Ev 20. Sayı Siyaset ve Salih Amel

Siyaset ve Salih Amel

Tarafından Selami YILDIRIM

Yıllarca millet evlatları, bazen gaflet bazen dalaletle beynelmilel şebekelerin emellerine kurban edilmiş, milletimizin refahına ket vurulmuştur.

“Politikacı bir sonraki seçimi, devlet adamı gelecek nesilleri düşünür.” Aykut EDİBALİ

Bir ibadet temizliğinde yapılması gerekirken, kişisel ihtiraslara kurban edilen Türk siyasetinin, bir an önce bu yoz anlayıştan kurtarılması şarttır. Öncelikle bu alandaki kavramları doğru tanımlamak ve politika ile siyaseti yerli yerine oturtmak gerekmektedir. Yapılan her eylemin, üretilen her düşüncenin hesabı verilecektir anlayışıbaşat ilke olmak zorundadır ki ondan güzel işler peyda olsun. Şimdi bu iki kavrama yüzeysel de olsa bir göz atalım.

Politikacının Siyaset Anlayışı

Politikacı, siyasetin faziletli yolunu ve anlayışının semtine bile uğramaz. Bunun için bir felsefe bir doktrine de ihtiyacı yoktur. Politikacıyı siyasetçiden ayıran en önemli özellik ahlaktır. Politikacı amacına ulaşmak için bir anlamda evrensel olan ahlaki kabulleri tanımaz. O, amacına ulaşmak için her yolu mubah görür. Ona göre “At binenin; kılıç kuşananındır.” Siyasetçi ise, içselleştirdiği siyasi bilincini denetleyen bir vicdana sahiptir. Fizik ile metafzik onda iç içedir. O daima bir murakabe altındadır. Onun bir davası ve ülküsü vardır. Politikacı için ise bütün bunlar anlamsızdır.

Salih Amelin Kaynağı Milletin Hayat Pınarıdır

Hâlbuki milletin hayat pınarı, değerlerin en değerlisi, siyaseti “salih amel” olarak kabul etmektedir. Yani siyaset, güçsüzü güçlü karşısında koruyan; mazlumun hakkını zalimden alan; hukukun üstünlüğü ve çoğulcu demokrasi anlayışını benimseyen; çıkardığı yasalarla toplumsal düzeni sağlayan; nesli koruyan, canı koruyan ve bunların mihveri olan inancı koruyan bir iyilik çabasıdır. Müslümanların çoğunlukta olduğu ülkemizde siyaset ve siyasetçi; ne yazık bu felsefeden bihaberdir. Tam tersi olarak aklın ve bilimin ışığında, haklı bir fikir ve eyleme dayanarak ibadet temizliğinde yapılması gereken siyaset, politikaya tercih edilmektedir. Sorunda işte burada ortaya çıkmaktadır.

 Felsefesiz Sığ Bir Anlayış

En mütedeyyininden, en sekülerine kadar profesyonel yapılara baktığımızda hiçbirinde bir derinliğe, bir felsefi bakışa rastlayamamaktayız. Bir yanda semboller, işaretler ve sloganlarla iş götürülürken; diğer yanda dini, etnik ve kültürel farklılıklar istismar edilerek işler yürütülmektedir. Kimsenin ne bir medeniyet davası ne de bir kızıl elması vardır. Tek hedef iktidar olmak ve muktedir olmaktır.

Sonuçta bütün bu yaklaşımlar ne bir sadra şifa, ne bir derde deva olabilmektedir. Bunun sonucu olarak niyeti hayır olmayanların akıbeti de hayır olmamaktadır.Yani hayat ve kâinatı izah edemeyen, varlıklarının ontolojik izahını yapamayan bu sığ anlayışların, toplumu hayırda buluşturmaları da mümkün olamamaktadır. Tam tersi toplumu cephelere bölerek ve çatıştırarak prim yapmaya çalışılmaktadır. Nitekim siyasi tarihimiz bunun üzücü örnekleriyle doludur. Yıllarca millet evlatları, bazen gaflet bazen dalaletle beynelmilel şebekelerin emellerine kurban edilmiş, milletimizin refahına ket vurulmuştur.

 Günümüzün Politik Manzarası

Osmanlı İmparatorluğunun son dönemlerinde kurulan siyasi partilerin dünya görüşleri, Cumhuriyet dönemine de taşınarak bir anlamda varlıklarını sürdürmüşlerdir.Erken cumhuriyet döneminde ideolojisini topluma ikame etmek amacıyla yeni devletin yurttaşını oluşturmaya çalışan kurucu ideoloji, uzun süre demokrasiyi gündeme getirmemiştir. Bu tekdüzeliğe uzun süre direnemeyen yeni rejim, ikinci çeyrekte çok partili hayata geçmek zorunda kalmıştır. Yeni hayat çok partili olsa da siyaseti “horoz dövüşü” olarak gören ilim ve hikmet yoksunu anlayışlar sebebiyle nice zahmet nice emekle kurulan devlet, varlık ve beka meselesiyle baş başa kalmıştır.

 Ah! Şu Kör Olası Koltuk Sevdası

Çok geriye gitmeden bugüne bakalım:Her şehit cenazesinde kendisine güç devşiren bir parti, bir gün ansızın kendini inkâr eden bir çıkışla herkesi şaşırttı. Ülke sorunlarını nasıl çözerim derdinden çok, koltuğumu nasıl korurum derdinde olan iktidarın ise sesi soluğu çıkmadı. Bu sessizliğin sebebi bu çıkışın muhatabı olan bölücü örgütün siyasi uzantısı olan yapının politik desteğine olan ihtiyaçtır. Bundan daha dikkat çekeni ise Cumhuriyeti kurmakla övünen ana muhalefet partisinin gösterdiği zaaftır. Her iki taraf da bu süreçte anayasa değişikliği ve cumhurbaşkanlığı seçiminde politik desteklerini umdukları terör örgütünün siyasi uzantısının sempatisini kazanmaktır. Onların derdi ise batıl davaları için bu zaafı iyi değerlendirmektir. Ama unuttukları bir şey var: milletin feraseti… Millet ise olan bitenler karşısında şaşkın, öfkeli ve üzgündür.

Milli davaları bayraklaştıran bir parti nasıl kendi ile çelişkiye düştüyse, 11 Nisan 2025 günü ana muhalefet partisi genel başkanı da nasıl bir zafiyet içinde olduğunu gösteren şu açıklamayı yaptı: “Biz iktidara geldiğimizde Kürt meselesini demokratik yollarla çözeceğiz.”

Şimdi sormak lazım: Aziz Türk Milletinin dişiyle tırnağıyla kurduğu bu devleti yönetmek için siyasi bilinç yoksunu bu liderlere yetki verilebilir mi?

Kaht-ı Rical Var

Yukarıdaki isim tamlamasının günümüz Türkçesindeki karşılığı, devlet adamı kıtlığıdır. Maalesef ülkemizde politikacı çok ama devlet adamı yoktur. Ne diyordu Bilge Lider Edibali? Politikacı bir sonraki seçimi, devlet adamı gelecek nesilleri düşünür.

Devlet adamı, emperyalist toplum mühendisliğinin icat ettiği “mozaik” söylemini diline dolayıp kavimleri millet yerine sayarak meydan meydan konuşmaz. Bu ülkede birçok kavim, aşiret ve topluluk vardır. O yüzden mesele de yoktur. Varsa güvenlik meselesi vardır, varlık ve beka meselesi vardır. Yine bu ülkede tek millet vardır. O milletin adı da Türk milletidir. O, sosyolojik bir üst yapının adıdır. Bunu anlamak için sosyolog, antropolog olmaya da gerek yoktur.

Sonuç

Aziz milletim, bu satırları bir siyasi kimlikle yazıyorum. Yukarıdaki fikirlerimizin karşılığına uyan ve siyaseti ibadet temizliğinde yapmaya çalışan tek parti, hak ve millet davasını sesi olan Millet Partisidir.Unutmayalım ki yurttaş olarak verdiğimiz oydan ve seçtiklerimizin eylemlerinden sorumluyuz. İşte bu nedenle gösterdiğimiz adresi çok ama çok önemsiyorum.

You may also like

Yorum Bırakın

Hakkımızda

İlimle, hikmetle, akılla, tarihten ders alarak ve tüm insanlığı Uyanışa davet ediyoruz.
UYANIŞ, asırlardır darbelenen inleyen milletin derdine dil olmak için yola çıkan millet evlatlarının sesidir.

Are you sure want to unlock this post?
Unlock left : 0
Are you sure want to cancel subscription?
-
00:00
00:00
Update Required Flash plugin
-
00:00
00:00