Ev 20. Sayı Yeniden Milli Mücadele’den #4

Yeniden Milli Mücadele’den #4

Tarafından Uyanış

Bugün Türk Cumhuriyetlerinin Kıbrıs’ta Bağımsız Kıbrıs Türk Devleti yerine Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni tanımasını ve elçilik açılmasını kınayarak milleti kandırmayalım.Gelinen nokta Kıbrıs Barış Harekâtından sonra izlediğimiz yanlış politikaların bir sonucudur. Hem de bizim bütün ikazlarımıza yol göstermelerimize karşın.

KIBRIS’TA DÜĞÜMÜ KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ ÇÖZER*

Eğer Rumlar, Türklerin karşısına Makarios’un ardında çıkmakta direnirlerse, Kıbrıs Türk Toplumu, kendi kontrolü altındaki bölgede hemen milletlerarası kişiliğini ilan etmelidir. Ancak bu gerçek, asla Rumların Makarios’un liderliğini kabul şartına bağlanmamalıdır.

Kıbrıs’taki Türk toplumunun bağımsızlığını ilan etmesi, Kıbrıs gerçeğinin zorladığı bir mecburiyettir. Kıbrıs’ta Yunan darbesi ve Türkiye’nin müdahalesinden sonra günün şartları içerisinde tak çözüm yolunun «Kıbrıs Türk Cumhuriyeti» ilan etmek olduğunu mecmuamız daha o zaman söylemişti.

Şartlar devamlı olarak Türkiye’yi bu istikamete zorlamaktadır. Fakat Türk Hariciyesinin, çekingen ve pasif tutumu, Kıbrıs meselesini bunca zaman sürüncemede bırakmış, Kıbrıs Türklerinin hürriyete kavuşmasını engellemiştir. Kıbrıs Türk Cumhuriyetinden başka çıkar yolun olmadığı artık görülmeli ve hiçbir şarta bağlı olmaksızın Bağımsız Kıbrıs Türk Cumhuriyeti artık ilan edilmelidir.

… Kıbrıs’ta devlet yönetiminden yoksun geçen her gün, Türkiye’nin ve Kıbrıs Türk toplumunun aleyhine işlemektedir. Senelerce Rumların ablukası altında ezilen Türk toplumunun bir an önce kendi ekonomisini, kendi eğitimini, kendi sosyal yapısını kuvvetlendirmesi gerekmektedir.

Türk Hariciyesi, olaylar karşısında pasif davrandıkça, zaman aleyhimize kullanılmak istenmektedir. BM Genel Kurulunun CHP’-li Dışişleri Bakanı tarafından zafer denilerek imzalanan kararından sonra, bu karar mesnet yapılarak aleyhte icralara girişilmek istenmektedir.

Son olarak BM Güvenlik Konseyi aldığı bir kararla, görüşmelerin yeniden başlaması, Türk Askerlerinin Ada’dan çekilmesi için teşebbüse geçilmesini istemiştir …

Türkiye’nin BM Daimî Temsilcisi Osman Olcay, Güvenlik Konseyinin kararının, kabul edilemeyeceğini belirtmiştir. Olcay, karara karşı yaptığı takdir toplayan konuşmasında şöyle demiştir:

«Türkiye delegasyonu, kendisini bu kararın şartlarıyla bağlı hissetmeyecektir. Zira karar, Ada’daki gerçekleri yansıtmamaktadır. Biz Kıbrıs’ta bir hükumet olmadığı görüşündeyiz.

Kıbrıs’taki hükumet daha on yıl önce hukukiliğini kaybetmişti. Şimdi Ada’daki toplumların iki lideri, yeni şartlar altında hukuki bir hükümet kurmaya çatışıyorlar. Kıbrıs’ta bir hükumet olmadığının BM belgelerinde açıkça belirtilmesini isterdik.»

Bugün; gerçeklere ters düştüğü için karşı çıkmak zorunda kaldığımız kararlar son derece üzücüdür.Bu kararlar, CHP Hariciyesi tarafından zafer olarak gösterilmek istenilen, TRT tarafından zafer olarak ilan edilen bu kararlara istinat ettirilerek alınmaktadır. Bu da CHP’nin Kıbrıs politikası adına bir ibret vesikasıdır.

Kıbrıs Türk Toplumu lideri Rauf Denktaş da, aynı karar üzerine; Ada’daki Rum Yönetimini Kıbrıs Hükümeti olarak tanıyan bir çerçeve içinde görüşmelerin yeniden başlaması mümkün değildir. Görüşmelerin tekrar başlaması için Ada’da iki toplumun varlığının tanınması, güney bölgesinde rehin tutulan Kıbrıslı Türklerin, Türk bölgesine dönmelerine izin verilmesinin şart olduğunu söylemiştir…

… Kıbrıs meselesinin aktüel hale gelmesinden sonra Türk-ABD veTürkiye-NATO ilişkilerinde bir-takım gelişmeler oldu. Amerikan Kongresinin Türkiye’ye askeri yardımı kesme Kararının, Kıbrıs meselesinde bir şantaj olarak kullanılmak istenmesi, yalnızca Türkiye’yi ilgilendiren bir konu da değildir. Zira bu mesele bütün NATO ittifakını ilgilendirmektedir.

Dışişleri Bakanı Esenbel, Kıbrıs meselesi ile Amerikan yardımı arasında bir ilişki kurulamaya-cağını açıklamıştır. Yani ABD’nin yardımı bahane ederek Türkiye’den Kıbrıs meselesinde bir taviz beklememesi gerekir.

Amerika ve İngiltere, Türkiye’den değişik usullerle tavizler koparmaya çalışırken korumaya çalıştıkları Rum tarafı ise Rusya ile ilişkiler kurmaya çalışmaktadır. Rusya’nın Kıbrıs Rum toplumunu köprü yaparak Akdeniz’de üslenmesi, Türkiye’yi olduğu kadar ABD ve Avrupa’yı da tehdit edecektir. Bunu ABD ve Avrupa görmemezlikten gelemez.

Türkiye Hariciyesi, bütün taviz-leri bizden isteyen ABD ve Avru-pa’ya bu gerçekleri anlatmalı, Türkiye’nin çok çirkin bu anla-yıştan rahatsız olduğunu belirt-melidir. İngiltere yeniden Kıb-rıs’ın başına Makarios’u geçirme çabalarından, ABD ise İngiltere’-nin bu girişimine destek olma hatasından vazgeçmelidir.


Yeniden Millî MücadeleDergisi Sayı 256, 24 Aralık 1974,Syf: 11



 

You may also like

0 Yorum

huseyin demirok 05/05/2025 - 16:49

kıbrıs davası turk milletinın varlık beka davasıdır asla vaz gecemeyiz kıbrıs turk devleti. tanınmasını saglamalıyız .kıbrıs turkıyenın akdenizdeki cıkıs kapısıdır bu mıllı politıka devlet politikası olark belırlenmeli ıktıdarlar değişse bile degiştırilmemeli

Cevap

Yorum Bırakın

Hakkımızda

İlimle, hikmetle, akılla, tarihten ders alarak ve tüm insanlığı Uyanışa davet ediyoruz.
UYANIŞ, asırlardır darbelenen inleyen milletin derdine dil olmak için yola çıkan millet evlatlarının sesidir.

Are you sure want to unlock this post?
Unlock left : 0
Are you sure want to cancel subscription?
-
00:00
00:00
Update Required Flash plugin
-
00:00
00:00