Ev 32. Sayı Ortadoğu-İran-Türkiye ve NATO Birimi!

Ortadoğu-İran-Türkiye ve NATO Birimi!

Tarafından Yahya DEMELİ

Türkiye, bölgesel bir çatışmanın ve BOP ‘un parçası hâline getirilmek istenmektedir. NATO yapılanmaları üzerinden yürütülen bu süreç, hem Anayasa’ya hem de Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ne aykırı girişimleri barındırmaktadır.

 

Ortadoğu’da meydana gelen olaylar; Filistin, Irak, Suriye, Lübnan’da yaşananlar, ABD-İsrail-İran savaşı ve şimdilerde ise NATO ile Türkiye, kuşatılmışlık çemberi içerisine alınmaya çalışılıyor. Türkiye her ne kadar NATO ülkesi olsa da egemenliğini korumalı, barışta bölgede etkin güç olması gerektiğini unutmamalıdır!

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları, uluslararası hukuku ihlal etmiş ve Ortadoğu’yu tehlikeli bir kaosa sürüklemesi yanında, Türkiye’nin de değişik tuzaklarla, bu ateş çemberine çekilmek istendiği görülmelidir!

Amerika, İsrail’le birlikte İran’a savaş açmasına rağmen müzakereye razı olması, İran karşısında başarılı olamadıklarındandır. Bundan sonra dünya, yeni bir yapılanma içerisine girecektir.

Türkiye NATO Üyesi ama NATO’nun Ülkesi değildir!Tuzaklara Dikkat!

Türkiye NATO’ya bağlı değil mi?  NATO karargâhlarının caydırıcılık, güvenlik iş birliği ve askeri koordinasyon gibi önemli görevleri vardır. Ancak NATO da siyasallaşmış ve ABD güdümlü Siyonistlerin etkisi altındadır. Bu nedenle etkileri bu yapıya göre şekillenmektedir. 

Ülkemizde “Kurulması planlanan NATO Karargâhın çok uluslu bir yapıya dönüştürülmesine yönelik çalışmalar neyi amaçlıyor?  Türkiye kendisini koruyacak durumda değil midir? Bu kuvvetler, sorumluluk sahasında kime karşı caydırıcılık ve savunma faaliyetlerinde bulunacak? 

Çok uluslu NATO karargahına hayır! Türkiye, bölgesel bir çatışmanın ve BOP ‘un parçası hâline getirilmek istenmektedir. NATO yapılanmaları üzerinden yürütülen bu süreç, hem Anayasa’ya hem de Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ne aykırı girişimleri barındırmaktadır.

İstanbul Boğazında kurulacak Deniz Unsuru ve Adana’da kurulacak kolordu NATO maskesi altında yapılan bir ABD organizasyonu değil midir? Karargâh çok uluslu olacağına göre, kendisine tahsis edilecek kuvvetler de çok uluslu olmayacak mı? Kurulacak bu kolordu, Türkiye’nin mi yoksa NATO’nun mu çıkarlarına hizmet edecektir?Türkiye’nin çıkarları ve güvenliği için durum son derece sakıncalıdır!

NATO politikaları, Kime hizmet ediyor?

NATO, dünya barışına yeterli destek ve hizmet verdi mi? Vietnam’da, Afganistan’da, Bosna’da, Filistin’de, yaşananlar; Irak’ın, Suriye’nin bölünüp parçalanmasında İsrail-ABD saldırganlığının, vahşice Orta Doğuyu kan gölüne çevirmesinde NATO ne yapmıştır. NATO bir siyasal kurum gibi ABD menfaatine ve Siyonistlere hizmet etmektedir.!                                          ABD’nin ipi ile güvenliklerini sağlayacaklarını düşünen Körfez ülkelerinin durumu bugün ortadayken, ulusal çıkar ilkesine NATO’nun katkısı yoktur…

Türkiye’nin ve NATO’nun Ortadoğu’da İran, İsrail, PKK değerlendirmesi farklı değil midir? “NATO üyesi ülkeler AB içinde Ege, Doğu Akdeniz, Kıbrıs sorunlarında Yunanistan’a neden destek vermektedir? NATO, Türkiye’yi PKK ile mücadele konusunda neden desteklememiştir?” benzeri birçok sorular akla gelir.NATO ile Türkiye’nin sadece kuşatılması, projeler çemberine alınmasına değil, savaşmadan teslim alınması hedefleniyor!

Türkiye’ye tehdit ABD, İsrail ve Yunanistan’dan gelmektedir. ABD Büyükelçisi, artık bütün niyetlerini açıkça söylüyor, “Türkiye’deki ulus devlet bize zarar veriyor, Osmanlı millet sistemine dönün. Bölgede dört ülkede bulunan Kürtler de birleşmeli.” diyor.

Nükleer güç sahibi İsrail’de “Sıradaki hedef Türkiye” sesleri yükseliyor. Yunanistan ise Ege’deki adaları Türkiye’ye karşı silahlandırmaya devam ederken, İsrail satın almak istiyor…                                                    NATO demek hala ABD demek ise, Türkiye’de kurulacak NATO kolordusunun görevi ne olacak? Öyleyse NATO kolordusu adıyla, binlerce Truva atı Türkiye’ye sokulmayacak mı?

Türkiye Büyük Millet Meclisi, 1 Mart tezkeresini reddederek, 60-80 bin Amerikan askerinin Türkiye’ye yerleşmesine engel olmuştu. O tezkereye göre, Mersin, İskenderun, Trabzon ve Samsun limanları ile yurt çapında birçok askeri havaalanı ve Mersin’den Hakkâri’ye uzanan topraklar, ABD ordusunun kullanımına verilecekti. ABD, bölgede dokuz üs kurmak için araziler kiralamıştı. Türkiye; Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn gibi ABD işgali altına girecekti.Ancak milli irade refleks kalkanıyla önlendi…

ABD ordusu, son İran saldırısını Türkiye üzerinden de yapabilecekti. Zaten, dönemin ABD Başkanı George W. Bush, Türkiye için “cephe ülkesi olduğu ve Irak’a yönelik saldırı için de “Bu bir Haçlı Seferidir.” demişti.Bunu o zaman başaramadılar, şimdi başarmak için dört İncil’i temsil eden NATO yıldızının Türkiye topraklarında egemenliğini istiyorlar! 

Yaşananlar; Yapılan Anlaşmalara mı Dayanıyor!

Abdullah Gül 2003 yılında Amerika ile gizli bir anlaşmaya imza attı. İki sayfalık dokuz maddelik gizli anlaşmanın ayrıntıları24 Mayıs 2003 tarihinde Vatan gazetesinde açıklanmıştı. Günümüzle ilgili olanların bazıları;

1.Türk askeri Irak’ın kuzeyinden çekilecek. Türk Silahlı kuvvetlerine bağlı birlikler 3-4 ay içerisinde Irak’ın kuzeyindeki topraklardan aşamalı olarak geri çekilecektir.  2.Türkiye sınır harekatlarına son verecek, askerî harekât için Amerika’dan izin alınacak. 3.Amerika’nın İran ve Ortadoğu harekâtlarına aktif destek ve katılım sağlanacak.4. Irak’ın kuzeyinde kurulan Kürdistan kukla devlet Türkiye tarafından resmen tanınacak. 6. PKK yasallaştırılacak ve geniş kapsamlı af çıkarılacak. 7. Güneydoğu belediyelerine özerklik verilerek federasyona geçirecek.

Yine 2001 yılında daha AKP kurulmadan, ABD’den gönderilen gizli belgede küreselleşmenin, “yerel yönetimlere otonomi vermek ve milli hükümetin fonksiyonlarını yerel düzeyde merkezi olmaktan çıkarmak” anlamına geldiği ve bu modeli uygulama sözü verilmesi halinde AKP’nin destekleneceği bildirilmişti. Peki projenin asıl sahibi,“Osmanlı millet sistemine dönün” diyen ABD’ değil midir?..

Fakat aslında onlar, Türkiye merkezli, Yeni Osmanlı devleti istemiyor. Ne istediklerini,ABD’deki tarihi belgeyi, emekli amiral İlker Güven bulmuş ve Türk kamuoyuna açıklamıştı.Amerikan 54. dönem Kongresi’nin 31 Ocak 1896 tarihli gizli kararında özetle, Osmanlı devleti, Hıristiyan eyaletler olarak kabul edilerek, ABD’nin atayacağı, ABD vatandaşı bir temsilci vasıtası ile yönetilecekti. Osmanlı İmparatorluğu’nun mevcut bölgeleri, sınırlarla ayrılacak, bu bölgeler, Hıristiyan eyaletleri kabul edilip, Hıristiyan gücünün Türkiye Birleşik Devletleri adında toplanması sağlanacaktı.Türkiye Birleşik Devletlerinin sınırlarının içinde oluşacak, Ermeni devletine bütün müttefikler askeri yardım yapacaktı.

Atatürk, cumhuriyetin ilanı ile birlikte işte bu projeyi rafa kaldırdı. ABD, Atatürk’ten sonra bu projeye zemin oluşturacak taleplerini bütün hükümetlere dayattı ama umduğunu bulamadı. “Terörsüz Türkiye” projesinin en önemli önermesi nedir? “Türk-Arap-Kürt İttifakı” değil mi?Pervin Buldan, bunun yolunu açıkladı:”Kürtler Suriye’de ‘statü’ elde etti. Şimdi sıra Türkiye’de…”Peki projenin asıl sahibi kim? “Osmanlı millet sistemine dönün” diyen ABD’dir.  ABD, Siyonistlerle birlikte yaptığı zulüm ve sömürüyle birlikte, bir taraftan dünyadaki dost, müttefik ve yandaşlarını da kaybetmeye başlarken, yavaş yavaş da yalnızlığa gidiyor…

NATO ve Gladyo!

Soğuk Savaş döneminde, NATO ve CIA tarafından, Sovyetler Birliği’nin Batı Avrupa’yı işgal etmesi ihtimaline karşı “cephe gerisi direniş” amacıyla kurulan, ancak zamanla devletlerin içine sızarak komünizmle mücadele adı altında suikast, provokasyon ve toplumsal olaylara karışan yasa dışı kontrgerilla yapılanmasıdır.NATO üyesi ülkelerde, genellikle CIA ve MI6 tarafından desteklenen yerel istihbarat teşkilatları ve paramiliter gruplar, Gladio’nun ana taşıyıcıları olmuştur. Bu yapılar, sadece dış tehditlere karşı değil, aynı zamanda iç politikada “istenmeyen unsurları” bastırmak, toplumsal hareketleri kontrol altına almak ve gerektiğinde hükümetleri devirmek gibi görevler üstlenmiştir. Gladio’nun operasyonları, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde terör eylemleri, faili meçhul cinayetler ve anti-komünist faaliyetlerle ilişkilendirilmiştir. (Wikipedia)

NATO ile Türkiye ilişkilerinde, iç siyasi ve askeri dinamiklerinde, Amerikan etkisi derinleştiği görülmüştür. Bu yapılanmalar, Türk milletinin kendi iradesiyle şekillendirdiği siyasi düzene ve sosyal yapıya zaman zaman müdahale eden unsurlar haline geldi. Türk milletine getirdiği zararlar, milli birliğin zayıflamasına ve toplumsal çatışmaların derinleşmesine,milli iradeyi tehdit eden unsurların varlığına zemin hazırladı…NATO bünyesinde Gladyo, Türkiye iç siyasetine de etki ederek, ülkemize zarar vermiştir. Bu kuruluşlar; terör örgütleri, PKK ve FETÖ’nün dolaylı yollarla desteklenmesi, Türkiye’nin milli güvenlik politikalarını hedef alan girişimlerin devam ettiğini göstermektedir.

Hedef Mili Siyaset, Milli İktidar!

Atatürk, “Hangi istiklal vardır ki, yabancıların nasihatleriyle, yabancıların planlarıyla yükselebilsin? Tarih böyle bir olay kaydetmemiştir. Temel ilke, Türk milletinin, haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır”

Türk milleti, tarih boyunca pek çok zorlukla karşılaşmış, varlığına ve bağımsızlığına kasteden iç ve dış tehditlere rağmen ayakta kalmayı başarmıştır. Ancak bilinmeli ki, bu büyük milletin karşısındaki düşman, her zaman açık oynamaz. Bazen sinsi bir planın parçası olarak içeriden, dost görünümlü bir maskeyle milli iradeyi hedef alır. Toplum içinde kutuplaşmayı artırmaya ve Türk milletinin kendi kaderini tayin etme iradesini kırmaya çalışır. Fakat unutulmamalıdır ki, bu milletin binlerce yıllık devlet geleneği, bu tür oyunları boşa çıkaracak irade ve güce sahiptir. Türk milleti, tarih boyunca olduğu gibi, bugün de milli dayanışma ruhuyla, bu tür girişimlere karşı koymayı başaracaktır!..

Rahmetli Bilge Lider Edibali, “Türkiye’nin Avrupa’nın gölgesinde değil; kendi medeniyetinin merkezinde durarak dünya ile ilişki kurmalıdır” ilkesini savunmuştur.Milli güvenliğimiz için NATO ya yaslanmak zorunda değiliz. Batının tarihsel komplekslerine de mahkûm değiliz.Türkiyene batının ne Amerika’nın gölgesinde yürümek ne de Doğu’nun romantizmine kapılmak zorunda değildir. Türkiye; bin yıllık devlet geleneği, medeniyet birikimi ve jeopolitik konumuyla kendi eksenini inşa etmek, milli refleksini ve potansiyelini harekete geçirmek durumunda olan bir ülke olmak zorundadır…

Türkiye başkalarının gölgesinde yürüyen değil, kendi kutlu, evrensel barış medeniyetinin yol bulacağı, Muhteşem Türkiye yolunda yürümelidir! Türkiye’nin, bölgesinde etkin barış kurucu olması için, Atatürk’ün kurduğu “Sadabat Paktı” gibiTürkiye, İran, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan ve diğer Türk devletlerini de içerisine alan yeni bir pakt kurulması halinde, yepyeni bir evrensel barış ve medeniyet örneğinin, büyük bölgesel dünya gücünün ortaya çıktığı görülecektir. Bu güç, bilimsel potansiyelini ve büyük zenginliklerini birleştirdiği zamanbilimsel, teknolojik ve sanayinde çok kısa süre içerisinde bir dünya gücü haline geleceği bir gerçektir.

Türkiye, içte birliği, barışı veadaletisağlayarak demokrasimizin; gerçekten sürekli, yaygın, gerçek bir demokrasi haline getirilmesini sağlamalıdır. Bu yeni gelişmeler ışığında,görevini yapabilmesi için, milli iradenin ve derin millet aklının devreye girmesi, siyaset ve devlet ilişkilerinin “Muhteşem Türkiye” hedefleri doğrultusunda şekillenmesinin,Türkiye’nin, barışın, büyüme ve gelişmenin önünü açacaktır…

You may also like

Yorum Bırakın

Hakkımızda

İlimle, hikmetle, akılla, tarihten ders alarak ve tüm insanlığı Uyanışa davet ediyoruz.
UYANIŞ, asırlardır darbelenen inleyen milletin derdine dil olmak için yola çıkan millet evlatlarının sesidir.

Are you sure want to unlock this post?
Unlock left : 0
Are you sure want to cancel subscription?
-
00:00
00:00
Update Required Flash plugin
-
00:00
00:00