Ev 21. Sayı Türkiye Derhal Parlamenter Sistemi Tartışmalıdır

Türkiye Derhal Parlamenter Sistemi Tartışmalıdır

Tarafından Mustafa GÖKTEKİN

Ülkemizin büyük devlet, güçlü devlet, itibarlı ve bağımsız bir devlet, hür ve müreffeh bir millet olması için derhal ve acilen yapılan yanlıştan dönmeli ve kuvvetler ayrılığı prensibine dayalı Parlamenter Sistemi konuşmaya geçmelidir.

600 Milletvekili ve Torba Kanunlar…

Ülkemizde işlevsiz hale gelen 600 milletvekilli Meclis (Parlamento) milletin sırtına yük olmaya başlamıştır.  Parlemento, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde, birbiri ile ilgisiz maddelerin birlikte oylandığı, yeteri kadar tartışılamadığı torba kanun tekliflerini tasdik makamı durumuna düştüğü için çoğu illerin milletvekilleri, meclisten parmak kaldırarak geçirdikleri kanunların ne olduğunu bile bilmedikleri gibi; seçmenleri de çoğunlukla onları tanımıyor. Bu yüzden tanınan milletvekillerinin sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor.

Kurumlar ne yazık ki kurumsal yapısını kaybetmiş, kuvvetler ayrılığı prensibi ortadan kaldırıldığı için denetim mekanizması kaybolmuş ve kurumlar yazık ki, işlevsiz hale gelmiştir. Eskiden Hükümet veya iktidar partisinin, muhalefetin ve vekillerinin hazırladığı kanun teklifleri öncelikle meclise gelir, komisyonlarda tartışılır neticeye bağlanır, oradan meclise gelir konuşulur tartışılır milletvekillerinin hür iradesi ile oylanır sonrasında Cumhurbaşkanı’na giderdi. Cumhurbaşkanı imzalar veya reddederse gerekçesi ile meclise geri gönderirdi. Yani Meclis hükümetin noteri değildi. Cumhurbaşkanı onaylasa bile muhalefet Anayasa Mahkemesine gider hukuka uygun değilse oradan geri dönerdi. Şimdi ise Cumhurbaşkanından gelen kanunlar mecliste onaylanıp yeniden Cumhurbaşkanına dönüyor.

Devlet saati…

Devlet saati, birçok mekanizmadan meydana gelen, kurumların uyumlu bir şekilde çalıştığı bütün bir sistemdi. Sonrasında bir gün Sayın Erdoğan ve partisi, başkanlık sisteminin, sözüm ona faziletlerinden bahsetmeye başladı. Bürokrasinin devletin işleyişini ağırlaştırdığını, hareket kabiliyetini azalttığını, ülkenin yükselip güçlenmek için bu bürokrasi kösteğinden kurtulmak gerektiğini anlattılar. Bu sırada devletin denetim mekanizmasını oluşturan kurumları ile kavgaya başladılar. Anayasa mahkemesinden tutun yargının bütün kurumlarının işleyişine, ekonominin kontrolü için merkez bankası başkanlarının sıkça değiştirmeye, ekonomiden sorumlu bakanları görevden alarak yenilerini atamaya başladılar.

Her Zaman Aynı Bahçeli!

Muhalefet başkanlık sisteminin getirilmesine ölümüne karşıyken, en çok karşı çıkan MHP ve Genel Başkanı Devlet Bahçeli iken ve Sayın Erdoğan’ı yerden yere çalarken; Bahçeli, her zamanki yaptığını yaptı. Tıpkı bu günlerde Abdullah Öcalan’ın huzur hakkını konuştuğumuz ve heyetlerin İmralı, partiler ve Erdoğan ve Barzani arasında mekik dokudukları gibi; “Getirin başkanlık sistemini konuşalım” deyiverdi. Ülkenin gündemi değişti ve ülke tarifi zor, sorgulanamaz bir başkanlık sistemine, yani tek adam rejimine geçiverdi. Zaten ne oldu ise ondan sonra oldu. AKP iktidara geldiği günden itibaren devletin kurumları ile oynamaya başladı ve üzerinde değişiklik yapmadık devlet kurumu bırakmadı. Sayıştay, Danıştay, Parlamento, yargı, Merkez Bankası ve devletin ne kadar kurumu varsa ordu dâhil hepsinin işlevini değiştirdiler. İşlerine gelmeyen kurumları yok saydılar. Sonrasında ise devletin işleyişi iç siyasette ve dış siyasette tökezlemeye başladı. Ekonomi elde avuçta ne varsa tüketildi. Hatta Merkez Bankasının ihtiyat akçelerini bile bütçeye aktardılar. Merkez Bankası rezervleri eksilere düştü. Halk fakirleşti, yargı siyasallaştığı için vatandaş yargıya olan güveni yitirdi. Kanunlar muhalefete işlerken iktidar ve yandaşlarına işlememeye başladı. İktidarın icraatlarının içinde cezaevleri yapmak ön sıralara taşındı.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi İçselleşti mi?

Yıllar içinde, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine karşı olan muhalefet, anlaşılan o ki, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini içselleştirmiş görünüyor. Sorunların sebebinin bu çarpık ve sorgulanamaz; demokrasiden uzak ve tek adamın her şeye hâkimi olduğu bir sistem olduğu unutulmuş görünüyor. Hâlbuki bu sistem içinde Cumhurbaşkanının her şeyin hâkimi olduğu yetmezmiş gibi Cumhurbaşkanı’nın eşi ve çocukları da kraliçe ve şehzadeler gibi devlete katılmaya, müdahale etmeye başladılar. İktidar partisinin tek adamın hâkimiyetinde ve işlevsiz olması, her şeyin sahibinin Cumhurbaşkanı ve yakınlarının olması, düzenin bozulması, devlet mekanizmasının işleyişini de bozdu ve düzgün işleyen ne varsa hata vermeye başladı ve rahatsızlık verdi. Tıpkı ekonominin bozulup vatandaşların zorluk yaşaması gibi! Ekonominin ve devletin işleyişinin kısa zamanda eskiyi aratır duruma gelmesi; demokrasinin ve kuvvet ayrılığının ne kadar kıymetli olduğunu aklı erenlere yapılması gerekenleri hatırlattı. Ana muhalefet ile diğer partiler parlamenter sisteme geçilmesi gerektiğini söyleseler de bu söylemlerini kısa zamanda unuttular. Bu günlerde ne yapılan ne konuşulan konuların içinde Parlamenter sistem konuşulmuyor. Mecliste temsil dilen muhalefet partilerinin yegâne derdi seçilecek Cumhurbaşkanı meselesinden ibaret görünüyor. Ne halkın çektiği yokluk ve yoksulluk ne demokrasinin ve hukukun olmayışı, ne yargının siyasallaşması gündemimizde değil.

Gündemi Hep İktidar Belirliyor

Ülkenin gündemini belirleyen iktidar olunca, ana muhalefet ve diğer muhalefet partileri gündeme ne getirilirse onu konuşmaya, tartışmaya başladıkları için ülkenin gerçek gündemi; ekonomi, iç ve dış siyaset, yargı ve sair sorunlar pas geçilmeye başlandı. İktidar ise vatandaşa verdiği sözleri yerine getirmediği ve her şeyin sorumlusunun ya dış güçler ve onun emrindeki muhalefet olduğu savı ile halkı olayların dışında tutmaya devam etti. Enteresan olan ise Cumhurbaşkanı dün söylediğini, bu gün veya ertesi gün tersini söylediği halde kimseler bunu tartışmadı. Azatsız taraftarlar her durumda alkışlamaya devam etti.  İşin garbi ise iktidar son zamanlara kadar tek kale maç yapar gibi ülkeyi idare etti. Hiçbir iç ve dış meseleyi muhalefetle paylaşmadı. Muhalefet dış kapının mandalı gibi kaldığı halde; kalenin dışından sahaya girmeden konuşmaya devam etti. Bundan kimsede yeteri kadar rahatsız olmadı. Hatta Sayın Erdoğan’ın bazen kendileri ile görüşmesini büyük lütuf saydılar.

Yanlış Ata Oynamak ve Cambaza Bak!

14 Mayıs2023 genel seçimlerinden yıllar, aylar önce Sayın Erdoğan, Muhalefeti “Cumhurbaşkanı adayınızı açıklayın.” diye zorladığı halde adayını açıklamayan ana muhalefet partisi, ne hikmettir bilinmez bu kez adayını seçime yıllar kala açıkladı. İktidar ise açıklanan adayı türlü gerekçelerle tutuklayıp cezaevine koydu. Bunun üzerine ekonomik ve kültürel sıkıntılardan bunalan halk sokaklara döküldü. Sokaklara çıkan ve muhalefetin yanında yer alan iktidarın acı gücü ile karşı karşıya geldiler. İktidar devlet güçlerini kullanarak insanları, gençleri tutuklayıp cezaevlerine gönderdi. Elbette, yapılan bu icraatların neticesini gerek muhalefet ve gerekse iktidar seçimlerde görecekler. Hayal âleminde olanlar gerçekle yüzleşecekler. Bütün bu sorunların sebebinin demokrasinin ve hukukun yokluğu sebebiyle olduğunu kimse ortaya koymuyor. Adaletin herkese gerekli olduğu kimsenin aklına gelmiyor. Muhalefet ve basın hala iktidarın kendilerine gösterdiği gündemleri konuşmaya devam ediyor. Tabi olarak bu gündemler sadece İktidar partisinin veya Cumhurbaşkanı’nın gösterdiği gündemler değil, beynelmilel güçlerin bölgesel olayların saklanmasında, örtülmesinde kullandıkları gündemlerde var. Biz yapay gündemleri konuşurken toplum mühendisliği yapanların bizi cambaza baktırdığını görmüyoruz.

“Mış” Gibi Yapmak Değil; Acil Parlamenter Sistem…

Ülkemizde, çevremizde örneğinin bolca bulunduğu, tek adam rejimlerinin olduğu gibi ülkemizde demokrasi, parlamenter sistem “mış” gibi yapılarak ülkenin kaderini uçurumun başına getirmiş bulunuyor. Gerek iktidar ve gerekse muhalefet partileri derhal ve en kısa zamanda ülkenin ıslah edilmiş, geliştirilmiş, kuvvetler ayrılığını esas alan parlamenter sistemi gündeme getirmeli ve konuşmalıdır.  Üzülerek söylemek gerekir ki, iktidar partisi ve onun bağlısı partiler kendilerini iktidara mahkûm hissetseler de ana muhalefet partisi ve diğer muhalefet partileri acilen; vatandaşa sorunların çözümünün demokrasiye ve geliştirilmiş Parlamenter sisteme geçiş olduğunu görmelidir. Muhalefet yapılacak seçimin parlamenter sisteme geçiş seçimi olacağını ve kuvvet ayrılığının esas alınacağını, devlet kurumlarının bir saatin işleyişi gibi düzenli çalıştırılacağını, adaletin, hukukun, demokrasinin devlet ve millet hayatında hâkim hale getirileceğini, herkesin hakkının bihakkın verileceğini beyan edecekler.  Bunun için planlarını, projelerini ortaya koymaları, söz vermeleri gerekir ki, vatandaşlar kendilerine itibar etsin ve itimat etsinler.

Islah Edilmiş, Geliştirilmiş Parlamenter Sistem

Ülkemiz en kısa zamanda ıslah edilmiş, geliştirilmiş parlamenter sisteme geçmek yerine Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi devam ederse; kim gelirse gelsin, kim cumhurbaşkanı olursa olsun ülkenin kaderi değişmez, değiştirilemez. Vatandaşa tek adam rejimini vadedenler mevcut sonuçtan başkasını vaat etmiş olmazlar. Kontrolsüz güç, güç değildir ve hata yapma riskinin çok olduğu herkes tarafından bilinir. Denetimsiz tek adam rejimi ve tek adamın her şeye, herkese hâkim olması ancak despot bir rejimi halka vaat eder. Ülkemizin büyük devlet, güçlü devlet, itibarlı ve bağımsız bir devlet, hür ve müreffeh bir milletolması için derhal ve acilen yapılan yanlıştan dönmeli ve kuvvetler ayrılığı prensibine dayalı Parlamenter Sistemi konuşmaya geçmelidir. Partiler bunu vatandaşa vaat etmelidir. Ülkenin gündemi ne Apo isimli katilin affı ne yandaşlarının serbest bırakılması, nede birilerini iktidarda tutmak için seçim oyunları değildir. Milletimiz ülkemizi bölmek isteyenlerce kuşatıldığını görmeli, ülkenin Irak benzeri özerk bir bölgenin İsrail ve ABD ile paslaşarak kurulduğunu görmemiz gerekir. Türkiye bölgede Irak’taki 32. paralel benzeri bir dayatmayı ret etmeli ve gereğini yapmalıdır. Suriye’de olanlardan dışlanmış olduğumuz açık olduğu halde, şehit edilen insanlarımızın hesabı sorularak Suriye’nin en büyük ikinci halkını oluşturan Türkmenlerin yönetimde bulunmasının temini esas olmalıdır. Samimi ve ülkeyi sevmek, milletimizi sevmek onun lehine olan icraatları yapmakla olur.

You may also like

Yorum Bırakın

Hakkımızda

İlimle, hikmetle, akılla, tarihten ders alarak ve tüm insanlığı Uyanışa davet ediyoruz.
UYANIŞ, asırlardır darbelenen inleyen milletin derdine dil olmak için yola çıkan millet evlatlarının sesidir.

Are you sure want to unlock this post?
Unlock left : 0
Are you sure want to cancel subscription?
-
00:00
00:00
Update Required Flash plugin
-
00:00
00:00