Amerika’da faaliyet gösteren lobilerin de her seçim öncesi Amerikan yönetimlerini zorlayarak Filistin konusunda aleyhte kararlar çıkarttıkları bilinmektedir. Nitekim Siyonist Netanyahu da bundan daha fazla cesaret alarak Gazze Şeridi’nde katliamları bugüne kadar sürdürmeyi başarmıştır.

ABD her zaman İsrail’in arkasında olmuştur.

Körfez savaşı sonrası Kuzey Irak’ı adeta ileri karakolu haline getiren Amerikan yönetimi, Suriye’nin kuzey doğusunda SDG/ÖSO ile birlikte oluşturduğu sözde güvenli bölge ile Suriye’nin bütünlüğünü ortadan kaldırırken, Sınır bölgesine YPG/PKK ile de  Türkiye için tehdit unsuruna dönüştürmüştür.

Hiç şüphesiz Amerika, “Büyük İsrail” hedefinin gerçekleştirilebilmesi için sonsuz destek verirken, Yinon Planı gereği Türkiye ve bölge ülkeleri arasında yeni yapay sınırlar oluşturmaya çalışmaktadır. Burada hedeflenen amaç, İsrail’in muhtemel yayılmacı politikalarına şimdiden gerekli zemini hazırlayabilmektir.

İsrail durmayacaktır

Siyonist İsrail için zaman fırsat zamanıdır, artık ok yaydan çıkmıştır. Filistin’le yetinmeyecektir. Binlerce yıllık Arz-I Mev’ud ve yüz yılı aşkın Siyonist sevda uğruna Filistin’den sonra ölüm saçan silahlarını Lübnan’a doğrultması, İran’a gözdağı vermesi anlık bir gelişme ve girişim değildir. Sırada yaralı Suriye, eski gücünü kaybetmiş bir Mısır hatta Türkiye olduğu yüz yıldır söylemlerinde, çizdikleri haritalarla sabittir.

 

Kaynakça:

Arz-I Mev’un sırrı A.Tok

(*) Butler, L. J.: Britain andEmpire, p. 78. I. B. Tauris, 2002

 

 

 

 

You may also like

Yorum Bırakın

Hakkımızda

İlimle, hikmetle, akılla, tarihten ders alarak ve tüm insanlığı Uyanışa davet ediyoruz.
UYANIŞ, asırlardır darbelenen inleyen milletin derdine dil olmak için yola çıkan millet evlatlarının sesidir.

Are you sure want to unlock this post?
Unlock left : 0
Are you sure want to cancel subscription?
-
00:00
00:00
Update Required Flash plugin
-
00:00
00:00