“… Ülkemizde ell bin insanımızın ölümüne sebep olmuş, bebek katili, beşikte yatan sabilerin, evinde yavrusu bekleyen şehit Mehmetçiklerin kanı elinde olan bir terörist başının sanki bir şey olmamış ve ülkenin bekası için çok elzemmiş gibi affedilmesnin konuşulması ve Meclise taşınması, Gazi Mecliste konuşturulması kimin haddinedir? Bunun bırakın gerçekleşmesi konuşulması bile şehitlere ve bu millete ihanettir.”
MHP’nin Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında; terörist başı Abdullah Öcalan’ın terörün bitirildiğini ilan etmesini, TBMM meclisine gelerek; DEM Partinin kürsüsünden PKK’nın lağvedildiğini ilan etmesini istedi. PKK’lıların silahlarını bırakarak teslim olmalarını, devletin vereceği cezaya razı olmalarını, bunların olması halinde Öcalan’ın “tecrit”inin kaldırılacağını ve “Umut Hakkı” için mecliste gerekli tedbirlerin alınacağını açıkladı.
Ardından atılan şuta katılan DEM Parti’nin Eş Başkanı Tülay Hatimoğulları ve Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Öcalan’ın tecridinin kaldırılmasını istediklerini beyanla “Umut Hakkı”nı istediklerini beyan ettiler. ÜstelikTerörün bitirilmesi gerektiğinden ve PKK’nin dağıtılmasından bahsetmeden tek dertlerinin kendi tespit ettikleri hedefleri olduğunu ilan edercesine! Üstelik sorunun terör sorunu değil “Kürt Sorunu” olduğunun üzerine basarak ifade ettiler.
Garip İlişkiler, Garip Açıklamalar Ağı
Bu günlerde iktidar yanlılarına ve ana muhalefete ortak bir şeyler oluyor. Birkaç gün öncesinden Doğu ve Güneydoğu turuna çıkacağını beyan eden CHP Genel Başkanı Özgür Özel, geziden önce HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş’ı ziyaret etti. Üç saat ne konuştular bilinmez, fakat Selahattin Demirtaş, görüşmeden sonra çözüm için adresin TBMM olduğunu ilan etti. Daha Özgür Özel geziye çıkmadan olanlar oldu ve MHP Genel Başkanı Pandora’nın kutusunu açtı, yer yerinden oynadı.
Bu arada ana muhalefet lideri Özel; yapılan işlerin Cumhurbaşkanı Erdoğan’a alan açmak olarak anlaşıldığını ve gelen kokuların kötü olduğundan bahsetti. Elbette tarih bilmezseniz ve geçmişte yaşanan olayları hatırlamazsanız böyle düşünür, bu anlama gelecek sözler söylersiniz.
Erdoğan; “Tarihi fırsattan” ve “çözümün kişisel hesaplara kurban edilmemesi” gerektiğinden bahsediyor. Yani “Sayın Bahçeli’ye hay ağzını seveyim, ne güzel konuştun” demiyor lakin olayları tarihi fırsat olarak değerlendiriyor.
Merhum Türkeş vefatından sonra genel başkan olan Devlet Bahçeli uzun yıllardır MHP’nin başında ve partisinin kaybetmesini bile göze alarak çıkışlar yapıyor ve bazen de meclis dışında kalarak bu çıkışların bedelini ödüyor. Fakat ülkede devam eden düzeni Cumhuriyet tarihi boyunca görülmemiş şekilde ters yüz ederek, ülkemizin ve milletimizin ezberlerini bozarak işleyişi değiştiriyor.
Arka Planında Ne Var?
İşin ilginç olan yanı ise uzun zamandır ülkenin gerçek gündemlerinin göz ardı edilerek, “Yeni anayasa” tartışmaları, Anayasanın değiştirilemez maddelerinin tartışılması ve Türkiye’nin İsrail tarafından tehdit edildiği gündeme taşınıyor. Ülke gerçeklerine dair dişe dokunur görünen tedbir alınmaz ve politika geliştirilmezken, Öcalan’ın affedilmesi gündeme bomba gibi düşüyor. Asıl şaşırtıcı olan da gündeme getiren kişinin PKK’nın en büyük düşmanı sanılan Devlet Bahçeli’nin olması. Şaşkınlığın asıl sebebi de Öcalan’a af meselesinin Devlet Bahçeli tarafından gündemin ortasına bir bomba gibi bırakılması.Dün HDP’nin kapatılması, DEM Partililerin Meclisten çıkarılması için kürsüleri yumruklayan Bahçeli’nin Öcalan için Gazi Meclisin kapılarının açılmasını istemesi ve affedilmesinin önünün açılmasını söylemesi hayrete şayan görülen işlerdendir. Lakin elbette bütün bunların arka planı vardır. Bu plan şimdilik bilinmese de gerçeklerin er geç ortaya çıkma gibi bir huyu vardır.
Bahçeli Bunu Hep Yapıyor…
Bahçeli’yi yakın siyasal tarihimizde yaptıkları ile tanımak ülkemizin kaderi söz konusu olduğu için devlet idaresinde yaptığı şeyleri, gel-gitleri yazmak ve bütün bunları günümüze ışık tutması için birlikte değerlendirmenin önemli olduğunu hatırlatmakta yarar var.
Yıllardan 2002; iktidarda 57. Hükümet, yani Ecevit Hükümeti veya ANASOL-M Hükümeti diye anılan ve DSP, MHP, ANAP ve bağımsızlardan oluşan hükümet var. 28Mayıs 1999-18 Kasım 2002 tarihleri arasında görev yapan bu hükümette Hükümet çalışmaları sırasında Ecevit’in en çok memnun olduğu ortağı Bahçeli idi. İşte bu Bahçeli bir gün, 7Temmuz2002’de kimsenin beklemediği bir anda “Erken seçim yapılmalı ve tarihi de 3 Kasım2002 olmalıdır” diyerek koalisyonu bozuverdi. Hükümet yıkıldı. Bu sırada parçalanan Fazilet Partisinin Erbakan’a bayrak açarak ayrılanlar da yeni bir parti kurma çalışmasına başladılar.
Bahçeli’nin koalisyonu bozmasının ve ABD kulislerinde iktidara geleceği konuşulan yeni kurulacakolanAKPile bir ilgisi var mı bilinmez. Bahçeli’nin koalisyon bozma kararı akabinde yerli ve yabancı basının ve bütün batı dünyanın desteği ile AKP kuruldu ve iktidar oldu. Erdoğan milletvekili bile olmadığı halde Beyaz Saray’da misafir edildi. Bu gelişmelerde Bahçeli’nin payının olma ihtimali hiçte göz ardı edilebilecek gibi görülmüyor. O günlerde basında çıkan haberlerin %63nün AKP ve Erdoğan ile ilgili olduğuna bakılırsa Erdoğan’ın arkasındaki desteği ne kadar güçlü olduğu anlaşılır.
AKP ve Erdoğan ne zaman sıkışsa, muhalefet görünmesine, hatta kürsülerden Öcalan’ın asılması için ip atmasına rağmen Sayın Bahçeli her zaman imdada yetişmiştir. Erdoğan’ın başkanlık sistemini tartıştığı günlerde ağzına geleni söylediği ve şiddetle muhalefet ettiği halde; ortalığın durulduğunu ve olayın kapandığını düşündüğümüz bir zamanda; “Getirin görüşelim” deyiverdi ve Erdoğan’ın dünyada hiçbir örneği olmayan Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi milletin başına sarılıverdi.
Ne yazık ki kuvvetler ayrılığının hâkim olduğu parlamenter sitemin aksayan ve ıslaha muhtaç yerlerini ıslah edip düzeltmek gerekirken; tek adamın hâkim olduğu Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçildi. Ekonomi, içte ve dışta siyaset tepetak ülkenin aleyhine gelişmeye başladı. Ülkede iç barış bozuldu. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin sebebi Bahçeli’dirve bu ucube eser Bahçeli’nin eseridir.
Bahçeli’nin bebek katili “Öcalan’a özgürlük” verilmesi çağrısını yaptığı aynı grup toplantısının satır aralarında “Yeni Doğan Çetesi” ile ilgili değerlendirmesi başka garip tutumunu daha ortaya koydu. Bahçeli,tıpkı bebek katili “terörist başı” gibi ülkenin yeni doğmuş günahsız çocuklarını ölüme terk eden ve bunun üzerinden devleti soyan çetenin sorumluk alanında olmasına rağmen, basiretsiz açıklamalar yapan Sağlık Bakanı’na da arka çıkıyordu. Sağlık Bakanı, yaşanan skandalın ardından “Kasıtları öldürmek değil devletten para koparmak “diyerek, nerede ise katillere acındırma gafleti gösteriyor. Bunun üzerine sağlık bakanının istifasını isteyen Özel’e “Hangi akılla sağlık bakanının istifasını istiyorlar” diye sağlık bakanını savunması sizce de şaşırtıcı değil mi?
Şehitlerin Emanetine Saygısızlık
Bahçeli’nin nihayet kanlı bıçaklı düşman olduğu, yüzlerce sert, net ve kesin beyanlarına rağmen kimden ve nereden kulağına fısıldanmıştır bilinmez beklide fısıldanmamıştır. Folda yok yumurtada yokken Öcalan’ın tecridinin kaldırılmasını, bizim kanunlarımızda olmadığı halde, yasal düzenlemelerin yapılacağını beyan ile “Umut hakkı” verilmesinden bahsetmesi, sanki af edilmiş ve DEM Partiye genel başkan olmuş gibi TBMM’de konuşmak üzere davetini kabul etmek de anlamak da mümkün değil. Öcalan hangi sıfatla gelip DEM partinin meclis gurubunda konuşacak?
Ülkemizde elli bin insanımızın ölümüne sebep olmuş, bebek katili, beşikte yatan sabilerin, evinde yavrusu bekleyen şehit Mehmetçiklerin kanı elinde olan bir terörist başının sanki bir şey olmamış ve ülkenin bekası için çok elzemmiş gibi; affedilmesinin konuşulması ve Meclise taşınması, Gazi Mecliste konuşturulması kimin haddine? Bunun bırakın gerçekleşmesini, konuşulması bile şehitlere ve bu millete ihanettir.
Öcalan’ı her evde şehitleri olan ülke insanının huzuruna, milletin Gazi Meclisine nasıl getirip konuşturacaksınız? Milletin size ne demesini bekliyorsunuz? Kaldı ki ne Öcalan’ın nede işortaklarının doğu ve güneydoğu insanımızın kazanacağı haklarla bir ilgisi yoktur. Öcalan ve çetesinin bir tek derdi var bu ülkenin bölünüp parçalanması.
BOP Tıkır, Tıkır İşliyor
BOP tıkır, tıkır işliyor, çünkü görevli herkes vazifesini hakkıyla(!) yapıyor. Etrafımızdaki Müslüman devletlerin sınırları, Müslümanların kanları pahasına değiştiriliyor. İsrailinişgali katliamlarıdevam ederken ve PKK’nınsa kimin taşeronu olduğu da bilinirken beyler, hangi çözümden ve hangi tarihi fırsattan bahsediyorsunuz. Bu açıklamaları yapanlar hangi akla ve kime hizmet ediyorlar dersiniz? Görünen o ki; yakın zamanda ABD ve yandaşları İsrail vasıtası ile İran’a saldıracak ve İran’ı da Suriye ve Irak benzeri bir durum içinde bırakırken; Türkiye’ye bölgede kendi elleriyle yeni bir, ikinci bir İsrail devleti kurdurmak niyetindeler. Çelimsiz ve zayıf bölge devletlerinin karşısında batının desteklediği ve güçlendirdiği yönettiği ikinci bir İsrail benzeri devletle bölgede hâkimiyet kurmak BOP’un bir başka hedefidir.
Aman Ha!aman…
Hep söyledik, yine söylüyoruz,sıra sanki İran’a gelmiş gözüküyor. İran halledildikten sonra sıranın Türkiye’de olduğunu anlamak için siyaset bilimci olmaya bile gerek yok. Lakin Devlet adamı kumaşınız olmaz, elinizde de ehil bilgili ve eğitilmiş kadronuzda yoksa vahim yanlışlar yapmaya devam edersiniz.
İran’ın bitirilmesinden sonra Büyük Kürdistan (Büyük İsrail) devletine devletinizin ne kadarını feda edeceksiniz? Birilerinin üfürmesi ile kendi ellerinizle kuracağınız bir devlete topraklarınızın, insanlarınızın ne kadarını feda edeceksiniz? BOP eş başkanlığını alırken bunların ne kadarını biliyordunuz? Beyler, eğer yaptığınız işlerde samimi iseniz diyeceğimiz şudur. Gittiğiniz yol, bilesiniz ki yol değildir. Bu yol, ülkenin bölünmesine, parçalanmasına ve Sevr’de bize çizilen haritaya çıkar. Bu ülkenin asla bir Kürt Sorunu diye bir yoktur. Olmamıştır da, çünkü bu ülkeyi vatanın asli unsurları olarak biz birlikte kurduk. Yok, aslında bizim birbirimizden farkımız. Biz bu milleti meydana getiren Türk Milletiyiz. Ve ülke bizim. Sizlerinde samimi olduğunuza inanmaya çalışıyoruz. O halde bir milletten yeni milletler çıkarmak isteyenlerin oyun tahtasında piyon olmanın anlamı nedir?
Ülkemizin sorunlarını biliyoruz, çözüm yollarını da biliyoruz. Bizim saltanat gibi bir derdimiz de yok. Biz yarın huzura vardığımızda vereceğimiz hesabın derdindeyiz ve devletimizin, milletimizin kıyamete kadar yaşamasını istemekten başka bir derdimiz de yoktur. Yapamıyorsanız Millet Partisinin, millet evlatlarının önünü açın ve ülkenin sorunlarını çözelim ve ülkemizi ihtişamlı günlerine geri götürelim.
Elmanın kurdu kendinden olurmuş kendi elmamıza kurt olmayınyeter!
