Vatikan devletinin başkanı ve Hıristiyan Katoliklerin Ruhani Lideri Papa 14. Leo 27 Kasım 2025 günü Türkiye ziyaretini gerçekleştirmiştir. Papa’nın Türkiye ziyareti Hristiyan dünyasının ruhani lideri olarak mı, yoksa Vatikan devlet başkanı sıfatı ile mi gerçekleşiyor? Normalde bir papa ziyareti düşünülünce akla ilk gelen bir dini ziyaret olması gerekir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD ziyareti dönüşünde bu işin gerçekleştiğine bakılırsa, Papa ziyareti, ABD temaslarının meyveleri olduğu düşüncesi ağırlık kazanıyor.
Papa cumhurbaşkanının davetlisi olarak Türkiye’ye gelmiştir. Papanın ziyaret programına bakılacak olursa devlet protokolü ön planda görünüyor. Ama ruhani lider sıfatı ile de çok önemli temaslar yaptığı göz önüne alınırsa, ziyaretin arkasında önemli gelişmeler olduğu görülmektedir. Bu durumda devlet protokolü ile dini törenlerin birbirine karıştığı ziyaret programında, laik Türkiye Cumhuriyeti’nin politik temaslarının dini ritüellere karışmasından rahatsız olabileceklerin yadırganmaması gerekiyor. Papanın temaslarında Vatikan devletinin protokolü mü, yoksa Katolik Hıristiyanlığının ruhani temasları mı ağırlığını koymuştur?
Ziyaretin ana hatlarına bakıldığında işin ruhani tarafı daha ağır basmaktadır. Papalık 1.3 milyar Katolik Hristiyan’ın sadece ruhani merkezi değil, aynı zamanda bir devlettir. Uluslararası hukukta tanınan bayrağı ve toprağı olan egemen bir devlet.
Papa Leo, bir ülkeyi ziyarete geldiği vakit, uçağının merdivenlerinden inerken iki şapka kullanıyor. Birisi devlet başkanı şapkası, diğeri ise uluslar arası dini lider.
İznik deyince 1700 yıllık tarihten bahsediyoruz. Bu bir eskilerin masalı değil tarihi antik kalıntılardan bahsediyoruz. İznik’in antik çağ adı nedir? Miladi yılların başlangıcındaki İznik kentinin adı “Nicaea” dır. Bu isim kelimenin tam manası ile Hıristiyanlık dünyasının geçmişini anlatan anıtsal bir öneme sahiptir. Nicaea, yani İznik herhangi bir şehir değil, Hıristiyanlığın kaderinin yazıldığı bir kutsal(!) şehir. Şu tarihlere bir bakalım. MS 325 ve 787 yılları. Nicaea’da ortak bir gündemin yer aldığı iki büyük toplantı yapılmıştır. Bu toplantılardan günümüze aktarılan Hristiyanlık dünyasını arkasından sürükleyen olay neydi? Milyonlarca Hristiyan’ın inancını ifade eden “Nicaea amentüsü” bu toplantılarda ilan edilerek papalığın ekümenlik kararı alınmıştır. “Tek Tanrıya, baba tanrıya iman” sözleri ilk defa Nicaea’nın tarihi atmosferinde yankılanmıştır. İşte inanç ile mekân arasındaki kopmasını istemedikleri bağ bundan ibarettir. Durum böyle oluca bir Papa’nın kilometrelerce öteden gelip İznik’e gitmesi sıradan bir turistik ziyaret olmaktan çıkıyor. Bu olay 1700 yıllık maziye gönderilmiş selam gibi, uykudaki tarihi yeniden uyandırmaya çalışan, bugünün gündemine taşımaya çalışan, tarihi emperyalist düzenlerin yansıması olan güçlü bir sembolden bahsediyoruz. Hristiyan dünyasının Katolik ve Ortodokslar ayrılmadan önceki birlik ve beraberliğe dönme çağrısı anlamına gelen, aralarındaki anlaşmazlığı ve kavgayı bitiren İznik Konsilini hatırlatarak mesaj vermektedirler. Hıristiyanlık dünyasının doğup yaşadığı bu topraklara gelerek geçmişe saygı duruşu yapıp selamlaması dindaşlarına çağrı niteliği taşımaktadır.
DİNİ MESAJ MI, POLİTİK MESAJ MI?
Türkiye’ye yönelik mesajları ise, “sizin topraklarınız, bizim inancımızın temel taşlarının döşendiği yerdir. Bu ortak tarihi yerler bizi birbirimize bağlıyor.” Diyerek kilise düzenindeki politik mesajları veriyor.
Papa ziyaretinin iki büyük katmandan oluşan olaylar nasıl şekilleniyor? Olayın bir yüzünde bütün dünyada milyarlarca insanı ilgilendiren dini bir anlam, diğer yanında ise oldukça zeki bir şekilde kurgulanmış siyasi ve emperyalist bir hamleden bahsediyoruz. Bu iki boyut birbiri içinde yumak olmuştur, ayrı düşünülmesi mümkün değildir. Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilişkilerinin gergin olduğu bir dönemde özellikle batı dünyasının en önemli sembolik figürlerinden birini ağırlamak “biz batıdan kopmuyoruz, diyaloga açığız” demenin bir göstergesi olabilir.
NEDEN İZNİK?
İznik tarihi Roma imparatorluğu ile başlayıp, Bizans, Selçuklu, Osmanlı medeniyetlerinin beşiği olmuş. Şehrin etrafı beş kilometrelik surlarla çevrilmiş. Tarihi kaleleri olan bir yapıya sahiptir.
Papa ziyaretinin önemli adımlarından biri, tarihi İznik kentinde, Ortodoks Rum Patriği Bartholomeos’un da katıldığı bir ayin düzenlenmesi olmuştur. Papalık için İznik neden bu kadar önemli bir yerdir?
İznik’i Vatikan nezdinde önemli kılan etki, onun Hristiyanlık tarihindeki anayasal fonksiyonudur. Hristiyanlığın günümüzdeki amentüsünün yazıldığı İznik’i ziyaret etmek “köklerimizi unutmadık her şeyimizin başladığı yerdeki alınan kararlara sadığız” denmek isteniyor. İznik ziyareti Papanın siyasi bir programı değil, dini bir merasimidir. Böyle dini bir merasim ile Papa Hıristiyan dünyasına bir mesaj gönderiyor. Tarihi kalıntıların bulunduğu bir yeri ziyaret ederek Katolik ve Ortodoks papalarının vaftiz ettiği, bundan sonra ekümenlik merkezi olarak Hıristiyanların hac yeri ilan edilmiştir.
Nicaea’da Roma İmparatoru I. Konstantinos’un çağrısı üzerine 14 Haziran 325 tarihinde gerçekleşen ve tüm Hıristiyan piskoposlarının katılımı ile toplandığı tarihi İznik ekümenlik Konsili toplantısı dikkatimizi çekmektedir. Bu toplantının 2025 yılında 1700’üncü yıl dönümü kutlaması gerçekleşmiş oluyor. Aslında İznik Konsilinin 1600’üncü yıl dönümü olan 1925 yılında da papalığın toplanma isteğine o gün ki devlet yetkililerince izin verilmemiş. Şehit kanıyla sulanmış bu toprakları, papazların kirli ve abdestsiz ayakları ile tepelemelerine izin verilmemelidir.
DÖRT İNCİL KABUL EDİLDİ
Üçüncü asırlarda Hristiyanlıkta tek bir kilise yönetimi ve tek bir ruhani lider vardı. Ama Hristiyanlar arasında, dini inanışlarında farklılıklar vardı. MS ikinci yüzyıla girene kadar yazılan İnciller toplanmıştı. 104 İncil arasından dört tanesi konsil kararı ile kabul edildi. Kabul edilen İnciller; Matta, Markos, Luka, Yuhanna’ dır. Bunların her birine “İncil” denmektedir. İsa hiçbir zaman kitap yazmamıştır. Her din adamı rahip kendine göre İncil yazmış ve dört İncil dışındaki nüshalar konsil kararı ile yakılıp yasaklanmıştır. Nicaea’da yapılan ilk konsilde rahip Arius “İsa Mesih tanrının oğlu, ancak tanrı olmadığı” fikri tartışıldı. Toplantıda Arius’un görüşü kabul edilmedi ve Arius aforoz edildi. Hıristiyanlığın amentüsü denen fikir “İsa Tanrı’nın oğlu, tanrıdan olma ve tanrının kendisidir” fikri kabul edildi.
Burada 1700 yıl önce yapılan toplantıda Hristiyanlar arasındaki “İsa tanrının oğludur ve tanrının kendisidir” hükmüne karar veren konsilin yıl dönümü kutlanıyor. Hz. İsa’nın tebliğ ettiği gerçek hanif dini bozulmuş, her önüne gelen psikoposlar bir İncil yazmaya başlamış ve dünyada 104 adet İncil olduğu tespit edilmiş. Bu kitaplarda İsa’ın insani özellikleri mi yoksa ilahi özellikleri mi konusu tartışılmakta idi. Hristiyanlığın Konsil toplantısında “İsa Mesih, Tanrıdan Tanrıdır, Işıktan Işıktır, Gerçek Tanrıdan Gerçek Tanrıdır. Yaratılmamıştır, baba ile aynı özdendir” kararı verildi. Böylece Arius’un görüşü kabul edilmedi. Hıristiyanlığın inanç bildirgesi olarak tarihe geçen kararda “İsa Mesih Tanrının oğlu Tanrı” görüşü ile Hıristiyanlığın ortak inanç temeli oluşturuldu.
Bu tarihi gerçekleri düşünerek mi Papa ziyaretini yapıyor? Yoksa bu düşünce bizim kurguladığımız bir yorum şekli midir? Hiç şüphesiz ki Papa söylediğimiz bu tarihi gerçeklerden hareket etmektedir. Bu kutlama ile papa ne diyor? “Ey Hristiyanlar bakın, ben buradayım. Siz yalnız değilsiniz” demek istiyor. Pekiyi, bütün bu çalışmalara, Türkiye Cumhuriyeti yetkilileri ne diyor? Senin vatan toprakları üzerinde sadece kalıntıları bulunabilmiş, ölmüş bir ilkçağ kalıntılarından hareketle, ölüyü diriltme hamlesi olarak atılan bu adımlara “dur” diye bilecek biri var mı? 1700 yıldır bu topraklarda hüküm süren devletlerin hiç birisi bu ölüyü diriltme hamlesine izin vermedikleri halde 20.ci yüzyılda bu papa ziyaretini neden kabul ettiniz? Köklerini tarihin derinliklerinde bulan Vatikan diplomasisine kendi vatanında rahat hareket imkânı tanımakla bu vatana ne gibi hizmette bulunmuş oluyorsunuz? Yapılan ayin töreninde Ortodoks ve Katoliklerin barış adımlarını yeniden atarak “dinler arası diyalog” çağrısına kapı araladıklarını görmüyor musunuz? “Terörsüz Türkiye” derken kilise şövalyelerinden oluşacak yeni bir terör kapısının aralanma ihtimalini göz ardı etmek nasıl mümkündür?
