Ev 19. Sayı Kuşatılan Türkiye; Siyasallaşan Terör

Kuşatılan Türkiye; Siyasallaşan Terör

Tarafından Mustafa GÖKTEKİN

Elekçi kadınlar gibi…

Terörist başının ve diğer teröristlerin bırakılması için düğmeye basıldığı günden bu yana terör yanlısı, ülkenin bölünmesi için gece gündüz çalışan ve onlara çanak tutanlar İmralı ile yetinmeyip, Elekçi kadınlar gibi; Barzanilerinde rızasını almak üzere Irak ve Kandilde geziyorlar. Irak’ta Barzani’nin kuyrukları ülkemiz ile ilgili beyanda bulunuyor, akıllar veriyor. Suriye’de bulunun PKK uzantıları ne diyor? Bu arada “Apo” nam terörist Abdullah Öcalan’ın dedikleri, satır aralarında söyledikleri anlamak isteyenler için çok şey ifade ettiği gelen tehlikeyi gördüğü halde anlamak istemeyenler için ülkeye barış gelmektedir.

Güneydoğu bizim…

Apo’nun mecliste milletvekili olmasının ne anlama geldiği, aklı olan herkes idrak edebilir. Şimdi; “Güneydoğu bizim diğer bölgeler hepimizin(!)” sözünün ne anlama geldiğini aklı olan herkes düşünmelidir. “Üzerimize saldırı olmadıkça gücümüz silahlı eylem yapmayacaktır.” Yani “Silahlı gücümüzü, harici gücümüzü daime diri tutacağız, yani silah bırakmış gibi yapacağız.” Demek!  Ne kadar büyük olursa olsun kuracağınız bir federasyonun bir ortaklık olduğunu, aklı olan herkesin bilmesi gerekir. Tıpkı Yugoslavya gibi, ne kadar büyüktü şimdi geriye ne kaldı? Çekoslovakya gibi! Şimdi ne halde?! Kuracağınız federasyon budur. Önce büyümüş gibi yapmak, sonra alacağını alarak bırakıp gitmek ve bütünü küçültmek!

Apo’dan Mandela(!)

Yeniden iktidar olmak için bir terörist başından, bebek katilinden, ülkeyi yıllardır milyarlarca dolar zarara sokandan, ülkenin zamanını tüketen adamdan, kendi insanına bile acımayan bir zalimden Güney Afrika’nın lideri “Mandela”gibi bir kahraman çıkarmaya çalışmak, bu ülke için en büyük zulümlerden birisidir. Bu ülke için olsa olsa ihanetin daniskası olur.

Hani denir ya; “Bu ülkenin kahramanı da bitmez haini de bitmez!”  Maalesef ülkeye en çok zarar verenlerin kahraman sandıklarımızdan çıkması işin ayrı bir garabeti, ayrı bir handikabı. Kendini Ağrı Dağı kadar vatansever sananların davasının dağın eteklerinde bıraktığını ve başka davaların hizmetine girdiğini görmekte insanımız için ayrı bir üzüntü sebebi. Kahramanların dünyalının mevki ve makamları uğruna hainlerle aynı safta görünmesi ve hainlere yol vermesi ayrı bir üzüntü ve kaygı kaynağı.   Ve acı olan ise hainlerin kahraman yapılmasına hainlerden “Mandela” çıkarılmasına izin verilmesi…

 Kandil; Apo Kim(?!)

İşin diğer bir tarafı Apo nam caninin, okuttuğu beyanname için Kandil’de olanlar; PKK’nın on binlerce taraftarı olan bir ordu olduğunu iddia eden Kandilin hâkimi Karayılan, yaptıkları için ideolojik bir tavır olduğunu beyanla; Apo’nun bizzat gidip o insanlara hitap etmesi gerektiğini söylüyor. O zaman bile terörü bırakıp bırakmayacaklarının kesin olmadığından bahsediyor. PYD, meselenin kendilerini ilgilendirmediği söylüyor. Sahi Bahçeli ve Erdoğan barışı kiminle yapacak? Çünkü güneydoğuda yaşayan insanımızın böyle bir sorunu yok. Kimse ile kavgalı değil. Hatta evlatlarının zorla dağa çıkarılmasından şikâyetçi. Ne yazık ki millete dayatılmak istenen “barış(!)” adı altında siyasi terörün aynı zamanda kol kanat germek için beynelmilel emperyalist mihraklar tarafından kulaklara üfürülen bir safsata olduğunu açıktır.

Siyasal Terör Belası…

Türkiye’nin başına; açılım, barış ya da her ne şekilde ifade edilirse edilen konuşmalarla; terörden daha büyük; uluslararası güçlerin baskı unsuru olarak kullanacağı “siyasal terör” belası açılmaktadır. PKK’nın, ilerde adı her ne olursa yirmi iki şehrimizle, yani doğu ve güneydoğumuzla ilgili “terörün bittiği” safsatası ile Apo’nun ve on bin civarında militanının cezaevlerinden çıkartılarak veya dağdan indirilerek sahaya sürüleceği yeni bir dönem başlamak üzeredir.  Beynelmilel güçlerin Türkiye’nin üzerinde baskı kuracağı; Irak ve Suriye gibi bölgesel bir Kürt Bölgesi oluşturmak için bölge insanına yeni hak ve ayrıcalıkların verilmesi, yeni hakların tanınması ve bunlar için yasal düzenleme dedikleri anayasa ve yasalarla verilmesi istenilen tavizler için baskılarının olacağını unutmamamız gerekir. 

Bundan böyle; Türkiye bölgede meydana gelebilecek terör olaylarına müdahale etmesi halinde karşısına beynelmilel terör sevicilerinin çıkacağı bu nedenle müdahale zorluğu yaşayacağı aşikârdır. Bundan böyle terör elamanlarının sözüm ona siyasal vatan bölücülerin sokaklarda veya kürsülerde yapacağı hareketler demokratik hak arama mücadele olarak görüleceği için Ülkenin bölünmesine dair ülkenin alacağı her tedbir; bölge halkına karşı alınmış baskı ve zulüm olarak kamuoyuna yansıtılacaktır. Hadise vahimdir.

PYD ve PEJAK’ı PKK Sayarlar mı?

Gündem dışında tutulan PEJAK-PYD-YPG gibi terör örgütlerinin yapacağı silahlı saldırılar ise PKK sayılmayacağı için yapılacak her müdahale başka ülkelerinin iç işlerine karışmak olarak kabul edilecektir. Türkiye de iktidar ve muhalefet bölge insanını temsilden uzak, üstelik bizzat Apo tarafından sosyalist bir düşüncede olduğunu ilan edilen bölücü terörün; siyasal terör olarak yoluna devam edeceği açıktır. Ülkede şartlar beynelmilel güçlerinde baskısı ile Irak, İran ve Suriye’de meydana getirilen ortama taşınma ihtimali Türkiye’nin şimdiden alacağı tedbirlere bağlıdır. Bunun için gerekli tedbirlerin alınması ne yapılması ve ne söylenmesi veya kimlerin uyarılması gerekiyorsa uyarılması önemlidir.

Yeni Bir 32 Paralel Engeli mi?

Bölücü terörün, Suriye olaylarının, Apo isimli terörist başının ve on bin hazır PKK militanından oluşan eğitilmiş insanın sokaklara salınması; farklı şeyler olmayıp, pazılın farklı parçaları olarak görmek gerekir. Bunun ülkemiz için çok büyük bir tehlike olduğu dost düşman herkese anlatılmalıdır.

Ülkemizin güneyinde ABD’nin himayesinde PYD-YPG bölgesini PKK’dan ayrı tutmak, ayrı değerlendirmek mümkün değildir. Çünkü bunların başındaki diğer teröristler PKK’nın adamlarıdır. Diyelim ki, PKK kendini fesih etti; o zaman bu bölgeden ülkemize gelecek saldırılara silahlı kuvvetlerin cevap vermesinin ne kadar zor olduğunu aşikârdır. Herhangi bir müdahale halinde Suriye ile müdahale konusunda ikili olarak anlaşarak olayı hukuki hale getirememişsek; başımıza gelebilecekleri hayal etmemiz mümkün bile olmayacaktır. Çünkü Türkiye YPG-PYD-PKK’yı tenkil için Münbiç’den Fırat’ın ötesine geçmek istediği halde sınırda tutulurken; HTŞ’nin Şam’a gitmesinden bu kadar zaman geçmiş olduğu halde nehrin öte yakasına geçememiştir. Çünkü Tıpkı Irak’ın kuzeyinde Saddam için kurulan 32 Paralel benzeri bir yapılanma bölgede Türkiye için kurulmuştur. O gün, bugün Türkiye ve yandaşı Suriye Ulusal ordusu veya Özgür Suriye ordusu, Fırat’ın öte yakasına geçememiştir. Ahmet El Şara’ya Şam yolunu açanlar, Türkiye’ye Fırat’ın öte yakasını kapatmıştır. Hoş Suriye’nin hiçbir yerinde barıştan bahsetmek mümkün değil; çatışmalarda ölenlerin bini aştığı herkes tarafından biliniyor. Lazkiye ve Darfur bölgesinde çatışmalar kaygı ile izleniyor.

On Bin Saha Elamanı…

PKK, çok daha güçlü bir şekilde; terörist başını ve on bin militanını cezaevlerinden sokaklara salacağız. Hep birlikte dışarıda ve üstelik beynelmilel güçleri arkasına almış olarak taleplerini uluslararası arenada isteyecekler. Her şey sil baştan milletin başına sarılacaktır. Buna devlet, bu iktidar ve muhalefetiyle ne kadar dayanır ancak Allah (CC) bilir.

Sözün kısası Türkiye için tehlike büyük. Lakin devlet adamlarımız ya basiretsiz, ya bundan habersiz, gaflet içinde veya görmezden gelme numarası yapıyorlar. Gelen felaketin büyüklüğü karşısında aklı erenler dehşet içinde irkilir ve feryat ederken; birileri koltuk uğruna hiç denenmemiş ve bu işten zarar etmemiş, binlerce evladını kaybetmemiş gibi barıştan bahsediyor. Allah aşkına, kimle ve kimin için barış?! Ne için ve ne uğruna barış?! Bu yalandan barış için ülkenin nelerinden vazgeçeceğiz? Neleri feda edeceğiz? Sonunda kim ne kazanacak? Bunca Mehmetçiğin, bunca şehidin ve bunca ölen insanımızın kanını nereye koyacağız? Neyin karşılığı sayacağız?

Sözün özü odur ki; ne PKK silah bırakır, nede uzantısı PYD veya diğerleri. Siz kendi kendinize gelin güvey olmuş olursunuz. Bu teşkilatları bölge halkı kendi kurmadı ki böylece kendilerini kapatıp çekilsinler. Özerklikten, federasyondan ve büyük Kürdistan hayalinden vazgeçsinler. Bunları yapmak için insanın iradesinin kendi elinde olması gerekir. İpin ucu, itin yuları kendi elinde değildir. Bizim elimizde hiç değildir. Bu işten zarar edecek tek taraf Türk Milletidir, Türkiye’dir. Sözüm ona sözde yapılacak barış bitmediği gibi milletimizin ve ülkemizin başına “Siyasal Terör” belasını da saracaktır.

Bu Yanlıştan Dönülmelidir.

İktidar ve iktidar yandaşlarının çıktıkları bu yoldan dönmeleri hem milletin hem de ülkenin menfaatinedir. En çokta kendi menfaatlerinedir. Ülkenin bölünüp, küçülmesini istemiyorsanız yanlıştan bir an önce dönmelisiniz. Terörün, sözüm ona silah bırakmış ve kendini siyasal olarak -ki DEM ile halen meclisteler- birlik ve dirliğimizi bozucu taleplerde bulunmaları ne yazık ki, kimsenin imzalamaya cesaret edemediği ve sizin 2003 yılında imzaladığınız “ikiz yasalar, self determinasyon, Wilson prensipleri” gereğince karşısında çokta direnme imkânı bulamayacağınız talepler olacaktır. Üstelik bu talepleri sadece bölücü terör elemanları değil, bütün emperyalist güçler sizden isteyecektir. O zaman “biz bu yasaları imzalamadık” mı diyeceksiniz? Her yaptığınız yanlış bu millete bu ülkeye bölünme parçalanma olarak geri dönecektir. Biraz idrak beyler, biraz insaf. Bu ülkenin birlik ve dirliği sizin koltuklarımızdan daha kıymetlidir.

 

You may also like

Yorum Bırakın

Hakkımızda

İlimle, hikmetle, akılla, tarihten ders alarak ve tüm insanlığı Uyanışa davet ediyoruz.
UYANIŞ, asırlardır darbelenen inleyen milletin derdine dil olmak için yola çıkan millet evlatlarının sesidir.

Are you sure want to unlock this post?
Unlock left : 0
Are you sure want to cancel subscription?
-
00:00
00:00
Update Required Flash plugin
-
00:00
00:00