Ev 19. Sayı Barış Tuzağı

Barış Tuzağı

Tarafından Hacı Ali ÖZDEMİR

Bahçeli’nin 22 Ekim 2024 te yaptığı çağrının üzerinden beş ay geçmiştir. Söz konusu çağrıya terörist başının cevabı açıklandı. “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” adı verilen çağrıda D. Bahçeli’ye cevap verildi. D. Bahçeli açıklamasında; “Şayet terörist başının tecridi kaldırılırsa gelsin TBMM’de DEM Parti grup toplantısında konuşsun” demişti. Ayrıca, “Terörün tamamen bittiğini ve örgütün lağvedildiğini haykırsın,” demişti.

Bahçeli’nin çok hoşuna giden, değerli bulduğu Terörist başının Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı açıklamaları ne anlama geliyor? Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı Sayın Erdoğan’ın “Terörsüz Türkiye” hayalini gerçekleştirecek nitelikte midir?

Terörist başı açıklamasında “PKK görevini tamamlamıştır. Tüm gruplar silah bırakmalı PKK kendini feshetmelidir” demiştir. Yapılan açıklamalar ve izahlardan anlaşılıyor ki PKK kongresini toplayacak ve karar alacaktır. Şayet terörist başının “tarihi sorumluluğunu üstlendiği” talimatıyla PKK kendini feshedecek ise, ayrıca kongre toplayarak karar almasına ihtiyaç var mıdır? Kongrede sadece PKK’nın feshedilmesi değil, başka kararlara da ihtiyaç olacağı anlaşılmaktadır. PKK silahları bırakacak, kendini tasfiye edecek, bundan sonra ne yapacaktır? Silahları nereye bırakacaktır? Silahlarını TSK’ya teslim etmeyecekse nereye saklayacaktır? Bir yerlere gömecek midir? Her ihtimale karşılık PPK’dan sonra nasıl bir terörist planı uygulanacaktır?

Terörist başının açıklamalarından sonra PKK/PYD terör örgütünün başı Salih Müslim “siyasi bir örgüt olarak faaliyet göstermemize izin verilirse silahları bırakırız” demiştir. PKK tarafından yapılan açıklamalarda İmralı’dan gelen talimatlar doğrultusunda ateşkes ilan ettiklerini açıkladılar.  Ancak örgütün silahlarını teslim ederek saldırıları sona erdirdiklerine dair bir açıklaması olmamıştır. Kendilerine saldırı olmadığı müddetçe, kendileri de saldırmayacaklarını ifade etmektedirler. Bu iş, savaşı bırakma değil, geri çekilme (ricat) hareketidir. Örgüt almış oldukları kararın “bir son değil, yepyeni bir başlangıç” olduğunu söylemektedirler. Kısaca terörü bitiren bir olay olmamıştır.

Terörist başının “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” adını koyduğu yeni sürece iktidardan bir tanımlama yapılmadı. Çözüm süreci adıyla 2013-2015 arasında yaşanan ve toplumsal hafızada travma bırakan olayların gölgesinden bile korkar hale gelindiğinden yeni sürece bir isim konamamıştır. İsimsiz başlayan bu yeni süreçte, başta anayasa değişikliği konusu olmak üzere birçok hukuki ve siyasi dinamikleri de bünyesinde barındırmaktadır. Bu çetrefilli iş ve hukuki mesele nasıl çözülecek?

 

 

HUKUK İHLALLERİ

 

Terörist başı Abdullah Öcalan TCK nun 3/1 maddesi uyarınca “ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası”na çarptırılmıştır. Bu cezayı alanların 5275 Sayılı İnfaz Kanunun 107. maddesinde “koşullu salıverilme” hakkı olmadığı açıkça belirtilmektedir. Ayrıca AHİM ve AYM mevzuatı ve kararlarında da görüldüğü üzere, Abdullah Öcalan’ın “umut hakkı”ndan istifade emesi mümkün değildir. Hukuki mevzuatımıza göre MHP Genel Başkanı D. Bahçeli’nin açıklamaları hukuksuz ve tatbiki mümkün olmayan hayallerdir. “Barış yapacağız” derken hukuk ilkelerini ihlali meşrulaştırmak yanlıştır.  Yine terörist başının terörü bırakarak demokratik siyaset yapma isteğinin ve DEM partinin azınlık kuruluşu olarak Anayasal güvenceye alınması ile “anadilde eğitim” istekleri 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunun 79.-80.-81.-82. maddelerinde gösterilen hükümlere ve “anayasal düzeni zorla değiştirme” yasağına aykırılık taşımaktadır. Yapılan çalışmalar ve çabalar apaçık hukuksuzdur.

Terörist başının TBMM’ye gelerek konuşması veya mesajının TBMM de okunması ile arkasından PKK’nın silahı bırakıp feshedilme kongresinin yapılması için serbest bırakılması 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunun 7. Maddesine göre örgütsel propaganda olup, suçtur. Siyasi partiler “hukuk devletine saygılı” olmak mecburiyetindedir. (Anayasa, 68/4). Demokratik toplum isteği ile Kürt kimliğinin tanınması talebi birleştirildiği zaman anayasanın “üniter devlet “ilkesine ters düşer.

2015’deki çözüm sürecine iyi niyetlerle başlayan iktidar, hendek operasyonları ile onlarca güvenlik görevlilerini teröristlere kurban edip şehit düşmelerine sebep olmuştu. Bu nedenle iktidar “süreç” kelimesinden ürkerek toplumsal tepkileri yönetme gayreti içine girmiştir. PKK’nın feshi için toplanacak “kongre için güvenli ortam” talepleri geçmişteki benzer riskleri barındırıyor. Terör örgütünün sözde barış ortamından yararlanarak yeni terörizme hazırlık yapması mümkün hale gelmiş olacaktır.

 

EVRENSEL AHLAKİ KURALLAR

 

Kırk yıldır aralıksız saldırılarla katliam yapan, kadın çocuk demeden adam öldüren bir örgütün, silahlarını gömerek geri çekilmesi ile arkada bıraktığı kimsesizlerin, yetimlerin hakkını, diyetini kim verecek? Hala PKK’nın döktüğü kanların hesabı sorulmamışken, şehitlerin kan bedelleri ödenmemişken, sosyal barıştan, huzur ve kardeşlikten kim söz edebilecektir? Kırk yıllık katliamın hesabı hangi hukuk mahkemesinde görülecektir? Terörist başının umut hakkı(?) ile serbest bırakılması halinde, şehit yakınlarına haklarını helal edip, etmedikleri sorulmayacak mıdır? Bu gerçeklerin anlatılmasını, bazıları oyunu bozacak kışkırtmacılık olarak algılayabilir. Ama olayın hak ve hukuki yönü böyledir. Sosyal barış ve kardeşlikten bahsederken, hakkı yenmiş, mağdur olmuş insanların yüreklerini serinletecek adımların da atılması gerekmez mi? Bu soruların cevabını başta Sayın Bahçeli vermelidir. 

İktidarın “terörden arındırılmış Türkiye” vaadi karşısında terörist başının serbest kalacağı umudunu sevinçle karşılayan DEM’liler, mutabakattan dolayı büyük bir heyecan içinde olduklarını gizleyemiyorlardı. Terörist başı serbest kalacak, elini kolunu sallayarak Diyarbakır sokaklarında gezecek. Bu mümkün mü? İntikam hırsıyla bunalmış, çılgın birinin hışmına uğraması kaçınılmazdır. En iyisi ömrünün sonuna kadar adada yaşasın. Dışarıda dolaşarak milletin başına bela olmasın. PKK’nın işinin bittiğini terörist başı açıklamıştır. ABD onun da defterini kapatacak.

PKK’nın sözcülüğünü yapan DEM’liler, “çağrı boşta kalmamalı, uzatılan el havada kalmamalıdır. Bu çağrıdan sonra hukuki ve siyasi düzenlemeler yapılması kaçınılmazdır” demişlerdir. Ayrıca “tek taraflı ateşkes ilan etmiş olmaları, herhangi bir sıcak çatışma dışında, meşru savunma dışında bir şey yapmayacaklarını” açıklamaları, henüz pazarlığın bitmediğini göstermektedir. Hani terör örgütü ile pazarlık yapılmazdı.

Terörist başının serbest bırakılması, başta infaz kanunu olmak üzere birçok hukuki değişikliler gerektirir. İktidar 2028 deki Cumhurbaşkanlığı seçimlerine hazırlık yapma eğiliminde hareket etmektedir. Bu hedefte iktidar DEM partinin desteğine ihtiyaç duyacaktır. Bu nedenle başlatılan süreçte yığınla hukuksuzluklara rağmen, iktidar “terörsüz Türkiye” söylemini ön plana çıkarmaktadır. PKK kapatılınca onun sözcülüğünü DEM parti üslenecektir. PKK’nın elinde bulunan terör silahlarını kime teslim edecektir. Bu silahlar YPG’ye mi yoksa KCK’ya mı bırakılacak? Terörist başı PKK’nın feshini ve bir daha terör hareketi olmayacağını somut adımlarla göstermesi şarttır. Sadece silah bıraktırmak değil, zaferi sağlayacak hukukun üstünlüğüdür.

                                                                                                                       

You may also like

Yorum Bırakın

Hakkımızda

İlimle, hikmetle, akılla, tarihten ders alarak ve tüm insanlığı Uyanışa davet ediyoruz.
UYANIŞ, asırlardır darbelenen inleyen milletin derdine dil olmak için yola çıkan millet evlatlarının sesidir.

Are you sure want to unlock this post?
Unlock left : 0
Are you sure want to cancel subscription?
-
00:00
00:00
Update Required Flash plugin
-
00:00
00:00