Ev 19. Sayı Öcalan’ın Çağrısı, BOP’un Nesini Tamamlıyor?

Öcalan’ın Çağrısı, BOP’un Nesini Tamamlıyor?

Tarafından Dr. Kadir ÇETİN

son günlerde Suriye’de yine ince hesaplar peşinde olan başta İsrail olmak üzere Emperyal güçlerin istediği şekilde mezhep ve etnisiteye dayalı kavgalar, Türkiye’nin başını ağrıtacak şekilde başlamıştır.

Öcalan’ın Barış Çağrısı; bir anlamda BOP’un Suriye’de PKK’ya devlet olma yolunu açtığının göstergesidir.  Yani BOP’un hedeflerinden olan böl, parçala, küçült bağlamında “Batı Kürdistan” olarak isimlendirilen Suriye Legosu da tamamlanmış oluyor gibi…

ABD’nin patronu olduğu Büyük Ortadoğu Projesinin, Türkiye’ye yönelik büyük bir ihanet planı olduğu Suriye’nin parçalanmasıyla ayan beyan ortaya çıkmıştır. 22 ülkeden hali hazırda Sudan, Libya, Irak, Yemen bölünmüş ve Suriye bölünmenin eşiğindedir. Diğer ülkeler ise iç karışıklıklarla boğuşmaktadır.

 

Suriye’de Esat Rejiminin yıkılışını Türkiye’de bayram havasında kutlayanlar, “Dünya Okuryazarlık” seviyelerinin, vasatın da çok altında olduklarını bir kez daha göstermişlerdir.

 

Neden diyeceksiniz?

 

Bu sevinci duyan ve yaşayan insanlar her şeyden önce Büyük Ortadoğu Projesinin (BOP) görünen ve görünmeyen amaçlarıyla Esat’a rahmet okutan İsrail’in, başta Gazze olmak üzere Filistin genelinde, Lübnan’da ve Suriye’deki zulmünü görememektedirler…

 

İsrail günübirlik politikalar uygulayarak gelmedi bugünlere. 1897 yılında yapılan I. Dünya Siyonist Kongresinde alınan kararları takip ederek, çok uzun erimli plan ve politikaları uygulayarak geldi…

 

Yani, Tarihinde iki sefer Kudüs’ten kovulan Yahudiler kendileri için Muharref Tevrat’ta “Vaad Edilmiş Topraklar” olarak bilinen Nil-Fırat ırmakları arasındaki topraklara hakim olmak ve yerleşmek ideali uğruna yapmayacakları çılgınlık, işlemeyecekleri zulüm yoktur. Yakın ve uzak siyasi tarih okumaları bunun en açık şahididir…

 

Bu bağlamda, bütün dünyanın gözü önünde 7 Ekim 2023’te HAMAS’ın saldırısı ile başlayansavaşta, İsrail’in orantısız güç kullanarak Gazze/Filistin’de ve bölgede gerçekleştirdiği zulüm, insanlık dışı uygulamaları bu hedefe ulaşmak için işlendi ve işleniyor…

 

  • BOP ve Eş Başkanlık Görevi

 

Bu konuda daha önceki yazılarımızda BOP ile ilgili detay bilgileri paylaşmıştım. BOP ilk defa, 2004 yılında ABD Başkanı George W.Bush’un Başkanlığında Sea Island,Georgia’da yapılan G8 Ülkelerinin zirvesinin sonuç bildirisinde zikredilmişti. Toplantıya, G8’in dışında o tarihte Başbakan olan R.T.ERDOĞAN’da özel davetli olarak katılmıştı (Türkiye G8’de değil). O toplantıdan Sayın ERDOĞAN, BOP’un Eş Başkanlığı görevini alarak dönmüştü…

 

O günlerde Sayın Erdoğan, sık sık “Biz BOP’un Eş Başkanıyız…” diyerek hava atıyordu… Malum, BOP’un Arap versiyonu “Arap Baharı” olarak isim yapmıştı. Bu bağlamda, “Diyarbakır BOP’un parlayan yıldızı olacaktır.” cümlesini, Türk Kamuoyu gibi ben de Sayın Erdoğan’ın ağzından duymuştum.

 

  • ABD’nin Sicili

BOP’un uygulama sürecinde Türkiye, ABD ile işbirliği halinde “Eğit-Donat” mottosu ile Suriye’de muhaliflere arka çıkmıştı… Oysa o gün Türkiye’yi yönetenler, ABD’nin bunca kabarık ve karanlık/kirli sicilini dikkate alarak şu soruları sormalıydılar.

 

  1. ABD’nin Suriye’de işi ne?
  2. ABD yıllardır Türkiye’nin başının belası PKK’ya niçin kol kanat germektedir?
  3. İsrail’in “Arz-ı Mevud” idealinin anlamı nedir?

Bu soruların cevabını verdikten sonra Türkiye bölgedeki dış politikasını belirlemeli değil miydi?

 

Yani, AKP iktidarı BOP’un görünmeyen arka plan hedeflerini düşünmeli ve ABD’nin peşine düşmemeliydi.

 

Zira, BOP’un görünen hedeflerinin perdelediği, görünmeyen arka plan hedefleri arasında;

  • İsrail’in güvenliğinin sağlanması,
  • Enerji kaynaklarının ve taşıma güzergahlarının kontrolü ve
  • Ağırlıklı Ortadoğu ülkeleri olmak üzere 22 ülkenin mevcut sınırlarının ve demografik yapılarının değiştirilerek daha küçük ve yönetilebilir devletçiklerin kurulması yer almaktaydı…

ABD’nin uygulamaya koyduğu bu plan, sadece askeri müdahalelerle değil, aynı zamanda etnik, dini ve mezhepsel farklılıkların kışkırtılması, çatıştırılmasıyla da yürütülmüş ve yürütülmektedir.

 

  • Mayınlar Temizleniyor

BOP’un Eş Başkanlık görevini üstlenen Türkiye tarafından, Suriye’de olayların başladığı 2011’den önce Türkiye – Suriye sınırında bulunan mayınlar temizlenmiş ve sınır geçişlerine müsait hale getirilmiştir.

 

Bu süreçte iki taraflı geçişlere göz yumulmuş ve değişik ülkelerden CİA/MOSSAD destekli silahlı gruplar Suriye’yi karıştırmak üzere genelde Türkiye üzerinden Suriye’ye sokulmuştur. Türkiye bu konuda aktif görev üstlenmiş, “EĞİT-DONAT” mottosu ile ABD ile birlikte Esat’ı devirmek için muhaliflere her türlü desteği vermiştir.

 

  • Suriye İç Savaşının Sonuçları

ABD’nin uygulamaya koyduğu BOP’un Suriye ayağında olan bitenler Türkiye’yi doğrudan etkilemiştir. Açık kaynaklardan elde edilen verilere göre, Suriye iç savaşı sonucu 10 milyonun üzerinde Suriyeli mülteci konumuna düşmüş ve bunların 4-5 milyonu Türkiye’ye gelmiştir. Diğer taraftan 500 binin üzerinde Suriyeli de ağırlıklı iç çatışmalarda hayatını kaybetmiştir.

 

Akdenizdebatan lastik botlarda ölen Suriyeli göçmenlerin cesetleri ve Ege sahiline vuran Aylan Bebek’in o korkunç tablosu hala hafızalarımızda canlıdır…

 

Türkiye, Esat muhaliflerinin oluşturduğu Suriye Milli Ordusu (Öncesi Özgür SO)nun yanında yer alırken ABD, ağırlıklı Suriye’de yaşayan Kürtlerin oluşturduğu “Suriye Demokratik Güçleri”ne= (YPG/PYD/PKK) 100 binlerce tır dolusu silah yardımı yapmıştır. Yani Türkiye ile baştan yaptığı işbirliğine sadık kalmayarak kendine yakışanı yapan ve yollarını ayıran ABD, özellikle Suriye’nin yeraltı zenginliklerinin bulunduğu bölgeyi içine alacak şekilde Suriye Kürtlerinin örgütlenmesi ve silahlandırılması yoluna gitmiştir…

 

  • Sevr Paçavrası Hortluyor

Gelinen noktada BOP’un Suriye için belirlenmiş hedefi bağlamında lego’nun eksik parçası yerine oturmuştur. Yani 1920 yılında imzalananSevr Anlaşmasından miras, dört parçadan (İran, Irak, Suriye, Türkiye) oluşan ve “Kürdistan” ismi ile anılan bölgenin Irak parçası daha önce ABD’nin Körfez çıkarması sonucu oluşturulmuştu. Şimdi de, yine ABD’nin himayesi ile Suriye’de FIRAT’ın doğusunda (Topraklarının yaklaşık % 28-30’u) ağırlıklı Kürt nüfusun oluşturduğu yapı hakimiyetini sağlamlaştırmaya çalışmaktadır…

 

BOP’un uygulama sürecinde, bölgesel isimlendirme olan Arap Baharının Suriye versiyonuna ABD’nin (DEAŞ’a karşı mücadele etmek bahanesiyle) güdümündeki PKK tam destek vermiştir. PKK, gerek Kandil’den gerekse Türkiye’den bütün militanlarını YPG-PYD’nin emrine vermiştir.

 

“Bağımsız Kürdistan”a giden yolda, Irak’tan sonra Suriye’de ikinci parça olarak bu karışıklıktan istifade ile Suriye Bölgesel Kürt Yönetimi BOP’un uygulama sürecinde bölgede yerini almıştır.

 

Ancak, duyguları okşayan ve fakat bölge gerçeklikleri ile örtüşmeyen Büyük Kürdistan hayali, 1915 Ermeni tehcirinin öncesinde o günün emperyal güçlerince, “Büyük Ermenistan” hayali ile kışkırtılan Ermeni çetelerini hatırlatıyor. Malum asırlarca birlikte barış içinde yaşayan Osmanlı tebası (Ermeniler, Kürtler, Türkler, Araplar, Hristiyanlar vb.) bu kışkırtmalar sonucu bölgede binlerce insanın hayatına mal olan, felaket yıllarındaki çatışmaları hatırlatıyor…

 

Diğer taraftan İsrail, yaşanan iç kargaşadan istifade ile Suriye’nin bütün savunma gücünü (Kara, Hava ve Deniz) hava saldırıları ile ortadan kaldırmış ve Güney Suriye’de Golan Tepelerinin güneyi dahil önemli bir bölgeyi de işgal etmiştir. Bu bölgedeki Dürzi’leri mevcut Suriye yönetimine karşı himayeye soyunarak, bağımsız devlet olma sözü veren İsrail, Suriye’yi dört parçaya bölmenin hesaplarını yapmaktadır.

 

  • HTŞ Sonrası Cevaplandırılacak Sorular

Bu bağlamda yine daha önce,  “Dr. Kadir çetin / Suriye masasında cevaplandırılacak sorular ve Türkiye’nin sorumluluğu…” başlığı ile yazdığımız yazıda Suriye’de istikrarın sağlanması için 10 soru sormuştuk… Bu sorulardan biri de; Esat sonrası Suriye’yi kontrol eden HTŞ’nin ülkede farklı din, dil, mezhep ve etnik yapıyı Suriye vatandaşlığında buluşturacak bir anlayışı nasıl hakim kılacağı idi.

 

Bugünlerde Suriye’den gelen haberler tüyler ürperticidir. Yani HTŞ içinde farklı din ve mezheplere duyulan kin ve nefret yargısız infazlara dönüşmüş ve iç çatışmaların başlayacağı sinyalini vermiştir. Bunun yaşanacağı belli belli besbelli idi. Çünkü HTŞ bir ideolojik yapının militanlarından oluşmuş bir kültür ikliminin eseriydi.

 

Suriye’de birliğin adresi olabilecek hoş görüden ve toleranstan bi haber bu yapının, farklılıkları dikkate alarak bir arada yaşama kültürünü oluşturabilecek, insan hak ve hürriyetlerini esas alacak demokratik bir hukuk devleti olma kültürü/nosyonu yoktu. Böyle bir kültür ikliminden de farklılıkları bir arada tutacak tavır, davranış ve hareket beklemek saflık olurdu…

 

Diğer taraftan Suriye’nin güneyini işgal eden ve Dürzileri kışkırtan İsrail ile ilgili Şam yönetiminin sessiz kalışı da oldukça manidardır… Bu durum HTŞ ile ilgili bir yığın soruyu akla getiriyor…

 

  • Bebek Katilinin Barış Çağrısı

Suriye’de gelişen bu sürecin gölgesindeİmralı’dan gelen Barış Çağrısı içeriden ve dışarıdan nasıl okunmalıdır? Bunun siyasi, sosyal tahlili gerekli ve hayatidir…

 

İçeriden konuya bakıldığında:

  1. Siyasi iktidar “PKK’yı bitirdik” mesajı ile kamuoyunu manüple edecektir.
  2. PKK kendini feshederek bugüne kadar işlediği cinayetlerin hesabını vermekten kurtulmuş olacaktır.
  3. İktidar partisi iktidarda kalma süresini uzatma ve Cumhurbaşkanının bir kez daha seçilebilmesinin önünü açmak için Anayasa değişikliğinde DEM’indesteğine talip olacaktır.

Dışarıdan konuya bakıldığında:

  1. Malum, PKK başta ABD olmak üzere BM ve Batılı Ülkeler tarafından terör örgütü olarak tanınıyor. Türkiye bugün, BM kararlarından destek alarak PKK üzerine yurtiçi ve yurtdışı operasyonlarını yapmaktadır.
  1. Hiçbir ülke PYD-YPG’yi terör örgütü olarak tanımadığı için Türkiye’nin PYD-YPG’nin omurgasını oluşturan PKK yuvalarına müdahale etme dayanağı ortadan kalkmaktadır.
  1. Zaten,ABD Basın Sözcüsü:“Türkiye artık PKK’yı bahane edip Kuzey Suriye’debulunan PYD-YPG’yi rahatsız edemez. Çünkü PKK diye bir grup artık yok.” şeklinde açıklama yapmıştır.
  • Suriye’de Yeniden Başlayan İç Çatışmalar

Diğer taraftan son günlerde Suriye’de yine ince hesaplar peşinde olan başta İsrail olmak üzere Emperyal güçlerin istediği şekilde mezhep ve etnisiteye dayalı kavgalar, Türkiye’nin başını ağrıtacak şekilde başlamıştır.

 

Alevi nüfusun yaşadığı Lazkiye ve çevresindeki çatışmalarda 745 Alevi sivilin Suriye Güvenlik Güçleri ile girdikleri çatışmada hayatını kaybettiği bilgisi gelmiştir. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara “Suriye’yi iç savaşa çekme girişimleriyle karşı karşıyayız.” ifadesini kullanarak vatandaşlarına birlik çağrısında bulunmuştur.

 

Suriye’deki bu iç çatışmaya şaşırdık mı? Hayır…

 

Çünkü bu durum, BOP’un amaçları ile örtüşmektedir. Aynı zamanda, ABD’nin girdiği her ülkede ve bulunduğu her yerde olan ve uygulayageldiği sıradan politikalarının bir sonucudur…

 

Burada ABD’nin takip ettiği dış politikasını anlamak için iktidar ve yandaşlarına, John Perkins’in “Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları” serisini okumalarını tavsiye edelim…

 

Batıda mevcut devletler sınırlarını kaldırarak (Avrupa Birliği, ABD vb.) birlikler oluşturma peşinde serbest dolaşımı, yeni kimlikleri, yeni para birimlerini belirlerken, emperyal güçler bölgemizde etnisite ve mezhep temelli bölünmeleri gündemde tutuyorlar. Bağımsız Kürdistan, Bağımsız Dürzistan, Bağımsız bilmem neistan hayaliyle bir birini öldüren bölge insanı ve yöneticileri bu gerçekliği, bu emperyalist oyunları görmeleri gerekmez mi?

 

  • Şam-YPG Arasında Yapılan Anlaşmanın Ardında ABD Var

Lazkiye ve çevresinde güvenlik kuvvetleri ile girilen çatışmaların hemen ardından,alelacele Şam’da Mazlum KOBANİ ile Ahmet ŞARA 8 maddelik bir metin üzerinde anlaşmışlardır. Doğal olarak bu anlaşmanın siyasi, sosyal ve ekonomik sonuçları olacağı açıktır.

 

1. Siyasi Sonuçlar

  • Şam Yönetiminin Kontrolü: SDG ile varılan anlaşma, Suriye’deki merkezi hükümetin güç kaybetmesine veya farklı bölgelerdeki diğer etnik ve mezhep grupları (Alevi, Dürzi, Türkmen, Nasturi, Hristiyan vb.) için özerklik taleplerinin yükselmesine neden olabilir. Bu durum, özellikle muhalif grupları cesaretlendirir ve mevcut savaşın daha da yaygınlaşmasına yol açabilir.
  • Bölgesel Ayrılıkçılık: Aleviler, Hristiyanlar, Dürziler, Yezidiler, vb. dini ve etnik grupların çoğunlukta olduğu bölgelerde özerklik talebi veya kendi yönetimlerini kurma eğilimleri, ülkenin bölünmesine yol açabilir. Bu tür bir siyasi ayrılık, Suriye’nin parçalanmasını daha da hızlandırabilir. Ki bu BOP’un görünmeyen hedefleri arasındadır.

2. Sosyal Etkiler

  • Dini/Mezhepsel Gerilim: Tarihten gelen Alevi-Sünni ayrımının yaşandığı gerginlikler, yeni çatışmaların ateşlenmesine sebep olabilir. Bu durumun daha geniş kitlelere yayılan etnik ve mezhebi çatışmalara evirilmesi, muhtemelen iç çatışmaların sonucu toplumda büyük yaraların açılmasına sebep olacaktır.

 

  • Mülteci Krizi: Aleviler ve diğer gruplar arasındaki çatışmaların tırmanması, daha fazla iç göç ve mülteci hareketlerine yol açabilir. Özellikle güvenliğin sağlanmadığı bölgelerden, yerinden edilen insanlar yeni bir göç dalgası ile komşu ülkelerden Türkiye, Ürdün, Irak ve Lübnan’a göç edebilirler.

 

3. Ekonomik Etkiler

  • Altyapı ve Ekonominin Çöküşü: Ülke genelinde devam eden çatışmalar, mevcut ekonomik altyapıyı daha da tahrip edebilir. Hükümetin zayıflaması ve savaşın yayılması, sanayi, tarım ve ticaret gibi temel sektörlerin çökmesine neden olabilir. Bu da işsizlik oranlarını artırır ve ekonomiyi felç eder.
  • Uluslararası Yaptırımlar ve Destek: Çatışmaların yaygınlaşması, hali hazırdaki müdahalelere ilave uluslararası toplumun müdahalesini gündeme getirebilir. Bu durum, Suriye’ye uygulanan ekonomik yaptırımların şiddetini artırabilir veya ülkeler arası yardım ve destekten feragat etmeye yol açabilir.

 

İlginç olan Mazlum KOBANİ’nin Şam’a gelmeden önce ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığından (CENTCOM) General Michael Erik Kurilla ile görüşmesi dikkatlerden kaçmamıştır. Aynı zamanda KOBANİ, CENTCOM’un helikopteri ile Şam’a gelmiştir. Yani yapılan anlaşmanın arkasında ABD’nin olduğu gün gibi ortadadır…

 

Sonuç

Öcalan’ın Barış Çağrısı; bir anlamda BOP’un Suriye’de PKK’ya devlet olma yolunu açtığının göstergesidir.  YaniBOP’un hedeflerinden olan böl, parçala, küçült bağlamında “Batı Kürdistan” olarak isimlendirilen Suriye Legosu da tamamlanmış oluyor gibi…

 

Sonuçta, Suriye’deki Aleviler ile merkezi hükümet arasındaki çatışmaların ülke geneline yayılması, ülkenin her açıdan daha da istikrarsız hale gelmesine neden olacaktır. Hem içsel hem de dışsal faktörlerin bir araya gelmesi, Suriye’nin geleceğini belirsizleştirirken, halkı daha fazla acıya ve zorluklara sürükleyecektir. Bu durum tam da BOP’un hedefleri ile örtüşen bir gösterge olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

ABD’nin patronu olduğu Büyük Ortadoğu Projesinin, Türkiye’ye yönelik büyük bir ihanet planı olduğu Suriye’nin parçalanmasıyla ayan beyan ortaya çıkmıştır. 22 ülkeden hali hazırda Sudan, Libya, Irak, Yemen bölünmüş ve Suriye bölünmenin eşiğindedir. Diğer ülkeler ise iç karışıklıklarla boğuşmaktadır.

 

Gelsin sıradaki ülke, ülkeler…

 

BOP’un Eş Başkanı olarak Sayın ERDOĞAN bu görevini başarı(!) ile yerine getirmiş olmakla yeniden Cumhurbaşkanı seçilmesinin yolunu mu açıyor? Sorusunu da sormadan edemiyor insan…

 

Bu yolda Ortadoğu’yu ABD-İsrail ortaklığı ile perma perişan hale getirenleri bu millet affetse bile tarih affetmez…

 

Basireti bağlanmamış yöneticilere ihtiyacımız var…

 

You may also like

Yorum Bırakın

Hakkımızda

İlimle, hikmetle, akılla, tarihten ders alarak ve tüm insanlığı Uyanışa davet ediyoruz.
UYANIŞ, asırlardır darbelenen inleyen milletin derdine dil olmak için yola çıkan millet evlatlarının sesidir.

Are you sure want to unlock this post?
Unlock left : 0
Are you sure want to cancel subscription?
-
00:00
00:00
Update Required Flash plugin
-
00:00
00:00